Kaosa katık: Bunalım komedisi

Abone Ol

İliklerine kadar kaskatı kesilmiş bir zamanı idrak

ediyoruz. İçimiz kararsın diye değil, zihnimiz açılsın diye halimiz üzerine

sesli düşünmeye mecburuz. Bize icbar edilen dünya, zorumuza gittiği gibi bu

duruma da rıza gösterecek değiliz. Maalesef bugün bizler,  yaşadığımız hayatı etrafımızı saran karmaşayı

günlük hay huyun içinde kaybediyoruz. Üstelik koskoca adamlar; bir kıyamet mesele içinden gidip, en son

üzerinde durulacak olanı seçip buradan bir itikat,  bir siyaset ve bir dünya kurmaya kalkışırken

adına da yeni dünya diyorlar. Eskisinden daha kötü ve yıkıcı bir dünya bu.

Bir miktar gündemle araya mesafe koyunca içerisinde bulunduğumuz halin komedi

olduğunun farkına varıyoruz. Dünyanın yeniden şekillendiği ve buhranların,

bunalımların arttığı bu çağda ferdi savunmanın ne hattı ne de sathı müdafaa

edemediğini göremiyoruz. Uyanık olmak, emrini bir başkasının hakkını gasp

etmek, kısa yoldan köşeyi dönmek olarak algılayanlar için iyi şeyler oluyor ,

büyüdük gibi iyi niyet terennümleri sadece trajediyi derinleştiriyor.

Soruların yönünü sadece rakip olarak gördüklerinizin alıklığı üzerine yüklersek

o zaman sadece zevahiri kurtarıp kaosa katkıda bulunuruz. Onun için hakikati

göremiyorsun diye şikâyet etmen bir şeyi değiştirmiyor; görmek istiyorsan

gözlerindeki perdeyi aç! Küresel sistemin dünyayı yeniden dizayn edişinde sana

biçtiği rolü görmen için baktığın yönü değiştirmelisin. Tetikte kimin elinin

olduğu önemli değil, tetiği kimin o ele tutuşturduğu önemli. Masaya her oturan

dizayn edebilen değildir. Çünkü masayı kim kuruyorsa dizaynı da o yapıyor

demektir. Kendini yalancı hayallerle avutup, çocukça triplere girip, n olur

komediyi uzatma!

Ev ödevi verilmiş adamların ödevlerini yaparken ki

maharetleri aldatıcı olmasın; ödevler yapılırken herkes kendine biçilen role

uygun söz ve eylemde bulunur. Kafanda birçok soru asılı durmasına rağmen

öteki ile korkutulman, sorulardan kaçıp sana sunulan ilk cevaba körü körüne

saplanmana sebep olmasın. İlk cevap her zaman çeldiricidir, doğru gibi görünür.

Aslında gerçeği örtmek için oluşturulmuştur. Donanımları itibari ile daha

albenilidir. Ve hakikati perdelemekle görevlidir. Bugün bir koalisyondan

bahsediliyorsa, küresel güçlerin şerleri ehven olarak görülüp, mezhepsel

farklılıklar derinleştirilip, yara kabuk bağlatılıyorsa işte o zaman sorulara

dönmekte fayda var. Küresellerin müttefikliğini sorgulayamıyorsak, ne üzerine

ittifak edildiğini merak etmiyorsak; kesinlikle ilk sapakta yönümüzü

kaybedeceğiz. Ki ülke olarak, İslam coğrafyası olarak yönümüzü kaybetmiş

durumdayız. Gözleri bağlı oyuncuların kendi arkadaşları tarafından dövülmesi

gibi birbirimizi dövüp duruyoruz. Bugün, problem yaşanan ülkelerden bir hat

oluşturun bakalım, bu yara yeni mi Yoksa hep aynı yara mı Yaranın çıbanbaşı

neresi İrin nereden kaynaklanıyor, sancı nereyi vuruyor İyi görmek lazım. Bir

coğrafyanın tümünde aynı söylemler ortaya çıkıyorsa; kimin kimi ne ile

isimlendirdiği önemli değil, sözün çıkış noktası ve vardığı yer önemlidir. Övgü

de, yergi de, tarafgirlik de aynı kaynaktan neşet ediyor. Bütün mesele bütüncül

bakabilmekte

Son kertede, son birkaç yıldır bölgede yaşanan olaylar,

olaylardaki aktörler ve bu aktörlerle birlikte toplumların yaşadığı derin,

ölümcül sarsıntıları görmek lazım. Yükselen çığlıklara kulak verip yönü

doğrultmak lazım. Bir macera filmi çevirmediğimizi ve ölen her insanın

gerçekten öldüğünü idrak edip, silkelenmek ve de toparlanmak lazım.  Onun için önümüzü açacak soruları çekinmeden

