K.Evrenin eşine okutulan mevlüde katılmak için resmi bir program dolayısıyla bulunduğu Almanyadan (özel) uçakla gelen sayın Tayyar Altıkulaç Kocatepe camiinde yaklaşık bir saat bulunduktan sonra yine (özel) uçakla Almanyaya dönmüştür.
Bir TRT haberinden aklımda kalan bir cümleyi oluşturur yukarıdaki kelimeler... O günlerde K.Evrenin gözüne girmek/takdirini kazanmak uğruna fedakarlıklar(!) yapan hiçbir bürokratın hiçbir eylemi Altıkulaçın bu icraatına bizim ABye yaklaştığımız kadar dahi yaklaşamamıştır.
"Evren benim yanımda yer almıştı"diyor, yazdığı kitabını pazarlama çalışmaları yaparken, ayarladığı röportajın sorularına verdiği cevaplarda.
Evet, 12 Eylülde K.Evrenin yanındaki/yakınındaki iki kişiden biri olan T.Altıkulaçın Radikal Gazetesinde bir röportajı yayınlanmış. Diğer kişiyi de iyi tanır bu ülkenin insanları. Basın sözcüsü, basın danışmanı, basın işleri müdürü gibi sıfatları vardı. O da anılarını yazmış, sattırmak için gazeteleri dolaşarak röportajlar vermişti. Tıpkı T.Altıkulaç gibi..,
Bugün İlahiyat Fakültesi olan Yüksek İslam Enstitüsünün talebeleri dernek ve federasyon başkanlarının eşliğinde bir Ankara seyahatine çıkmışlardı, 70li yılların son yarısında. Boykotlarının haklılığını anlatacaklar ve Ankara bürokratlarından destek isteyeceklerdi.
Ziyaret edilenler arasında o günlerin Din Eğitimi Genel Müdürü olan T.Altıkulaç da varmış.
Randevu aldık makamına girdik, diyordu, bana olayı anlatan arkadaşım. Kıl aldırmaz havasının eşliğinde yaptığınız yanlıştır nutku atarken beyimiz, telefonu çalar. Telefonu kaldırdı ve buyrun derken hemen toparlanarak evet efendim, hemen efendim, derhal efendim gibi saygı kelimelerini sık kullanarak bitirdi konuşmasını. E sonra dedim. Bize döndü ve aynen şunları söyledi: Arayan başbakandı(Süleyman Demirel yani). Ben başbakanın direkt aradığı iki genel müdürden biriyim.
Boykot eylemi yaparak hak arayışına çıkmış İslam Enstitüsü talebelerine atılan havaya bakar mısınız Olayı bana anlatan ve gördüğüne inanan dernek başkanı şair arkadaşıma, başbakanla görüşüyorum derken, santral memuru ile görüştüğü ihtimali hiç gelmedi mi aklınıza Diye sormuştum o gün.
Bir başka yerde, bir başka heyet mensubundan da aynı olayı duymuş olmamdan kaynaklanmıyordu itirazım. Yani sebep sadece bu değildi. Bu ülkenin bir çocuğu olarak çok Sülün Osman hikayesi okumuştum. Mashar Osman gibi akıl doktorlarını dahi kandırabilen Sülün Osmanlarımız hiç eksik olmadı ülkemizden; biliyordum.
Ve o yıllarda onunla görüşen herkes şu dediklerini de konuşurdu: Bütün parti liderleri her seçimde milletvekiliiği teklif etmişler, Erbakan Hoca hariç...
Gülerek ve gururlanarak anlatılır ve duyulurdu bizim oralarda/bizim yakada bu teklife layık bulmama olayı.
Bütünlüğümüzü gençlik kollarında çalışan/görevli bir arkadaşımız bozuyormuş: Recep Tayyip Erdoğan. Bunu bilmiyorduk. T.Altıkulaçı yanına alıp, birlikte parti kurduklarında ancak öğrendik.
