Kandil: Silah bırakma kararını biz veririz

Abone Ol

Seçim süreci ve ardından ortaya çıkan sonucun telaşı içinde terör ve özellikle de Suriye’deki gelişmeler dikkatlerden kaçıyor. Suriye’de ABD ve koalisyon ortaklarının PYD’yi güçlendirmek ve Kürt bölgesini genişletmek için bölgedeki Türkmenleri göçe zorlamaları bu köşede çeşitli kereler dile getirdiğimiz düşüncemizin ispatı mahiyetindeydi. Çünkü parçalanacak Suriye’de PYD’nin payının mümkün olduğunca büyütülmesi öngörülüyordu. Bu konu üzerinde  önümüzdeki günlerde geniş bir şekilde duracağım. Bu gün ağırlıklı olarak Kandil’den yapılan, “Silah bırakma kararını biz veririz” açıklaması malumun ilanı olmakla birlikte kendilerini koalisyon pazarlıklarına kaptırmış olan partilerin dikkatini söz konusu açıklamaya çekmek istiyorum.

Ülkemizde 12 yıldır iktidar koltuğunda oturan AK Parti olsun, gerek Meclis’te temsil edilen diğer muhalefet partileri olsun İmralı ve HDP aracılığı ile terörün sona erdirileceğine inanmış bir tavır sergilediler. Özellikle iktidar partisi sözcüleri seçim kampanyasına kadar HDP ile başlatılmış olan çözüm sürecinde istenen sonucun alınabileceği havası estirdiler. HDP heyetleri İmralı ve Kandil arasında mekik dokudalar. Görüşmelerin ardından da terörün s ona ereceği yönünde açıklamalar yaptılar. Tüm bu açıklamalar yapılırken bu köşenin okuyucuları terörün sona erdirilmesi hususunda İmralı ve HDP son sözü söyleme durumunda olmadığını, silahlı militanların başı olan Kandil ve arkalarındaki yabancı güçler olduğunu çeşitli kereler dile getirdiğimi, ilgililerin dikkatini çekmeye çalıştığımı hatırlayacaklardır. Aslında bizim düşüncemizi iktidar sahiplerinin de bildiğinden şüphem yoktu. Ne var ki, çözüm süreci toplumun büyük bir kesiminden destek bulduğu için buna sarılmak iktidar ve HDP’nin işine geldi. Böylece toplumu oyalamak anlamına gelebilecek bir tavır sergilendi. Seçimlerde HDP’nin yüzde 13 oy almasında terörün son bulması yönünde toplumdaki isteğin belirleyici olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durum Kandil’i rahatsız etmiş olacak ki, Kandil’den, “Silahı bırakma iradesi tamamen bizde. Böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, Öcalan’ın yapmazsıda mümkün değil” şeklinde sert bir açıklama geldi.Bu açıklamayı Kandil’in HDP ve Öcalan’a resti şeklinde de değerlendirmek mümkün,Hatta,Öcalan’ın silah bırakma çağrısında bulunamayacağı,bulunsa bile Kandil’in karar verme durumunda olduğunun  gerekçesi de Öcalan’ın içinde bulunduğu şartlar olarak ileri sürüldü.Kısacası tutuklu bulanan bir kişinin silah bırakma çağrısında bulunmasının fazla bir anlamı olmadığı gösterildi.Sanıyorum bu düşüncenin arkasında Öcalan’ın serbest bırakılması var.Çünkü,Kandil bundan sonra görüşmelerin şeffaf ve Meclis’in de devrede olması gerektiğini ileri sürüyor.

Kandil bu güveni nereden alıyor Elindeki silahlı güçlerden mi yoksa 30 yılı aşkın kendilerini her bakımdan koruyan ve destekleyen yabancı üçlerden mi Kendilerine tahsis ettikleri bir başka ülkeye ait topraklarda dokunulmazlık sağlayanlar mı Soruları daha da çoğaltmak mümkün Ancak, terörün sona ermesi gerçekten isteniyorsa öncelikli olarak terör örgütünün kuruluşundan bu yana kanatları altına almış olan yabancı güçlerin bölgeden sökülüp atılması gerekiyor. Bölgeyi bugünkü perişan duruma sürükleyen ABD ve yandaşları müttefik kabul edilerek ne ülkemize yönelik terörü ne de Irak ve Suriye’nin içine yuvarlandığı perişanlığı önlemek mümkün olur. Artık PKK, PYD ve Kuzey Irak yönetiminin büyük Kürdistan peşinde olduğunu, kendilerine ABD ve İsrail başta olmak üzere Batılı ülkelerin destek verdiğini herkesin görmesi gerekiyor.