yüreklilikle sormamız ve aldanmadan ferasetle yürümemiz lazım. Gündelik

hesapların, siyasi entrikaların artık zevahiri bile kurtaramadığını görmemiz

lazım. Bahar dediklerinde kışı, barış dediklerinde ölümü ve savaşı, insan

hakları dediklerinde sömürüyü kastettiklerini bilmemiz, idrak etmemiz gerekir.

İttifaklarının işbirlikçilikten, sözlerinin ihanetten başka bir şeye

yaramadığını göstermek, mazlumları uyandırmak için yanmayı göze almak en büyük

eylem olacaktır. İçinde bulunduğumuz bu bunalım komedisi çok uzun sürdü,

yeter demenin vaktidir. Hoşça bakın zatınıza

TAŞ GEMi

Minnet Eylemem

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem  / Arabi, Farisiyi bilmem, dile minnet eylemem

/ Sırat-ı Mustakim üzere gözetirim Rahimi / İblisin talim ettiği yola minnet

eyleme / Bir acayip derde düştüm herkes gider karına / Bugün buldum bugün

yerim, Hak kerimdir yarına  / Zerrece

tamahım yoktur şu dünya varına / Rızkımı veren Hüda dır kula minnet eylemem

(Kul Nesimi)

Not: Bir müziğin notalarına takılırsın; zaman, mekan

hepsi bir biri ardına değişir. Bir şehirde, bir araçta, bir durakta bir ses

çalınır kulağına; duyguların değişir. Bir zamanda takılır kalırsın. Kafanda

bulutlar toplanır. Biraz iç burukluğu, biraz hüzün ile ait olduğun zamana ve

mekâna dönersin. Hayat sende durmam der, fark edersin.  Bu haftaki müziğimiz İbrahim Çapar dan

Dinlemek isterseniz, Özgür Babacan ve İrfan Seyhan dan Urfalı Güzel i ni

bizimle dinleyebilirsiniz.

Bize Kadar

1-         Muammer

abi; yetimlerin, kanadı kırıkların ve hikâyesinde aşk barındıranların ve de iyi

insanların güzel abisi. Yüreğini serin, muhabbetini demli tutmaya devam et.

Torbası büzülesicelere aldırma. Çünkü Yarayla alay edenler, yaralanmamış

olanlardır.

2-         Her şeyi

içine atıp, içini bulandırma! Bırak aksın. Aksın ki için berraklaşsın

3-         Her daim

önüne bak, geçmişin seni boğmasına izin verme. Zaman tüm yaraların ilacıdır.

4- Kendini hayatın ritmine bırak, yaptığın her işi

neşeyle, sevinçle yap. Üç günlük dünya  Üç gününün ikisi gitti, kalan bir günü iyi değerlendir.

5-         Üzeyir

Türk ün hazırladığı Katre-i Rûmî , MGV yayınlarından çıktı. Üzeyir Türk ün

titizliğini bilenler nasıl bir çalışma ortaya çıktığını daha okumadan

hissedeceklerdir. Kitap, Hz. Mevlâna nın meşhur eseri Mesnevî den seçme

hikayeler içermektedir.

6- Mustafa Soykök ün yeni kitabı Sahih Dindarlık MGV

yayınlarından çıktı. Soykök kitabında Dindarlık; faizden ve her türlü haram

kazançtan uzak durmak, sömürmeye ve sömürülmeye karşı çıkmaktır diyor.

TEKKE

İman, kıymetli olanı aşikâr eyler. İrfan, aşikâr olanı

imar eder. Hikmet, imar olanı kıymetli eyler. (Yalanız, Y) İnsanlar bir

dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar. (Emin,

Maoloff) Ahlakın alanı daraldıkça hukukun alanı genişler, bunlar birbiri ile

ters orantılıdır. (Siyasette 35 yıl, S. Arif Emre)

Dağarcık

Ey insanlar, son durağınız olan ölümünüzü ve kadından

doğan her bir kimseyi örtecek olan toprağı aklınızdan çıkarmayın, zira anasının

rahminden üryan doğarak gelen ademoğlu sonunda gene geldiği gibi üryan olarak

son yolculuğuna çıkacaktır.   (James

Joyce Ulysses)

Mehmet BİTEN