Kaleci dediğin Turgay gibidir!

Abone Ol

Bendeniz, rahmetli babasının da görevi icabı futbolun içinde doğmuş büyümüş bir şanslı olarak, bu yazıyı yazdıktan az sonra cenazesine omuz vermeye gideceğim Turgay Şeren'i çok ama çok izledim... Vefat haberi geldiğinde de çok yakınlarımdan birini kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşadım. Allah rahmet eylesin! Yakınlarına başsağlığı diliyorum...

Turgay Şeren'i çocukluk yaşlarımda genelde kale arkasından izlerdim. Bu şansımı yine de babama borçluyumdur. Ben neredeyse aklımın erdiği kadarıyla 65 senedir futbol maçı izlerim. Ama hayatımda Turgay Şeren kadar ceza alanına hakim bir kaleci görmedim. Rakip kornerleri, rakiplerin kenarlardan veya ortadan Galatasaray ceza sahasına yaptıkları ortalar çoğunlukla Turgay ağabeyin yumrukları veya blokajları ile tesirsiz kılınırdı. Aynı Turgay Şeren, kaleden taaa en sondaki adam rahmetli Metin Oktay'a, "Meto, adam sağında" diye bağıracak kadar takımı kaleden yönetirdi. Bu da çok büyük bir özellik idi. Sadece kaptan olarak seremoniye katılmak iş değildi. 

Turgay Şeren'in Arjantin'in en büyük kulüplerinden River Plate'den teklif aldığını ne yazık ki hiç bir gazete yazmamış. Galatasaray Kulübü de teklife evet deyince Turgay ağabey Arjantin'in yolunu tuttu. Kulüple de anlaştı. O sırada Galatasaray kalecisiz kalacaktı. Hemen ülke voleybolunun gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu, o günlerin kaptanı Değer Eraybar'ı kaleci idmanına çıkarmaya başladı Galatasaray... Değer müthiş sıçrardı. Çok atletik bir voleybolcu idi. Ancak ne var ki Rive Plate ile Galatasaray son dakikada bonservis parasında anlaşamayınca Turgay Şeren dört-beş gün sonra ülkeye döndü ve kalesine geçti. 

Bir sevgili dostum, ağabeyim Turgay'la  Meksika'daki 1986 Dünya Kupası'nda yan yana gazetecilik yaptık. En uzun süre olan yan yana geçen dostluk günlerimiz onlardı. Dönüşte de tüm Türk spor basını Amerika'ya gezmeye geçti. Biz ise Turgay ağabeyle yine yan yana oradan önce Almanya'ya, sonra da Türkiye'ye uçtuk... Keşke o 20 saate yakın geçen yolculuğun ses kaydını yapabilseydim. Yemin ederim ki, düne kadar yayınlanmamış bir spor eseri olurdu...  Bu arada rahmetli Turgay ağabeyin yine rahmetli ağabeyi Oğuz Şeren'le de Tercüman'daki ilk üç senemde birlikte çalışma keyfini ve onurunu yaşamıştım. 

Allah ülkeme onun gibi nice kaleciler versin! Saygı ve rahmetle bir kere anıyorum...