Kalplerin cilâsı

Abone Ol

Bir oraya bir buraya durmadan koşan, bin bir çelengirli

hengâmenin içinde kendini kaybeden varlıklar olarak hiç yıprandığımızı

hissettiğimiz oluyor mu Öylece durup kendimizi resetlemek geçiyor mu

içimizden Yoğunluğa dayanamayan zihnimizin, koşturmalardan bezen ayaklarımızın

serzenişini duyuyor muyuz Peki ya kalbimiz, onun çığlıklarına kulak veriyor

muyuz hiç Bırak her şeyi ve artık beni duy, beni doyur deyişini ruhumuzda

hissediyor muyuz

Kullandığımız eşyaların zamanla yıpranması ve bakım

yapılmazsa, onarılmazsa, yenilenmezse, eksikleri giderilmezse bir daha

kullanılamayarak sonsuza dek kaydedilmesi gibi, kalbimiz de zamanla yıpranır ve

yenilenmeye ihtiyaç duyar. Midelerimizin sık sık acıkması gibi bedenlerimizin

evi olan kalplerimiz de acıkır ve doyurulmak ister. Biz bunu çoğu zaman

anlayamayız. Gözümüzü çok fazla maddeyle doldurduğumuz için bu manevi

yakarışları hissedemeyiz. Fakat aslında vücudumuzun her bir organı her an bize

yalvarır. Gıdasız kaldık der, Bizi dinlendir der

Yaşadığımız çağın kirleri içinde kalbimiz de sık sık

paslanır. Kendimizi dünyaya ve dünyalıklara öylesine kaptırırız ki kalp

ritimlerimizi kaybederiz. Yüreğimiz kayıp gider başka mecralara. Yorulur,

yıpranır, küf tutar ki bu halde de hiçbir şey lezzet vermez. Her şey boğar, her

iş zor gelir. Üstesinden gelemeyiz birçok şeyin. Bunalıp depresyona girer, kutu

kutu antidepresan tüketiriz. Kendimizi uyuşturur ama sıkıntılardan

kurtulamayız. Çünkü asıl istediğini vermeyiz kalbimizin. Onun dilinden

anlayamadığımız için yanlış reçetelerde şifa ararız. Oysa hastalık belli, şifa

bellidir. Reçetemiz defalarca kez yazılıp verilmiştir elimize.

Kalpler ancak Allah ı anmakla huzur bulur (13/28)

derken yüce Rabbimiz bize çözümü sunmuştur. Her şeyin bir cilası vardır.

Kalbin cilası da Allah ı zikretmektir derken Efendimiz (s.a.v.), bize çareyi

göstermiştir. Zikir kadar insanı Allah ın azabından kurtaracak başka bir şey

yoktur diyerek dünyada çektiğimiz azaplardan kurtulmanın, ahirette ise azaba

uğratılmamanın yolunu göstermiştir. Şüphesiz insanların kalpleri de rutubet

alan bir demirin paslanması gibi paslanır demiş ve bunun çaresi için de sık

sık ölümü hatırlayıp Kur an okumamız gerektiğini buyurmuştur.

Evet, bugün hepimiz mutsuzuz, hepimiz huzursuzuz.

Kalbimiz hiçbir şekilde mutmain olmuyor. Boş kalmaktan da sıkılıyoruz, dolu

olmaktan da. Yalnızlıktan da bunalıyoruz kalabalıktan da. Açlığı da sevmiyoruz

tokluğu da. Sıcakta da iyi hissetmiyoruz soğukta da. Keyif aldığımız üç beş şey

sıralayabiliyoruz ki onları yapmaktan da çok çabuk sıkılıyoruz. Ve ne zaman

kendimizi kötü hissetsek, ne zaman kalbimizin sıkıştığını fark etsek huzuru

başka yerlerde arıyoruz. Açıp müzik dinleyerek, aksiyon ya da komedi filmleri

izleyerek, telefon ya da bilgisayarlarımızdan oyun oynayarak kafamızı dağıtmaya

çalışıyoruz. Kafalarımız dağılıyor belki ama kalbimiz de dağılıyor. Bunların

geçici çözümler olduğunu biliyoruz çünkü yüreklerimiz istediğini alamayınca,

özlediğine ulaşamayınca paramparça oluyor. Yürek Rabbini istiyor. Rabbine

yönelmek, Rabbiyle hemhal olmak istiyor. Ruh kendi bünyesindeki yüce Ruhu

hissetmek istiyor.

Çoğu zaman unutuyoruz ama bedenlerimiz topraktan

yaratılmıştır ve toprağın bitirdikleriyle doyar, büyür, güçlenir. Ruhumuz ise

Allah ın nuruyla var olmuştur ve yalnızca O nunla doyar. O nun sevgisiyle

güçlenir. O nunla irtibat kurunca güzelleşir. O nu anınca, O nu hissedince,

kendini O nun sonsuz yüceliğine bırakınca huzur dolar ve tamamlanır.

Zor değildir attığımız her adımı zikir haline çevirmek.

Bizim elimizdedir aslında. Uykudan uyandığımızda, yatağa yattığımızda, abdest

alırken, yemek yerken, herhangi bir işimizi yaparken dilimizde sürekli

Rabbimizin zikri olabilir. Bir yere giderken yürüdüğümüz yollarda,

kullandığımız toplu taşıma araçlarında her an O nu düşünüp, hem yapacağımız

işler için yardım isteyebilir hem de bize verdiği nimetler için şükredebiliriz.

Esma-ül Hüsna dan her gün bir Yüce İsmi dilimize dolayıp hem dille, hem kalple

onu zikredebiliriz. Başka hiçbir şey yapamasak bile namazlarımızın ardında

tesbihatlarımızı yapabiliriz.

Biz zikirsizliğimizi, Allah ile olan irtibatsızlığımızı dert

edinsek ve bu derdin dermanı için uğraşsak göreceğiz bize nasıl güzel fırsatlar

çıkacak. Göreceğiz kalbimiz nasıl neşe bulacak. İşlerimiz nasıl yoluna girecek.

Ruhumuzun güzelliği nasıl da yüzümüze yansıyacak. İçimiz dışımız nasıl huzur

dolacak. Kalbimiz istediğini alınca, ruhumuz gıdasına ulaşınca psikolojik

dertlerimiz de kalmayacak. Yalnız kalmak da bir zikir olacak bizim için,

kalabalıkta olmak da. Açlık da O na yönelmek için bir fırsat olacak, tokluk da

O halde haydi paslanan kalplerimizi cilalayalım. Yorulan

ruhumuza enerjisini verelim. Biz azmedelim Rabbimiz de yardım etsin ve bu

gıdasızlıktan kurtulalım