Kanunî Filmi bir Rezalettir

Abone Ol

Başbakanın, tv’deki Kanunî dizisini tenkit etmesini çok

doğru buluyor ve alkışlıyorum.

Çok haklı, çok geç kalmış bir tepkidir bu.

Hiçbir Müslüman, tarihimizi çarpıtan, muhterem

Padişahlarımızı küçük düşüren, onlara iftira eden böyle bir filmi beğenemez.

Kanunî kimdir .. Osmanlı Padişahlarının ve Halifelerinin

İslam’a en fazla hizmet edenidir… İnsanların karada yürüyerek veya atla

arabayla, denizde yelkenli veya kürekli gemilerle ile seyahat ettikleri bir

devirde muazzam fütuhat yapmıştır… Son derece adaletliydi… Muazzam ordularla

Avrupa içlerine kadar seferler yapmış ve yolda bir tek ekili tarla, bahçe ve

bostana zarar verdirtmemiştir… Avrupalılar heretic’leri canlı canlı yakarak

idam ederken, Kanunî Sultan Süleyman ülkesindeki Hıristiyanlara ve Yahudilere

din, inanç, kimlik, kültür hürriyeti vermiştir… Kanunî’nin Mimar Sinan gibi

sanatkarları, Barbaros gibi kumandanları, Ebussud Efendi gibi müftiülenamları

ve müfessirleri, Baki ve Fuzulî gibi şairleri vardır. Osmanlı devlet-i

islamiyesi onun zamanında dünyanın en büyük gücüydü. O herhangi bir devlet

değil, Darülislam’dı. Kanunî bizzat kendisi beş vakit namaz kılar ve Müslüman

halka da kılmasını emr ederdi. Onun mahkemelerinde âdil Şeriat kanunları ile

hükm edilirdi. Osmanlı mülküne başka ülkelerden ve coğrafyalardan gelen

Müslümanlardan pasaport ve vize sorulmazdı. İstanbul’dan yola çıkan bir

Müslüman aylarca giderdi de Osmanlı mülkü bitmezdi. Avrupa ortalarına, Kırım

Hanlığına, Afrika içlerine, Hint okyanusuna kadar uzanırdı.

Sultan Süleyman bütün bu ülkelerin hakimi ve sultanıydı. Tek

istisna Haremeyn’di yani Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere idi, o iki

mübarek beldenin hakimi değil, hâdimi=hizmetkarı idi.

Böyle muhterem bir büyüğü sanat ve kültür perdesi altında

yalan ve iftiralarla karalamak, hatırasına gölge düşürmek, birtakım düzmece

senaryolarla onun özel hayatına çamur atmak elbette bu millete, bizim millî

tarihimize ve mukaddesatımıza ağır bir hakarettir.

Kanunîye, dolayısıyla tarihimize hakaret eden Dönmeleri

kınıyorum.

Bu iğrenç filmi seyreden Müslümanları çok ama çok

ayıplıyorum.

Başbakanı, geç kalan tenkidinden dolayı tekrar tebrik

ediyorum.

* (İkinci yazı)

Bu Yazı Müslümanlara Mahsustur

Bütün Müslümanlar şu saydığım sekiz değere hizmet etmekle

yükümlüdür: (1) İman… (2) İslam… (3) Kur’an… (4) Sünnet… (5) Şeriat… (6) Ümmet…

(7) Hilafet veya İmamet… (8) İslam ahlakı…

İslam mektepleri, İslam medreseleri, tarikatlar, Müslüman

cemaatlar, Müslüman gazeteler, dergiler ve tv’ler amaç değil, bu sekiz ana

değere hizmet araçlarıdır.

En iyi ticaret bu sekiz değere yapılan ihlaslı hizmetlerdir.

Bu hizmetler ihlasla yapılmazsa faydası olmaz. Hizmetin

içine riya ve nifak girerse zarar verir.

Zaruriyat-ı islamiyenin birini bile inkar edenlerin

hizmetleri boşa gider.

Bütün hamdler, övgüler, senalar hep Allahü Tealaya layıktır.

Din hizmetkarları, din büyükleri, ruhbanlar erbab (rabler)

haline getirilemez, putlaştırılamaz. Gerçek din büyüklerine hürmet edilir ama

ölçü ve sınırlar çiğnenemez.

Hiçbir din büyüğü ve hizmetkârı Resulullah’tan (Salat ve

selam olsun ona) daha fazla sevilemez, ona daha fazla hürmet edilemez. İslam’da

sevgi ve bağlılıkların da meratibi vardır. Her Müslüman Resulullah’ı kendi

canından, çoluk çocuğundan, dostundan, şeyhinden, üstadından, liderinden daha

fazla sevmelidir. Sevgi ve bağlılıklara en layık olan odur.

Müslümanın dini İslamdır.

Milleti İslamdır.

Medeniyeti İslamdır.

Müslümanın düsturu Kur’andır.

Zaruriyat-ı diniyeye aykırı olan her şey bâtıldır, hederdir.

