Sevgili genç,
Bizler bu hayatın yol yorgunlarıyız ve bütün ümitlerimizi
sana bağladık.
Bütün hayallerimizi senin üzerine kurduk.
Senin için dualar ettik
Senin gözlerinde bir asır sonrasını gördük ve
sırtımızdaki emaneti sana devredebilmek için sabırla bekledik.
Fakat seni bizden koparabilmek için türlü türlü oyunlar
oynanıyor.
Düşman seni tuzağına çekebilmek için süslü ifadeler
kullanıyor. Daha gençsin gençliğini yaşamalısın diyor.
Oysa vakit daralıyor, aylar yıllar bir yaz yağmuru gibi
geçip gidiyor.
Sevgili genç bizler bu hayatın yol yorgunlarıyız ve bütün
ümitlerimizi sana bağladık.
Fakat düşman peşini hiç bırakmıyor, afili cümlelerle seni
bizden koparmaya çalışıyor
Harama bulaşabilirsin, bu hiç mühim değil af dilersin
geçer diyor
Vaktini okuyarak geçirmene hiç gerek yok, otur dizileri
seyret, buradaki renkli hayatların hayalini kur diyor
Namazlarını kılmasan da olur, yaşlanınca eda edersin
Diyor
Gençlik bir daha ele geçmez, vakit varken bol bol
eğlenmelisin diyor.
Sevgili genç, vakit dar ve şu kısacık hayatımıza
sığdırabileceğimiz o kadar çok şey var ki, sense eline tutuşturulan elma
şekerine kanıp olduğun yerde sayıyorsun
Sırtımızdaki yükün sahibi sensin
Unutma, bizden öncekiler insanlık namına ne yapmışlarsa
sen de onu yapacaksın.
Gerektiğinde uykularından fedakârlık yapacak, keyif
alıyorum dediğin şeylerden vaz geçeceksin. Kararlı olacak ve sana emanet edilen
yükü sonuna kadar taşıyacaksın. Yükün ağır fakat bilmelisin ki, iyi şeylerin
bedeli ağır olur. O yüzden iyilerin hepsi büyük bedeller ödeyip gitmişlerdir.