Bugün insanlar zulüm etmekte ve zulüm edilmektedirler;
zulüm dünyasını yaşıyoruz...
Paralel devleti ele alalım. Ordumuza zulmettiler, perişan
ettiler. Bunu paralelciler yaptılar. Ama iktidarın görevi bunları tesbit edip
mâni olmak değil midir .. Suç kimde !. Aksine; o dönemde onları o destekledi
veya en azından istihbarat gaflet içindeydi Bu durumda o zulmedenlerle beraber
iktidardakiler de zalim değil miydi .. Görünürde o da mazlumdur ama gerçekte
zalim düzeni sürdürmesi sebebiyle o da zalimdir. Millî Görüş gömleğini ve
Adil Düzen i bırakıp kendi aklı ile paralelcileri büyüttü. Hâlâ istiğfar etmiş
değildir, hâlâ Adil Düzen den uzak durmaktadır!.. Bu konuda edilecek kelam,
yazılacak söz o kadar çoktur ki; ama arif olanlara bu kadarı yeterli olsun
deyip kifayet-i kelam etmiş olalım.
Adil Düzen Çalışanları Allah a teslim olmuş olarak, O nun
gösterdiği yolda yürümektedirler. Onların batması Adil Düzen in önünü açar ama
biz böyle fırsatlarla yolumuza devam etmek istemiyoruz; onların batmasını
fırsata devşirmek değil, onlara yardım etmek istiyoruz. O yardım da bizim
yardımımız değil, Allah ın bizim elimizle yardımı olacaktır. Ama bu yardım etme
talebi/tebliği şimdiye kadar kabul görmedi! Bu durumda başlarına bir şey
gelirse, o zaman kendi kendilerine zulüm etmiş olmazlar mı .. Hûd Suresi nin
101. ayetinde şöyle buyruluyor: Ve biz onlara zulmetmedik velâkin onlar kendi
nefislerine zulmettiler...
İnsanlık o kadar azgınlaştı ki Allah ın varlığını inkâr
etti... Allah ın gönderdiği peygamberleri ve kitapları inkâr etti... Âhireti
yani amellerinin hesabını vereceğini inkâr etti... Hâlâ da bu inkârlarından
vazgeçmiş değildirler; inkârlarına ve zulümlerine devam ediyorlar... Aynı
ayetin devamında şöyle buyruluyor: Rabbinin azap emri gelince, Allah ı bırakıp
da taptıkları ilahlar kendilerine hiçbir fayda sağlamadı, ilahları onların
sadece ziyanlarını artırdı.
Bugünkü insanların Allah ı bırakıp da taptıkları birçok
ilâhları vardır.
-Birinci ilâhları karşılıksız paradır, gece gündüz onun
peşinde koşuyor ve ona ibadet ediyorlar. Ama Rabbin emri gelince karşılıksız
paranın değeri sıfır olacak ve onları hiçbir şeyden kurtaramayacak, böylece
kendi kendilerine zulmetmiş olacaklardır...
-Bugünkü insanlığın ikinci ilahları sermayenin sunduğu
şehvettir, zinadır. Tüm imkânlar şehvet ve açık saçıklığın yani kadının
pazarlamasında kullanılmaktadır...
-Bugünkü insanların başka bir ilahları daha vardır; o da
güçtür, siyasettir, iktidardır, silahtır yani her türlü güç kaynaklarıdır ve
bunlar adalet için değil zulüm için kullanılmakta...
-Bundan başka ilahlar da vardır. Onlardan biri de
putlaştırılan din adamlarıdır. Bunların bir kısmı Allah a ibadet ettiriyoruz
derken kendilerine ibadet ettiriyorlar...
İşte o gün geldiği zaman bu ilahların hiçbirisi onlara
yardımcı olmayacaktır.
Bugün sadece Türkiye de yüze yakın iktisat fakültesi
vardır; bunların hepsi Sermaye ye dünyayı nasıl sömürsün diye çareler arıyor.
Buna göre yüzbinlerce, belki daha fazla öğrenci yetiştiriyor ama çözüm yok! Bu
arada yüzden fazla ilâhiyat fakültesi ne yapar !.
Faizli sistemde sermayenin çıkardığı karşılıksız para
bundan önce işe yarıyordu. Şimdi ise yeni emek olmadığı için kimse yeni kredi
almıyor. Üretici işletmeler zengin oldular. Yarın çalışanlar da zengin
olacaklar. İşte o zaman Sermaye nin ilahlığı bitecektir.
Sermaye için buna çare savaş çıkarmadır, buna çare doları
batırmadır. Ama Sermaye savaş çıkaramıyor, çünkü devletler akıllandı. Doları
batıramıyor, çünkü yerel paralar var, faizsiz kredileşme sistemi içinde
faaliyetlerine devam edeceklerdir...
Prof. Dr. Arif Ersoy un bu hususta belki otuz sene evvel
yazdığı makalesi vardır. Devletler ülke paralarını birbirlerine borç
verecekler. Kasa stoklarına göre kur tesbit edilecek. Dolara veya altına gerek
kalmayacak. Şimdi bu makalede yazılanları uygulayabilirler...
Not: Bu yazı bundan önceki dört yazı ile birlikte
okunursa birbirinin mütemmimi olur.