Kalitesizlik sıradanlaşıyor!

Abone Ol

Dünkü yazımızda, "Aslında ülkede reytinleri ölçen yapının yeniden dizayn edilmesi şart. Televizyon ekranlarına hangi programın konulup hangisinin konulmayacağından daha çok, RTÜK ün böyle bir yapılanmayı organize etmesi gerekir. Herkesin şikayet ettiği bu ekran kirliliğinin nereden kaynaklandığını anlayabilmek için, yeniden çok daha objektif ve daha geniş ölçekli bir "izlenme parametresi" oluşturulmalı. Musluğun başındakiler, 2 bin kişinin verilerine bakarak, "Halk istiyor, biz veriyoruz" diyorlar. Peki, halka kaliteyi sunsanız, ne tepki verecekler Hiç kimsenin bunu tartıştığı yok!" şeklinde bir değerlendirme yapmıştık. Televizyonlara program üreten ve ekranları dizayn eden iradenin sarıldığı argüman işte bu: "Halk ne istiyorsa biz onu veriyoruz" Yani, zincirin son halkasındaki milletin beğenilerine göre hareket eden bir anlayış sergilediklerini iddia ediyorlar. Tablo paradokslarla dolu: Reytinglere baktığınızda, ahlakı deforme eden, nerde akşam orda sabah yaşantı tarzını gözümüzün içine sokan, tuzu kuru ailelerin sığ, düzeysiz ve arızalı ilişkilerini ele alan yapımlar çok seyredilmiş AGB verilerine göre, kalitesizlik tercih edilmiş Peki zaman zaman yapılan anketlerde halkın talebi ne: "Biz bu programları seyretmiyoruz, seyretmek istemiyoruz. Belgesel seyrediyoruz. Tematik kanalları seyrediyoruz"

Talep farklı, icraat farklı O halde diyebiliriz ki, kaliteli program isteyen izleyiciler, ekranlarda kendi taleplerine yönelik program bulamadıkları için, bu pespayelikleri seyretmek zorunda kalmışlar. Aslında, tartışılması gereken konu: Halk istiyor, biz veriyoruz anlayışıdır Çünkü bu anlayışın ekranlarda uzanacağı boyutun sınırları yoktur. Televizyon ekranlarına magazinin en kirlisini, en pespayesini sokan televizyon anchourmani kimdi Reha Muhtar Hayvanlar alemi, dev ve cüce soytarılıkları, ipe sapa gelmez konuların ele alındığı sanatçı geyikleri

O günlerde kendisiyle bu konularla ilgili söyleşi yaptığımız, iletişim profesörü Haluk Şahin, demişti ki, "Maraz meraklara servisin sınırı olmaz Çünkü insanlara ne kadar verseniz de, daha fazlasını talep ederler" Örneğin, dedikodu bir maraz meraktır Televizyonların öğleden sonraki kadın kuşaklarına şöyle bir göz atın "Eşim beni böyle aldattı İçeriye bir girdim, gözlerim faltaşı gibi açıldı ." gibi ailelerin mahrem hallerini ortaya koyan, tuhaf ilişkilerin sınırını koyamazsınız. Örneğin, müstehcen görüntülerin servisi de böyledir Bunun azı, çoğu olmaz Ne tuhaftır ki, gazetelerinin arka sayfalarında hergün baldır bacak fotoğrafı yayınlayanlar, gazetelerinin ön sayfalarında ise internetteki kötü sitelere giren Türklerin Avrupada birinci oldukları gibi çelişkili haberlere imza atabilmektedir Demek istediğimiz, maraz meraklara müstehcenliğin servisinde sınırı çizemezsiniz Bu anlayışın doruk noktası, gazetelerde ve televizyonlarda haberleri yapılan çirkeflik ticaretidir

Bize göre, birinci olarak, AGB nin reyting ölçüm sisteminin acilen değiştirilmesi gerekiyor

İkincisi, yeni ve kapsamlı bir reyting ölçme sisteminin yapılandırılması gerekiyor. Bu yapılanmanın da, televizyonlardaki herşeye müdahele edebilen ama, reyting konusunda hiçbir etkisi olmayan RTÜK tarafından yürütülmesi gerekiyor. Üçüncüsü, televizyon ekranlarını kalitesizliğe mahkum eden ve bugünkü çarpık reyting raporlarından beslenen anlayışın kendisine acilen çeki düzen vermesi gerekiyor. Zira bu anlayış, bu kalitesizliği pompalamaya devam ettikçe, yarın birgün televizyon ekranlarına doğru ve güzel bir şeyler koyabilmek de imkansız olacak. Kalitesizlik sıradanlaşıyor!