Kültür-Sanat

Kanadı kırık Ertuğrul Osman Efendi...

Kanadı kırık Ertuğrul Osman Efendi...

Abone Ol

Hem Doğulu hem Batılı‘ydı. Saray kültürüyle yetiştiği için bir yandan İtalyanca, Fransızca konuşur, diğer yandan Osmanlı kimliğinin unsurlarını yaşatırdı.

Onun için küçük yaşta Arapça öğrenip Ku‘ran‘ı okumuş olmakta akşamüzeri bir aperatif almak ya da Wagner sevmek arasında bir çelişki yoktu. Komikti. İngilizlerin ‘dry humor‘ dediği cinsten ironileri bulur, ince esprileri ve muzip bakışlarıyla lafı gediğine oturturdu. Centilmendi. Hasta bile olsa bir bayanı uğurlarken ayağa kalkardı. Bir salon adamı olmayı bilirdi. Kendiyle barışıktı. ‘Cumhuriyet belki bizim aile için iyi olmadı ama Türkiye için fevkalade önemli‘ derdi. Cumhuriyete kızgın ya da hınçlı değildi. 12 yaşında bir gecede anne kucağından ayrılarak ödediği ağır bedele rağmen bir gün bile bu topraklara göz dikmedi.

Zekiydi, çok zekiydi... Türkiye ile ilgili analizleri hep isabetliydi. Zeynep Hanım‘la birlikte dünyayı yakından takip eder, olan biteni yorumlarlardı. Merkez sağ olmasına rağmen Bush‘a çok kızar, Irak savaşının uzun vadede Türkiye‘nin başına iş açacağını hep söylerdi. Osmanlı‘ydı. Laiklik, başörtüsü, Kemalizm gibi konularda biz Cumhuriyet kuşağını felç eden kompleksleri yoktu. Kendini bu toprakların insanı sayar, Araplar‘ı tanır, İsrail‘e kızar, Osmanlı milletlerine sevecenlikle yaklaşırdı.

Kanadı kırıktı. 12 yaşında Türkiye‘den ayrılmak zorunda kalmış, sürgünde geçen yıllarda Fransız ya da Amerikan pasaportu almayı reddetmişti. 92 yaşına kadar pasaportsuz, tebasız yaşadı. Pasaport çilesi 2004 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın girişimiyle Türk pasaportu alınca bitti. ‘Benim zaten Türk olduğuma şüphem yoktu ki‘ demişti pasaport aldığında.