Sistemlerin adlarının parlamenter veya cumhurbaşkanlığı olmasının bir önemi olmadığını daha önce defalarca ifade etmiştik. Yönetimler adalet üzerine kurulduktan sonra gerisi teferruattır. Mevcut değişiklik teklifine de bu açıdan bakıyorum. Her ne kadar sözünün gücüne inanmayanların korku üzerinden yürüttüğü bir kampanya sürecinde olsak da, bir şekilde gerekçelerdeki mantığı anlamaya çalışıyorum. Bu niyetle baktığımda Evet kanadının ana argümanlarından birisinin PKK’nın referandumda hayır diyeceği üzerine kurulu olduğunu görüyorum. Peki, gerçekte öyle mi? Zannetmiyorum. Hatta Kandil’in Hayır stratejisinin tersten Evet’e destek vermek olduğunu bile söylemek abesle iştigal olmaz. Neden mi? Çünkü PKK evet dediğini açıklasa doğrudan hayır çıkacağını bilir. Şimdi taktik gereği hayır diyerek istediği sonucu almak istemesi akıllara gelen en güçlü ihtimal.
Şimdi bazı başlıklar üzerinden ne dediğimiz ifade etmeye çalışalım.
1- PKK neden hayır desin ki? Getirilmek istenen sistem, eyalet vesaire ayrışmalar için daha uygun fırsatları sağlamıyor mu? Çünkü yürütmenin denge ve denetlemeden mahrum bir şekilde her şeyiyle tek kişiye teslim edildiği ülkelerde, bu tip taleplerin daha rahat dile getirildiğine dair örnekler çoğunlukta. Yani PKK’nın istediklerine bu yolla daha rahat ulaşması mümkün. O yüzden hayır demenin kendilerine bir faydası yok.
2- ABD’nin PYD üzerinden PKK ilişkisi artık resmi boyut kazandı. Bu tip sistemler -doğru veya yanlış - bazı odaklar tarafından manipülasyona daha kolay açık hale getirilebiliyor. Baskı ve ayrımcılık iddiaları daha yüksek sesle dillendirilebiliyor. Bu mantıkla bakıldığında evet çıkması durumunda PKK’nın terörist örgüt listesinden çıkarılma ihtimali bile var. Hatta bir direniş örgütü olarak tanınmasının önü dahi açılabilir. Böylece PKK farklı bir statü kazanabilir ve karşı karşıya kaldığımız tehdit büyüyüp farklılaşabilir. Bu bizim için çok büyük bir yanlışın içine çekilmek olmaz mı?
3- İktidarın teröre karşı almak istediği tedbirlere, sosyal, askeri veya ekonomik sahalarda olsun fark etmez, bu zamana kadar parlamenter sistem mi engel oldu? Hükümet hangi adımı atıp terörü bitirecekti de mevcut sistem buna izin vermedi? Bu sistemle beraber terörün tamamen ortadan kalkacağına dair ifadeler çok iddialı değil mi? Bütün bunların sonunda deneme-yanılmalarla oluşacak yeni mağduriyetlerin hesabını kim verecek?
4- 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin aldığı oy oranının MHP’yi tedirgin ettiği görülüyor. MHP’nin evet deme gerekçelerinden birisi de bu. Ancak MHP’nin atladığı bir şey var. O da HDP, Türkiyelileşme üzerine verdiği mesajlarla o yüksek oy oranına ulaşabilmişti. Belediyelerdeki yanlışları, hendekler, terör ve silahla arasına bir türlü mesafe koymaması ile beraber bugün barajın altına düşmüş durumda. Dolayısıyla bu toplumun sağduyusunun adı terörle anılan hiçbir yapıya ilânihaye yol vermeyeceği ortada. MHP bu tavrıyla bu milleti tam olarak tanıyamadığını göstermiş olmuyor mu?
5- Açılım, Çözüm Süreci, 28 Şubat-Dolmabahçe Mutabakatı, Nevruzlarda İmralı’nın mesajlarının kalabalıklara okutulması gibi yanlışların altına imza atan başlı başına parlamento mu idi, yoksa hiçbir uyarıyı dikkate almayan hükümetin kendisi miydi? Cumhurbaşkanlığı sistemiyle beraber bu tür süreçlerde ülkeyi sonu belirsiz yükümlülükler altına sokmak birilerinin işine gelmez mi?
Kuşa çevrilmiş bir parlamento tehdit içeren durumlarda millet adına nasıl denge ve denetleme vazifesini yerine getirerek yanlış adımlara millet adına dur diyebilecek?
6- Valiyi, kendi partisinin il başkanını, il’deki bütün bürokratları atayan, belediye başkanlığı için aday gösteren bir Cumhurbaşkanı halk nezdinde birleştirici olabilir mi? Toplumun bütün kesimlerini kucaklayabilir mi?
Sonuç itibariyle şunu söyleyebiliriz. Özür ve af dilemek bir erdem göstergesidir. Eyvallah! Ancak bu siyasi sorumlulukları ortadan kaldırmaya yetmez.
Ergenekon’da aldan, Açılım ve Çözüm süreçlerinde aldatıl, Suriye, Arap Baharı ve dış politika konularında tuzağa düşürülmüş ol, FETÖ’yle girdiğin ilişki sonucunda yapılan kumpasların günahını 15 Temmuz’da millet ödesin, şimdi alay-ı vala ile getirdiğin sistem için milletin seni anlamasını bekle. Hadi bundan önceki aldanmışlıkları unuttuk diyelim.
Burada da hata yapıyorsanız bunun bedelini bu millet nasıl ödeyecek de altından kalkacak?