Ekonomik olarak zor günler geçiriyoruz. Herkes doların önlenemeyen artışlarından, üst üste gelen zamlardan endişeli. Ortada bir sorun varsa elbette bir de sorumlu vardır. Ancak görüyoruz ki yavuz hırsız ev sahibini bastırmaya çalışıyor. Sanki ekonomiyi yönetenler kendileri değilmiş gibi dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Bu konuda yalnız da değiller her zamanki gibi yandaş gazeteci grupları da emirlere amade.
Bir dönemler gazeteci kimliği ile öne çıkanlar bugünlerde birilerini temize çıkarmak için adına gazetecilik denemeyecek bir görüntü ile öne çıkıyorlar.
Bütün bu hatırlatmaları son zamanlarda “cambaza bak oyunu”nu kara propaganda ile yoğuran medya yazı ve yorumlarının artmasından dolayı yapıyorum. Biliyorum, muhatap almamak, görmemek belki de en iyisi ama… İftiralardan, yalanlardan siz kaçsanız da, görmeseniz de; ne hazindir ki yalana ve iftiraya koşanlar da var. Kimler neler neler yazıyor, bir bilseniz. Bu cümleyi, “kimlere ne yazılar ne yazılar yaz-dı-rı-lı-yor bir bilseniz” diye düzeltiyorum.
Sözüyle, kalemiyle gerçekleri değil de yalanı taçlandıran; iktidara ve paraya “oyuncak” olan ne kadar çok insan varmış. İktidarın yeni dönem medyası “kullanışlı gazetecilik” örnekleriyle dolu. Kullanışlı gazeteciler yarışında liste başına oynayanlardan birisi de Yeni Şafak gazetesinin kara-gülü. Muhalefet yapmayı suç gibi göstermeye çalışan, hatta “iç işgalci”, darbeci ve terörist ilan eden yazılar kaleme almaya başlayan kara-gül kendince haklı çıkmak için muhalefetin aynı tepkileri veriyor olmasını suç unsuru olarak bile gösteriyor. Aslında gazetecilik adına “adi suçlar” işlediğinin farkında bile değil.
Efendim muhalefet aynı şeyleri söylüyormuş. İktidar aynı yanlışları yapıyorsa, ülkenin ve milletin sorunları aynıysa, muhalefet aynı tepkileri vermesi, aynı şeyleri söylüyor olması sürecin doğal sonucu değil midir? Ekonomi çöküyorken, muhalefet partilerinden birileri bu çöküşü anlatıyorken, diğerleri de bu çöküşün aslında bir çöküş olmadığını halka izah etmesini mi bekleniyor!? Ya da kimi muhalefet partileri yaşananları görecek, üzerine düşünecek ve söz söyleyecek, kimileri de görmezden mi gelecek!? Sorunlar apaçık ortadayken muhalefet partilerinin hepsinin aynı yaklaşım içerisinde olmasını bir darbe girişimi olarak görmek ve göstermek gazetecilik işi değil, algı işidir.
Aynı coğrafyanın insanları olarak, aynı sorunları yaşarken 20 yıldır aynı iktidar tarafından yönetiliyorlarsa ve bu iktidar bir yılda 3 maliye bakanı değiştiriyorsa tabi ki muhalefet aynı tepkileri verecek.
Beyefendi daha da ileri giderek muhalefeti bir cephede toplayanın PKK ve FETÖ gibi yapılar olduğunu iddia etmiş. Yanılıyor beyefendi! Çünkü muhalefeti aynı cephede toplayan AK Parti iktidarının iş bilmezliği ve artık gizlenemez hale gelen yanlış politikalarıdır. Muhalefeti güçlendiren ne dış güçlerdir, ne de dış güçlerin içerideki uzantılarıdır. Muhalefeti güçlendiren bizzat AK Parti iktidarının başarısızlıklarıdır. Türkiye’de bir muhalefet sorunu yoktur, sorun iktidar sorunudur. Sorun iktidar sorunuysa, güçlenecek olan muhalefettir. Muhalefetin güçlenmesi suçsa eğer, suçun azmettiricisi AK Parti iktidarıdır. Çünkü ülkeyi kötü yöneten ve muhalefetin her geçen gün güçlenmesine zemin hazırlayan bizatihi iktidarın kendisidir.
Yeni Şafak’ın kara-gülünü son yazılarının birisinde Saadet Partisi’ni de hedef almaya yeltenmiş gördüm. Daha doğrusu iyice tuhaflaşmış gördüm. Oysa herkes bilir ki, Türkiye’de Millî Görüş hareketi, Saadet Partisi akl-ı selimi temsil eder. Bu, bir kanaat değil elli yıllık tecrübenin söylediği bir hakikattir. Siz kendi algılarınıza, yalanlarınıza Saadet Partisi’ni de malzeme yapmaya kalkışırsanız inandırıcılığınızı hepten kaybedersiniz. İnsanlar birilerinin yanında durabilir ama hak anlayışınız olmazsa mürekkebinizi çamura bularsınız. Keşke mürekkebinizi çamura bulamasanız, keşke bu karalamalar ve iftiralar ile öne çıkmasanız.
Bilinmelidir ki iftiralar ne Saadet Partisi’ne ne de Karamollaoğlu’na zarar verir. Bu iftiralar başta iftirayı atan kalemlere, yandaşlığını yaptığınız iktidara, okurunuza ve bu topluma zarar verir.
Seviyeli olabilmek tavsiye olunacak bir niteliktir. Diyeceğim o ki, yandaşlığın da bir seviyesi olmalı.