Geçen hafta bu köşede, bir bürokratın kamuyu yağmaya açarak zenginleşmesini yazmıştım. Yazının ardından beklediğimden çok daha fazla telefon aldım. Farklı kurumlardan arayan bürokratlar ve yöneticiler aynı soruyu sordu:
"Kim o bürokrat? Bizim kurumda mı?"
Aslında bu sorunun kendisi bile başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Demek ki anlatılanlar kimseye yabancı gelmiyor. Herkes bir ismi tahmin etmeye çalışıyor.
İşin daha ilginç tarafı ise yazının muhatabı olduğu söylenen kişinin çevresine verdiği mesaj olmuş. "Bize bir şey olmaz. Düzenimiz bozulmaz." diyerek rahat tavırlar sergilediği anlatılıyor.
Bu düzen bozulur mu, bozulmaz mı, onu zaman gösterecek.
Bizim görevimiz ise kişilerin değil, kamunun hakkının peşinde olmak. Çünkü mesele tek bir bürokrat değil; kamunun imkânlarını kendi çevresine tahsis eden anlayıştır.
SÖZ KONUSU BÜROKRAT HALEN GÖREVDE
Sözünü ettiğimiz isim, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bağlı önemli bir genel müdürlükte daire başkanı olarak görev yapıyor. Bulunduğu makam, milyarlarca liralık projelerin teknik ayrıntılarının şekillendiği, yatırım kararlarının olgunlaştığı kritik bir nokta.
Böyle bir makam, devlete hizmet etmek isteyenler kadar devletten menfaat devşirmek isteyenlerin de iştahını kabartıyor.
Anlatılanlara göre hikâye de tam burada başlıyor.
Henüz Ankara'ya gelmeden önce temas kurduğu Ankaralı bir inşaat firması bulunuyor. O günlerde kendi ölçeğinde faaliyet gösteren, sınırlı işler alan sıradan bir şirket...
Ancak bürokrat Ankara'da etkili bir göreve geldikten sonra firmanın da kaderi değişiyor. Bir tarafta yetkisi büyüyen bürokrat, diğer tarafta hızla büyüyen şirket... Yollar kesişiyor. Sonrası kamunun yağmalanması…
AHLAKSIZ DAVETLER ŞANTAJ KASETLERİ
O bürokrat ile firma sahipleri arasındaki ilişki zamanla ticari olmaktan öteye geçiyor. Firmanın kiraladığı lüks katlar, plazalarda özel davetler düzenleniyor. Bürokrat yanında diğer daire başkanları ve genel müdür yardımcılarını getiriyor… Türlü ahlaksızlığın döndüğü o davetlerde tabii ki kamera kayıtta alıyor. Elde kaset olunca tabii ihaleler firmaya dolaylı olarak bürokratın cebine akmaya başlıyor…
KİRASINI FİRMALARIN ÖDEDİĞİ GARSONİYER
Tabii bu ahlaksızlık bununla sınırlı kalmıyor. Bürokratımız kirasını firmaların ödediği bir lüks plaza katını kendisine garsoniyer olarak tutuyor. Sonra başı orada çevirdiği ahlaksızlıklar yüzünden başı belaya giriyor. Zoru gören bürokratımız hemen kendisini Ankara’ya getiren ağababasının yanında alıyor. Sonuç olarak paçayı sıyırıyor.
KAMU GÖREVLİLERİ TEZGAH İÇİN BİR ARAYA GELMİŞ
Ancak bu sefer başka bir hikaye başlıyor. Çünkü bizim bürokratımızın derdi kamuya hizmet etmek değil.
Korumasını talep ettiği ağababası durumu öğrenince bir paylaşım hesaplaşması başlıyor. Bürokratımız yanına komplo kuracağı kişinin ortağı A.C.’yi, emniyetten birkaç ismi ve o dönem Ege’nin bir ilinde valilik makamında olan bir ismi de yanına çekiyor.
Amaç ise hedefteki ismi Ayhan Bora Kaplan suç örgütü ile ilgili yürütülen soruşturma içine dahil etmek. Ancak hesaplar tutmuyor. Kurulmak istenen denklem karşılık bulmuyor.
Hâl böyle olunca müteahhitlerin devreye girmesi ve referans mekanizmasının işletilmesi ile bürokratı Ankara’dan İstanbul’a çekiyorlar. Çünkü, bürokrat hoyratça davranmaya başlayınca düzen bozulma tehlikesine giriyor. İstanbul’da yaptıklarını da başka bir yazıda anlatırız.
BU BÜROKRAT ÖRNEKLERDEN SADECE BİRİ
Bu yazıda asıl anlatmak istediğimiz bir bürokratın mahareti değil, kamuyu zarara uğratan onu yağmalayan ve servetlerini bunun üzerine inşa edenlerin hoyratlığıdır. Ve bu hoyratlığa alan açan düzendir.
Buradan Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'na da samimi bir çağrıda bulunmak isterim. Türkiye'nin dört bir yanında büyük ulaştırma projeleri hayata geçirilirken, o projelerin gölgesinde zenginleşenlerin de mutlaka incelenmesi gerekir.
Hiç kimse bulunduğu makamın sağladığı yetkiyi, kamunun emanetini kişisel nüfuz alanına dönüştürme hakkına sahip değildir. Bugün anlattıklarımız yalnızca tek bir örnek değildir. Elbette son sözü söyleyecek olan, iddiaları araştıracak ve varsa hukuka aykırılıkları ortaya çıkaracak yetkili mercilerdir.
Ancak iddiaların ciddiyeti, kamu yararı açısından dikkatle incelenmesini gerektiriyorsa, bunu dile getirmek de bizim görevimizdir.
Biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Çünkü milletin hakkını korumak da gazeteciliğin en temel sorumluluklarından biridir.