Ekin yerine başlar biçiyor zalimler.
Gâvurluğun verdiği ateşle kavrulan yüreklerinin ateşini kanla kandırmak istiyorlar ama "Kalpler Allahın zikriyle tatmin olurlar."
Sokaklarda servi boylular değil, namlular resmigeçit yapıyor.
Camilerde hatipler, üniversitelerde profesörler, parlamentolarda seçilmişler sustu.
Şimdi laik kralların kurşunları konuşuyor.
Evlerin balkonlarından sarkan kırmızı renkli çiçekler yerine, boyunlardan kanlar sızıyor.
Demokrasi krallığının icat ettiği ateşli silahlar, tutanların ellerini yakmıyor.
Silahsız evlerde canlar alıyor, yangınlar çıkarıyor.
Yanan yüreklerin ahı, arşı âlâyı titretiyor.
Dünyanın en medeni insanları, Ashabı Uhdud gibi televizyonlardan yangın yerini, kan ırmağını, birasıyla seyrediyor.
Dinsizlik gıdasını alıp, inkâr şarabını içtikten sonra kuduran;
Her gördüğü canlıya kuduz köpekler gibi saldıran;
Kendi öldürücü mikrobunu kendi sırtında taşıyan;
Korkunun sunduğu hayaletlerden medet uman;
Zan ve şüphe deposu kursağıyla kararlar veren;
Güçlüye sırıtkan, zayıfa sırtlan olanlar;
Tanklarla şehirlerde yürürken paletler asfaltı bozmasın diye beyinler üzerinden sürüyorlar.
Cesetleri, ayaklar altında eziyorlar.
Cesedi ezilmeyenlerin yürekleri yok ediliyor.
İmansız yüreklerine cehennemden bir acı duman çeken caniler, dünyayı cehenneme çeviriyorlar.
İbrahim aleyhisselamı ateşe atan Nemrut soyundan olanlar;
Musa aleyhisselamın dünyaya gelmesini engellemek için sayısız çocuğu doğarken boğan Firavun neslinden gelenler;
İsa aleyhisselamı asmaya teşebbüs eden Yahudi Siyonistler;
Şunu bilsinler ki, dünyada milyonlarca insanın adı İbrahimdir.
Milyonlarcasının adı Musadır.
Milyonlarca Müslümanın adı İsadır.
Dünya birinciliği de Muhammet ismindedir.
Bu da şunu gösteriyor ki silahlar, insanları öldürür ama imanları öldüremez, imanın nurunu söndüremez.
Silahın üstünlüğü geçici, imanın üstünlüğü kalıcıdır.
İman nurunun önüne engel olmak, güneşin ışığına perde çekmekten zordur.
Kendinizi yoruyor, çocuğunuzu cehenneme kendi paralarınız ve silahlarınızla yatılı gönderiyorsunuz.
Yolunuzu aydınlatanları yok ediyorsunuz.
Kılavuzunuzu kurşunluyorsunuz.
Söndürdüğünüz her kandilin yerine yenisi konulacak.
Öldürdüğünüz her kılavuzun yerini yenisi alacak.
Siz olmasanız bile çocuklarınız cennet yolcusu olacak.
Biz, insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetiz.
Bizi öldürenin dahi İslam yolundan cennete gitmesini isteriz.
Canımıza kıyanlara, başlarımız cennetin işaret taşı olursa başımız arşa değer.
Kanımızı akıtanların kalplerindeki gâvurluk küfünü kanlarımız yıkarsa hakkımız helal olur.
Biz, Rahmet Peygamberinin rahmet ümmetiyiz.
Siz, canlar yakan, evler yıkan yıldırımlığınızla övünürsünüz.
Rahmetin yanında yıldırımın yakıp yıkmasının adı olmaz.
Biz, çiçeğe ve mahsule dönüşürüz.
Bir iken, bin oluruz.
Siz, yakıp yıktığınız kül ve toz arasında şimşek hızıyla yok olursunuz.
Biz ise, sizin de cehennemde unutulmuş muamelesi görmenizi istemiyoruz.
Sevgili Peygamberimiz, "Allah iki kişinin haline güler. (Yani onların halinden hoşnut olur.) Biri Allah için cihat ederken öldürülür cennete gider. Öbürü, Müslümanı öldürdükten sonra tövbe eder, Allah da onun tövbesini kabul eder ve cennete gider" buyurmuştur.(Buhari, Sahih, Kitabül Cihad)
İslam âleminde taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayan Cengiz Hanın torunlarından ve ordusundan Müslüman olmayan kalmadı.
Bush ve Putinin kendileri olmasa bile torunlarının Müslüman olmayacağını kim garanti edebilir
Geçen hafta içinde gazetelerde Moskovadaki Ukrayna kilisesi patriği Flaretin bir beyanı yayınlandı.
Bu yayına göre Moskova nüfusunun yüzde 31i Müslümanmış ve otuz yıl içinde Rusyada Hıristiyan kalmayacakmış.
Eh ne demiş atalarımız: "Zulümle abad olanın sonu berbat olur"
Biz, yine de berbat değil, Beşşarın da, Bushun da bütün kâfirlerin de Müslüman olup bu dünyada huzurlu ahirette cennetlik olmalarını istiyor, dua ediyoruz.