Kamu kadını ile evinin hanımı olmak arasında kadın

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd

ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve

sahabelerine olsun.

Kamu: Günümüzde devlet diye tanımlanır. Ben kamuda yani

devlette çalışıyorum denilir. Kamu personeli: Devlet mamuru, ücretli olarak

kamuda çalışan görevliye verilen isimdir. Kamuda veya özel sektörde çalışan

kadınlar ve erkekler bu işyerlerinin çalışma koşullarına uymak zorundadırlar.

Bu koşullara uymazlar ise çalıştıkları işyerinde tutunamazlar. Günümüzde kamuda

ve özel sektörde çalışma koşulları, çağdaş cahiliyenin ürettiği materyalist

kıstaslara göre belirlenmiştir. Bu koşullar sadece Müslüman kadını değil, aynı

zamanda Müslüman erkeği de tehdit etmektedir. Kamuda veya özel sektörde çalışan

Müslüman kadına, bu çağdaş çalışma koşulları ondan bir takım değerleri almadan,

ona imkânlarını sunmamaktadır. Onu İslam ın kadını olmaktan çıkarıp kamunun

kadını haline dönüştürmektedir. Çalıştığı işyerinin müdürü veya patronu,

Müslüman kadın için itaat edeceği ve emirlerine uyacağı bir kıymet haline

dönüşmektedir. Bu ise Müslüman kadını İslam ın oluşturduğu hiyerarşiden,

disiplin ve ciddiyetten uzaklaştırmakta, taviz üstüne taviz vermeye

zorlamaktadır. Allah a, Resulüne, anasına, babasına ve evlendiği kocasına

itaatle mükellef olan Müslüman kadın, Kamu kadını olmaya ilk adımını attığı

günden itibaren büyük bir değişim sürecine giriyor ve işi için mükellef olduğu

bütün itaat bağlarından kendisini sorumsuz kılmaya başlıyor. İşte felaket

çanları bu andan itibaren çalmaya başlıyor.

Hâlbuki Müslüman bir kadının yol haritası bellidir.

Peygamberimiz buyuruyor: Kadın, beş vakit namazını kılar, bir aylık orucunu

tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse ona: Hangi kapıdan dilersen

oradan cennete gir denilir. (Ahmed bin Hanbel)

TAHRİM 10-11 Allah, inkâr edenlere, Nuh un karısı ile

Lut un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin

nikâhında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah tan gelen hiçbir şeyi

onlardan savamadı. Onlara Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin

denildi. Allah, iman edenlere de Firavun un karısını misal gösterdi. O,

Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun dan ve onun işinde

çalışmaktan koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar demişti. Müslüman bir

kadın ve erkek aklına eseni, hoşuna gideni yapmaz, Allah ve Resulünün emir ve

yasaklarına teslim olur.

Kadının çalışması meselesi, konuya İslam ca ve batıca

yaklaşanlar arasında gecen bir hak batıl mücadelesi konusu olmuştur. Batılılar

ve batıcılar kamuda kadının çalışması meselesini bir istismar konusu edinmiş,

İslam ı ortadan kaldırmak için anne ve eş olan kadını yuvasından kopartıp

Müslüman aileyi çökertmenin bir aracı yapmışlardır. Müslüman bir toplum olarak

biz bu oyuna gelenlerden olmamalıyız. İslam, kadının çalışma koşullarını aile

yuvasını güçlendirecek şekilde oluşturmuştur. Ona çalışırken bir mesai

dayatmamıştır. Zaten İslam da kadın kendi fıtratı içerisinde yoğun bir

çalışmanın içindedir. Bu çalışmanın temelinde İslam binasını inşa etme görevi

vardır. Bu çalışmayı yürüten Müslüman kadın, en büyük mükâfatı Allah tan

alacaktır. AHZAB 36: Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir

erkeğe ve mümin bir kadına o işi kendi isteklerine göre seçme (özgürce farklı

eylem yapma) hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir

sapıklığa düşmüş olur.

Peygamberimiz buyuruyor: Üç kişi vardır, cennete

girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riayet etmeyen kimse; içki düşkünü olan

kimse; verdiğini başa kakan kimse. (Nesai)

TEFEKKÜR

Kabul etmek gerekir ki mesai gerektiren bir işte çalışmak

kadın yaratılışına uygun değildir. Kadınların özel dönemleri, sancıları,

hamileliği, doğumu var, yavrusuna süt vermesi, onu büyütmesi ve terbiye etmesi

var. Bütün bunları görmezden gelip özgürlük adına feminizm adına kadınları

erkeklerle yarıştırmak öncelikle kadınlara yapılan büyük bir kötülüktür.

Kadınlar çalışma hayatına bu kadar dâhil olduktan sonra kadın fıtratı bozuldu,

evlilikler bozuldu, aileler daha kolay dağılmaya başladı. Bunu iyi işte,

çalışan kadın babasına ve de kocasına muhtaç olmuyor. diye iyi bir şeymiş gibi

savunanlar kocasına hizmet etmekten rahatsız olan kadınların uygun olmayan

koşullarda iş yerine gittiklerini, patronlarına minnet etmek ve onların

emirlerine itaat etmek zorunda olduğunu, bunun İslam daki yerini neden

düşünmüyorlar

Kur an ve sünnet ışığında konu ele alındığında kadın

çalışmak mecburiyetinde değildir. Babası veya kocası izin vermemesi durumunda

bu çalışma harama da dönüşür. Kadının sorumluluğu evi ve aile içi görevidir.

İslam kadının çalışmasını yasaklamamıştır. Kadının çalışmasında İslam a uymayan

taraf, çalıştığı ortam, çalışma şartları, yaptığı iştir. Günümüzde de çağdaş

çalışma ortamları İslam ca hassasiyete sahip olan hanımlar için pek uygun değildir.

Milli Görüşüne göre tavır takınamayanlar, başka yanlış ve batıl görüşlerin

esiri ve kölesi olurlar vesselam.