İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle birlikte Pakistan ve Hindistan arasında bir sorun olarak bırakılan ve nüfusunun büyük bölümünün Müslüman olduğu Keşmir‘de kan ve gözyaşı yıllardır devam ediyor.
Ahmet Açıkay
İslam coğrafyasının kanayan yaralarını başında gelen Pakistan ve Hindistan sınırında bulunan Keşmir, bir sorun olarak hâlâ duruyor. İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı sonrası Müslüman coğrafyasında bıraktığı en büyük sorunların başında gelen Keşmir sorunu geçen yarım yüzyıla aşkın zamandır devam ediyor.
Bulunduğu stratejik konumu itibariyle Hindistan‘ın Orta Asya‘ya açılan kapısı olan Keşmir, bu yüzden yıllardır Hindu askerinin işgali altında bulunuyor. Geçen zaman zarfında yüz binlerce Müslüman katledilirken, binlerce kadına da insanlık dışı muameleler yapıldı.
KEŞMİRLİLER KENDİ KADERLERİNİ TAYİN ETMELİ
Her yıl Keşmir Dayanışma Günü olarak kutlanan 5 Şubat, başta Pakistan olmak üzere dünyanın diğer Müslüman ülkelerinde de kutlanıyor. Pakistan‘ın Ankara Büyükelçisi Muhammad Haroon Shaukat, Keşmir Dayanışma Günü dolayısıyla gazetemize yaptığı özel açıklamada, Keşmirlilerin mücadelesini, insanlığın özgürlük arayışının bir sembolü olarak niteledi. Büyükelçi Shaukat, Birleşmiş Milletler‘in Keşmir ile ilgili vermiş olduğu kararın uygulanması gerektiğinin altını çizerek, "Keşmirlilerin mücadelesi, insanın özgürlük arayışının sembolüdür. Keşmirliler, uluslararası toplum ve Hint yönetimi tarafından kendilerine verilen sözlerin ve vaatlerin yerine getirilmesini, yani BM gözetimi altında kendi geleceklerini belirleyecekleri bir halk oylaması (plebisit) yapılmasını talep etmektedirler" dedi.
"Masum Keşmir halkı vahşetin en kötü biçimine maruz kalmıştır" diyen Büyükelçi Shaukat, Uluslar arası Af Örgütü ve diğer insan hakları örgütleri tarafından yaşanan hak ihlallerinin sürekli gündeme geldiğini söyledi. Shaukat, "İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri, Hint işgali altındaki Keşmir‘de yaşanan insan hakları ihlallerini sürekli gündeme getirmektedirler. Pakistan halkı ve hükümeti, temel haklarını korumak ve self-determinasyon hakları için verdikleri haklı mücadelelerinde Keşmir halkına tereddütsüz olarak siyasi, ahlaki ve diplomatik desteğini yineliyor. Pakistan, Türk halkı ve hükümetinin yıllardır verdiği büyük desteği takdir etmektedir" dedi.
BU BÜYÜK BİR İNGİLİZ OYUNUN SONUCU
Ufuk Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Oya Akgönenç ise İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı sonrası Müslüman coğrafyada üç sorun bırakarak çekildiğini belirterek, "İngilizler İkinci Dünya Savaşı sonrası, Kıbrıs, Filistin ve Keşmir sorunun bırakarak gitti. Bunların hepside İngilizlerin kasıtlı politikalarının sonucu. Bu haliyle Keşmir bütünüyle Müslüman olan bir ülke. Bir kısım Hindularda var ama bunun başındaki idareciler Racalar ve mihraceler var. İngilizler çekilirken Keşmir bölgesini Racalara orayı kendi mallarıymış gibi sattılar" diye eleştirdi.
"İngilizler orayı sömürge haline getirip gidince burayı Hindu Racalara sattılar" diyen Akgönenç, bu yöneticinin de ‘Keşmir olarak Hindistan‘a bağlandım‘ demesi ile kıyametin koptuğunu kaydetti. Akgönenç, "Bölgede yaşayan Müslümanlar biz Hindistan‘dan ayrılmak istiyoruz diyorlar. Çünkü Keşmir kritik bir nokta. 62 yıldır bir türlü çözüm üretilemedi. Hindistan ve Pakistan yıllarca savaş yaptılar ama bir sonuç ortaya çıkmadı" dedi.
TÜRKİYE ETKİLİ DAVRANMALI
Akgönenç, Keşmir sorunun çözümü için Türkiye‘ye de büyük görevler düştüğünü belirterek, BM‘nin kararının bölgede uygulanabilmesi için Türkiye‘nin siyasi olarak etkinliğini ortaya koyması gerektiğini söyledi. Akgönenç, "Türkiye Hindistan‘a etki yapıp adil davranmalarını istemeli. Çünkü BM burada bir halk oylaması yapılması noktasında karar verdi. Halk oylayacak ne istediyse ona göre karar verilecek. Fakat Hindistan bunu uygulamıyor. Türk hükümeti en azından bu noktada etkili olabilir. Madem BM‘nin lafını dinliyorsunuz o zaman o karara uymak zorundasınız demelidir" şeklinde seslendi.
BM hep iki yüzlü
Geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler‘in Keşmir sorununa kalıcı çözüm için önerdiği (Plebisit) yani halk oylaması kararı ise bir türlü uygulanmıyor. Nüfusunun büyük bölümünün Müslüman olduğu Keşmir‘de Hindistan BM‘nin kararını uygulamıyor. Çünkü uygulanacak halk oylaması sonrası çıkacak olan karar muhtemelen ya bağımsızlık veya Pakistan‘a katılma isteği olacak. Hindistan ise bu yönde çıkması muhtemel bir karar öncesi BM‘nin halk oylaması kararına bir türlü yanaşmıyor.
SUDAN‘A VAR HİNDUYA YOK
BM‘de Müslüman ülkeler ile ilgili alınan kararlar ile özellikle İsrail başta olmak üzere Hindistan gibi ülkelere uygulanan kararlar birbiriyle uyuşmuyor. Çünkü Müslüman ülkeler adına çıkan bir karar sonrası o ülkelere yaptırım karları, ambargo kararları da birbirini izliyor. Son olarak Sudan‘da yaşanan olay bunun en somut göstergesi. Sudan‘da Hıristiyanların yaşadığı bölge için BM‘nin halk oylaması kararı uygulandı ve stratejik konuma sahip olan bu bölge böylece Sudan‘dan ayrıştırılmış oldu.