Kalem ve kılınç

Abone Ol

Avrupa’da birkaç belediye başkanının cesur kararı dışında, beş binin üzerinde caminin minaresi yoktur.

Minareye izin verenler de minareden ezan okunmasına izin vermemektedirler.

İzin istemeye gittiklerinde “Bugüne kadar cami merkezli bir kötü olay oldu mu?” sorusuna “Hayır, olmadı” diyorlar ama, suç örgütlerine bütün imkânları veriyorlar.

Halkı Müslüman olan ülkelerin hepsinde çanlar çalmaya devam ediyor.

Belçika, Türkiye’nin en zenginlerinden biri olan Özdemir Sabancı’yı ve beraberinde iki kişiyi 1996’da öldürdüğü iddia edilen Fehriye Erdal’ı yakalayıp hapse koyduğu halde, hapishaneden kaçması sonunda 1996’dan bugüne kadar Avrupa Birliği İnterpol’ü ve her devletin polis birimleri bir türlü bulamadılar.

Ona destek veren dernekler, resmi olarak faaliyetlerine devam ediyorlar, Avrupa ise camiler ile başörtülü Müslüman hanımların peşindeler.

28 Şubat 1997 döneminde darbecilerin aldığı kararla Mısır, Şam, Halep, Bağdat, Mekke ve Medine’de okuyan binlerce Müslüman Türk öğrencilerin İslami ilimler okumasının önü kesilirken bu yasaktan bütün Afrika’daki Müslümanlar da zarar gördüler.

Çünkü bu şehirlerin yöneticisi, devlet yetkililerine “Yabancı öğrenci almayacaksınız” dediler ve şu anda bile bu şehirlerde yabancı öğrenci yok hükmündedir.

Bugün dünyamızda adam öldürmek, kitap okumaktan kolay olduğu için katil sayısı ilim adamı sayısından fazla.

Dünyayı mafyayla yönetmek için kiralık savaş yapacak şirketler kurdular ve ihaleyle savaş yaptırıyorlar.

Ölen neden öldüğünü, öldürenin kim olduğunu bilmeden, öldüren de kimi, neden öldürdüğünü bilmeden öldürüyor.

Dünyayı medya ve mafyayla yönetmek isteyenler de, ilim adamı yetişeceklerin önünü kesmek, ilim adamı yetiştiren kurumların kapatılması için gerekeni yapmakta kusur etmemekteler.

Kılıcı kaleme tercih edenlerin yolu açılırken, kalemi kılıca tercih edenlerin önü, “Senin sakalın var, senin başın kapalı, senin alnın secdeli” denilerek kalemin yolunu kılıçla kapatmaya çalışıyorlar.

Dinini bilen ve dinini tebliğ eden Hz. Musa gibi, dilinde dünyanın en yumuşak kelimeleri ile topluma faydalı olurken elindeki asasını ancak koyunlarına yaprak çırpmak için kullanır ve hiçbir insanı onunla rahatsız etmez ama Firavun’a göre en katı düşman o.

Kur’an-ı Kerim’de “Kalem Sûresi” vardır ama “Kılınç/Seyf” kelimesi bir defa olsun geçmez.

Ama bir insan dinini çok sever fakat onun ne olduğunu bilemez, neyi nasıl yapacağını bilemezse çok olumsuz şeyler yapabilir.

Onun için eğer topyekûn bütün dünyayı bir çarşı gibi görmek,

Çarşıda gül gibi yüzlerin, “Gül alıp gül satmasını, gülü gülle tartmasını”, tek kelimeyle dünyanın gülistan olmasını istiyorsak âlemlere rahmet olarak gönderilen Rahmet Peygamberi’nin getirdiği Kur’an-ı Kerim’i ve onun nasıl yaşandığını bize gösteren Peygamberimiz’in sünnet-i seniyyesini hakkıyla öğrenelim, öğrenme ve öğretme yollarını bütün insanlığa açalım.

Maddi durumu iyi olan bir Müslüman, yaşamakta olduğu şehirde, çalışmak istediği halde iş bulamayan işçilere, “Kur’an’dan bir sayfayı manasıyla beraber öğrenip gelene bir günlük işçi parası vereceğim” diye ilan edince, epeyce insanımız bu eğitime katılıverir.

28 Şubat döneminde imam-hatiplere ve Kur’an kurslarına baskın ve baskılar yapıldığı günlerde bir terzi, yaz tatilinde çevresindeki esnafın çocuklarına ücretsiz, Kur’an dersleri başlatmış ve çok başarılı olmuştur.

Siz gayret gösterirseniz Allah size hiç hatırınıza gelmeyen yollar gösterecektir. Ha gayret…