Dün 1 Mayıstı...
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü...
Beklenir ki işçiler bir yılın yorgunluğunu meydanlarda çeşitli etkinliklerle üzerlerinden atsınlar, eğlensinler, günüllerince kutlasınlar...
Ama nerede!
1 Mayıs günleri eğlence yerine tam bir kabus oluyor, özellikle İstanbulda...
Dün twitterde biraz da matrak olsun diye "Aklı olan yarın İstanbulda evden dışarı çıkmasın!" dedim. Aspiritüel yaklaşımlarıyla bizi her dem kırıp geçiren Hasan Sutay ne cevap verse beğenirsiniz; "Aklı olan yarın İstanbuldan dışarı çıksın!"
Dün 1 Mayıstı...
Dün İstanbulda Taksim Meydanına çıkan tüm yollar kapatıldı...
KESK ve DİSKe bağlı işçiler Taksim Meydanında halay çekerken İstanbul halkı korku içinde evlerinin bir köşesinde "Aman sakın olay çıkmasın!" psikolojisi ile Bayramı kutladı...
Bu mudur Bayram!
Şivesinden Karadenizli olduğu belli olan bindiğim taksici isyanlardaydı; "Abi pütün yollar kapali. Ne isteysunuz Kapataştan! İnsanlar kemiye binecek daa.. Polise tiyerum ki pen Kapataşa vatandaşı nasıl götüreceğum Pana tedi ki, Çevre yolini kullan! Allah aşkuna çevre yolundan Kapataşa cidileceğunu da ilk kez duyayrum.."
Esasen tüm bu psikolojinin altında yatan temel etken hiç kuşku yok ki kanlı 1 Mayıs olayları...
Yer; Taksim Meydanı...
1 Mayıs 1977 İşçi Bayramında, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralandığı olaylar...
Çeşitli illerden İstanbula gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSKin organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanını doldurdu.
Saat 19.00 dolaylarında dönemin DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı.
Kimin, kimlerin nereden nasıl attığı belli olmayan kurşunlar havada uçuştu...
Kurşunlar Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açıldı dendi...
Açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı..
Üstelik, kısa bir süre içinde Etap Marmara Otelinin (Bugün The Marmara Oteli) de üst katlarından da ateş açıldı...
İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken panzerler de kalabalığın arasına doğru girdi ve kitleleri sıkıştırdı...
Sonuç...
28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi...
34 ölü...
Ölenlerin çoğu Kazancı Yokuşunun başında, park edilmiş kamyon yüzünden sıkışarak ölmüştü...
470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı.
Ateşi kimin açtığı tam olarak belirlenemedi...
Olay halen karanlık...
Sular İdaresinin çatısından ve otel odalarından ateş açanlar da bulunamadı...
Resmi olarak belgelenemedi ama yaygın görüşe göre, olayın planlayıcısı CIA...
CIA, Etap Marmara Otelini bir gün önceden boşaltıp buraya Amerikadan getirilen CIA ajanları yerleştirdi, olaydan sonra ajanlar ülke dışına çıkarılıp otel kayıtları yok edildi...
Olayın, kontrgerilla tarafından askeri darbe hazırlığı olarak yapıldığı MİT tarafından Başbakan Süleyman Demirele rapor edilince ve 29 Mayıs 1977de muhalefet lideri Bülent Ecevite İzmir havameydanında suikast düzenlenince, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı 1 Haziran 1977de derhal resen emekliye sevkedildi...
Olay hâlâ faili meçhul...
Darbeleri araştırmak için Mecliste Komisyon kuran irade kanlı 1 Mayıs olaylarının izini sürmeyecek mi
12 Eylül, Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi askeri darbe ve darbe girişimleri yargılanırken kanlı 1 Mayıs olaylarını tertip edenler tarihin tozlu raflarına terk mi edilecek
Dün en çok hoşuma giden Karikatürist Metin Üstündağın Gazeteciler Sendikası için 1 Mayısa özel sloganlarıydı:
"11 ayın sultanı Ramazan, emekçisi 1 Mayıs;
Özgür basına saldırı-fotoğraf makinemizi kırdılar-etimizi acıttılar,
11 gazeteden atıldı burnu bile kanamadı,
Abdi İpekçi Caddesi Uğur Mumcu Bulvarı Musa Anter Sokağı Hrant Dink Apartmanında oturuyoruz hepimiz..."
Şerif Altinelden hem davet hem uyarı!
Şerif Altıneli artık tanıyorsunuz...
Bu sütunlara birkaç kez konuk oldu..
Milli Gazetenin ilk çıkışına reklam vererek katkıda bulunan ve bugünlerde kendini organik tarıma adayan ihtiyar delikanlı...
Kendisi şu anda Fethiyede...
Fethiyenin Seki kasabasında 50 dönümlük bir arazi kiralamış ve burada organik tarım yapacak...
Hedefi çok büyük...
Önümüzdeki yıllarda Türkiyenin organik tohumda dışa bağımlılığını tamamen bitireceğini söyledi...
Adapazarı Patatesi ve Adapazarı Kavağının tamamen yok olduğunu ve bunları geri kazandırmak gerektiğini ifade ediyor...
Başka şeyler de söylüyor; mesela "seralarda naylon yerine sağlığa zararlı olmayan yazlık ve kışlık kumaşlar kullanacağız." diyor...
Çok heyecanlı...
Önümüzdeki pazar günü (6 Mayıs 2012) Sekide yapılacak geleneksel Bereket Duası törenlerinde Şerif beye de özel bir yer ayrıldı...
Altınel bu törene herkesi davet ederken şöyle de bir uyarıda bulundu: "Kendi tohumunu, kendi gübreni kendin üret kampanyası başlatıyorum. İlk organik sebze-meyveler 3-4 ay sonra piyasaya çıkacak."
Altınel, Seki Belediye Başkanı Veli Yıldız, Sulama Kooperatif Başkanı Recep Özgen ile 2. Başkan Nihat Karaya de desteklerinden dolayı teşekkür etti...
Yürü be delikanlı...
Kim tutar seni...
NOT: Bugün 2 Mayıs 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 4 ay iki gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...