Birlikte parti kurdular, birlikte büyük hizmetler yaptık veya yapmış olmalılarki demiş T.Altıkulaç, oturmuş bir kitap yazmış.
Alt yapı çalışması röportajının bir sorusunda cevabı aynen şöyle:
Mesela bizim Özlük İşleri Müdürümüze diyorki, "Sen bir yere vaiz tayin ederken, Milli Selamete ne faydası olur diye düşünerek tayin yapacaksın" yahut da " Vaaz için kürsüye çıktığınızda 5 dakikada ayet, hadis ne okuyacaksanız okuyun, geri kalan 45 dakika Milli Görüşü anlatın". Yani Milli Selamet Partisi demeyin, ama desteklenmesi gerektiğini dolaylı bir şekilde cemaate anlatın, demek istemiş.
Şimdi sözümüz, yirmi bin din görevlisinin bağını DİBden Süleymancı oldukları suçlamasıyla kestiği yıllarca bu ülkenin insanlarının dilinde dolaşan ve fakat röportajında bazı Süleymancılara birşeyler yaptım, diyen T.Altıkulaça değil; röportajı yapan gazeteci kızımıza ve ona bu mesleği öğretenlere olacak.
Diyoruz ki : Mişli geçmiş zamanla ve başkasından aktarılan bilgilerle bir cevap verildiğinde röportajcının sorusuna, devamında şöyle bir soru yöneltilmez mi
Siz kendiniz duymamışsınız. Sizi inandıranların başka bir niyetlerinin olabileceği hiç gelmedi mi aklınıza. Kullanılmış olmak gibi. Veya Erbakan ı bizzat ziyaret edip, sormak çok mu zordu Kibiriniz mi engelledi, yoksa yüzünüz mü yoktu karşısına çıkmaya
Neden ama, neden sorulmuyor böyle bir soru
Bu ülkenin insanları mecbur mu pazarlama tekniklerine göre hazırlanmış röportajlar okumaya.
Bu ülkede "zulümle abad olanın, ahiri berbat olur" deyiminin çok sık kullanıldığını bilen T.Altıkulaça, "Gönderdiğim müfettişlere zorluk çıkardılar. Kendi paraları ile yaptıkları binaları vermek istemediler. "Dediği ve sayılarının yirmibini aştığı söylenen Süleymancılar ne der Gördükleri zulümleri onlar da kitaplaştırırlar ya da internet sitelerinde yayınlarlar mı Biz bilemeyiz.
Lakin bir bilgimiz, bir anımız daha var,paylaşmak istediğimiz; Son sorumuzun eşliğinde.
AKPli T.Altıkulaç pazarlamak istediği kitaplarında "Boyu posu altı kulaç devrilsin"dediğini de yazmış mıdır acaba rahmetli üstad Necip Fazılın Büyük Doğusunda onu yılanlı bir kapakla anlattığını unutmuş olamaz.
Alnı yarım karış yalanları altıyüz kulaç.
TAŞ GEDiĞiNE
"Taziye evinde Türk Bayrağı"
Bu ülkenin gazetelerinin çoğu bir haberi verirken böyle bir başlık kullandılar.
Haber şu: Kazan Vadisinde öldürülen PKKlının Muşun İçboğaz köyündeki baba evine bayrağımız asılmış ve acılı baba taziyeleri bayrağımız altında kabul etmiş.
Ne var bunda
Taziye evinin, evin bulunduğu İçboğaz köyünün, köyün bulunduğu Muş şehrinin, bu bayrak altında olduğundan tereddütü olanlar mı var bu ülkede
Başka bir ihtimal var mı ki; "Taziye evinde Türk Bayrağı" başlığını atıyor gazeteler.
PKKnın, yüreğini yaktığı acılı babadan bir şeyler öğrenmeli; her haberden hükümete pay çıkarmakla kendilerini görevli sayanlar...
YAVRUM MESUT ve THE ŞAPGALI BABA
Nizamiyede ne oldu
- Alo the şapgalı baba duydun mu Ülke sallandı yahu.