İyi Müslüman, aynı zamanda iyi insandır.

Haliq’a (Yaratan’a) isyan konusunda mahluqa (Yaratığa) itaat

yoktur.

Bir Türk, bir Kürt, bir Arnavut veya Çerkes; ne kadar iyi ve

sâlih bir Müslümansa o kadar iyi bir Türk, Kürt, Arnavut veya Çerkes olabilir.

Allahın bir kuluna verdiği en değerli hediye ve ihsan sahih

bir imandır.

Korunması gereken ilk değer imandır.

Bir Müslümanın, imandan büyük bir serveti ve değeri olamaz.

İslam dini, Resulullahtan bugüne kadar hep icazetli alimler

ve fakihler tarafından öğretile öğretile gelmiştir. İcazetli rehberler,

üstadlar ve onların kitapları ve dersleri olmaksızın İslam tek başına hakkıyla

öğrenilemez.

Ulemayı, fukahayı, Kur’an ve Sünnetten süzülmüş din

kitaplarını inkar ve reddedenler dall ve mudildir.

Allahın bize gönderdiği hak dinin ismi İslamdır.

İslamcılıklar dinin yerine geçemezler.

Peygamberden sonraki asırlarda Ümmet yetmiş üç fırkaya

ayrılmış olup bunların yetmiş ikisi bozuk fırkalardır. Bir tek fırka kurtuluş

fırkasıdır, o da Ehl-i Sünnet ve Cemaattir.

Ehl-i Sünnet ve Cemaat herhangi bir fırka değildir, İslamın

doğru yorumu ve doğru anlaşılıp anlatılmasıdır.

Ehl-i Sünnet Cadde-i Kübradır.

Ehl-i Sünnet Sevad-ı Âzamdır.

Bütün tartışmalı konuların hepsinde yüzde yüzünde Ehl-i

Sünnet haklıdır.

Tartışmalı konuların binde birinde bile bozuk fırkalar haklı

ve isabetli değildir.

Allah katında İslamdan başka hak, doğru, makbul, geçerli din

yoktur.

Hz. Âdem’den Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafaya kadar

gelip geçen bütün Peygamberlerin (Hepsine selam olsun) dini ve inancı İslamdır.

Allah katında tek hak din olmakta İslama ortak koşanlar,

başka hak ibrahimî dinler de vardır diyenler İslamdan çıkmış olur.

İnsanlık ikiye ayrılır: İslam milleti ve küfür milleti.

Hz. Muhammed’in (Salat ve selam olsun ona) risaletini,

dinini, davetini duyan bir insan sadece La ilahe illallah dese, Muhammed

Resulullah inancını kabul etmese, mü’min olamaz.

Kelime-i Tevhid, iki parçadan oluşan bir bütündür, onun bir

kısmını kabul edip öbür kısmını kabul etmeyenlerin imanı sahih olmaz.

Bütün insanlar hukuk önünde eşittir ama mutlak eşitlik

yoktur. Kur’an “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ” buyurmaktadır.

İlimlerin en zarurisi, en faydalısı, en lüzumlusu Kur’andan

ve Sünnetten çıkartılmış ilmihal bilgisidir. İlmihal bilgileri şu bölümlere

ayrılır: (1) Sahih itikad… (2) İbadetler… (3) Muamelat ve ukubat özeti... (4)

Ahkam-ı Sultaniye… (5) İyi Müslüman ve iyi insan olabilmek için gerekli ahlak

bilgileri, münciyat ve mühlikat… İslamın ticaret hükümlerini bilmeyenler,

ticaret yapayım derken harama batabilir.

Her Müslümanın, kendisini kurtaracak ve kendisine yetecek

miktarda ilmihal bilgilerini ulemadan veya ulemanının güvenli sahih

kitaplarından öğrenmesi farzdır.

Bilenlerin bilmeyenlere İslamı öğretmeleri farzdır.

Bütün ticaretler hayırlı ve meşru değildir. Haram

ticaretlerin bazısı şunlardır: (1) Karı satmak ve seks ticareti… (2) Alkollü

içkiler ve uyuşturucu ticareti… (3) Riba, faiz ve para ticareti… (4)

Fuhşiyata=azgınlığa sebep olan günahlarla ve haramlarla ilgili ticaretler… (5)

Din ve mukaddesat ticareti ki, karı satmaktan daha iğrenç ve kötüdür…

Yazımın başında saydığım sekiz temel değere muhlisen lillah

(ihlasla) uygun şekilde hizmet edenler aziz olur, bu değerleri istihdam ve

istismar edenler, bunlara doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde zarar verenler

zelil ve rezil olur.

Cenab-ı Hak cümlemizi imana, İslam’a, Kur’ana, Şeriata,

İmamete, Ümmete, ahlak-ı islamiyeye hakkıyla hizmet eden salih ve muhlis

kullarından yahut onların peşinden giden muhlislerden eylesin.

28.11 .2012