- Benim sokağa çıkacağımı mı duymuşlar Binaenaleyh hangi sokakta topal karınca var bilirim. Benim memurum,benim işçim,benim köylüm,benim şehirlim bugün el sallıyorlarsa,bana fevkalade ihtiyaçları var demektir.
- Senin topal karıncaların dört ayak daha taktılar, dört çekerliye bindiler the şapgalı baba. El sallayanlar bileklerinden tuttukları ellerini sallıyorlar yahu.
- Sana mı sallıyorlar yavrum Mesut Binaenaleyh zaman aşımından yırtanın,suratında yumruk olmayacağını sanması fevkalade yanlıştır,hatadır,iş bilmezliktir.
- Sen ne diyorsun the şapgalı baba Arasıra rutin dışına çıkardığın devlet,bugün seni sokaklara çıkaramıyor yahu.
- Sallama yavrum Mesut sallama!Binaenaleyh ben istersem çıkarım,gökkubbeyi başlarına yıkarım. Elimde fevkalade koskotas dosyaları var.
- Kızılay sana da bir çadır versin the şapgalı baba. Sallana sallana oturursun yahu.
- Yine çadır devleti mi olduk yavrum Mesut Binaenaleyh Orta Asyanın kadostrosu tam yapılmış mıdır Avrupaya gidilmekten vazgeçmek fevkalade yanlıştır, hatadır,günahtır.
- Sen hiçbir yere gitme the şapgalı baba,otur oturduğun yerde. Avrupaya gitmek için Silivriden geçeceğini bilmiyor musun yahu
- Beni tehdit mi ediyorsun yavrum Mesut Binaenaleyh telefonu bir kaldırsam,karşıma yirmi tane devlet başkanı çıkar.
- Çıkamazlar the şapgalı baba çıkamazlar. O mübarekler baharı gördüler yahu.
- Bahar mı geldi yavrum Mesut Binaenaleyh devlet durup dururken baharı mı getirdi Derin derin düşünmek ve derin devlete şükretmek fevkalade iyidir,hastır,elzemdir.
- Telefonuna kimse çıkmaz diyorum The şapgalı baba. O telefonlar iptal oldu yahu.
- Neden oldu,niçin oldu,ne zaman oldu Binaen aleyh ödediği telefon parasından belli olur bir devlet adamı. Telefon faturasını ödememek fevkalade zararlıdır,hatadır,günahtır. Yorganını sat öde,gömleğini sat öde. Benim halkım böyle yapmıyor mu
- Mahkemelerine gidersem söylerim The şapgalı baba. Ben sana ülke sallandı dedim yahu.
- Sakın gitme yavrum Mesut. Binaenaleyh zaman aşımından yırttın,sallana sallana fevkalade geziyorsun.
- Sen de bana taktın the şapgalı baba. Ben Türkiye sallandı diyorum yahu.
- Seni Kemalimin peşine taktım. Binaenaleyh suratına yumruk taktıklarında bile böyle sallanmamıştın yavrum Mesut. Sallana sallana bana fevkalade bir şey mi anlatıyorsun
- Şapganı alıp giderken neyini bırakmıştın the şapgalı baba Nizamiyede ne arıyordun Hangi işini hallettirdin, nereni düzelttirdin de döndün yahu
- Bunları bana sen mi soruyorsun yavrum Mesut Binaenaleyh ne istedinse verdim, yürüyen tanklar gösterdim. Gözüne, dizine fevkalade dursun. Alem gelip yüzüne vursun. Daha ne diyeyim
- Bana bir şey deme the şapgalı baba. Ben cevabını veririm. Sen altını kulaçlayanlara bak yahu.
- Bakıyorum yavrum Mesut bakıyorum. Binaenaleyh aç kalsınlar,kulaçları karış olsun,yazdıkları son bağırış olsun. Fevkalade amin fevkalade amin!