Kalabalıklar içerisinde yalnız bir Şehir

Abone Ol

Siyasi konulara öyle daldık ki sosyal ve ahlaki meseleler

unutulup gitti.

Artık kimse kimsenin yaşadığı sosyal, ailevi ya da

içtimai buhranlarıyla ilgilenmiyor.

Bu tür meseleler o kişinin özel alanı imiş gibi

değerlendiriliyor adeta.

Bir insanın siyasi yelpazesi ve cemaatsel aidiyeti evine

ekmek getirip getirmediğinden daha fazla ilgilendiriyor insanları.

Kimse kimsenin uğradığı haksızlıklara müdahil olmak istemiyor.

Yeni bir kendini koruma mekanizması geliştirildi:

Tarafsızlık.

Aslında bu yeni yetme tarafsızlar en tarafgir

davrananlardır içimizde.

Bunu kendileri de gayet iyi bilirler.

Terazinin ağır gelen tarafındadırlar.

Maçta galip gelen tarafa doğru evrilirler.

Kendilerinden tarafadırlar.

Dövülene acısalar da dövenden yanadırlar.

Çoğunluğun gücünü perestiş ederler.

Meseleler karşısında yan yan yürümeleri yanlı

olduklarının delilidir.

Kendilerinden yana oldukları için adaletin, emeğin ve

kardeşliğin tanımını bile değiştirirler.

Ben onları çok iyi tanırım.

Cevizin içini atıp kabuğunu yerler de bunu nefis

terbiyesi diye etrafa yutturmaya çalışırlar.

Oysa asıl gayeleri zevahiri kurtarmaktır.

Tek dertleri kalabalıklar tarafından nasıl

göründükleridir.

Bu yüzden durmadan pozisyon değiştirip poz verirler.

Dünyayı ne çok sevdikleri hicapsız ettikleri dualarından

bellidir.

Duanın bir kutsi davete icabet olduğunu unutup hak

etmeden istemek ve istemeye doymamak olduğunu sanırlar.

Bu yüzden vermek değil almak üzere programlanmışlardır.

Toplumun İslamlaşması için çalıştıklarını söylerler; öte

yandan bireyi teğet geçerler.

Herkesin hayatı kendinedir.

Ensar altın çağların biz övünelim diye oluşturduğu

tablonun adıdır.

Muhacir onlar kim biz kim diye ahlandığımız insanlar

topluluğudur.

Biz de hicret ederiz, âmâ zorluklardan kolaylıklara; kent

karmaşasından sayfiye yerlerine, sorumluluktan mazeret ve bahanelere doğru

hızla koşarak. 

Bu yeni bir anlayış ve yeni bir trenddir.

Değişmiyoruz, benzetiliyoruz.

Değişemeyecek denli hantal ve kımıltısız bir ruhumuz var.

Değişmek iç devinim gerektirir.

Boşanmalar hızla artıyor.

Evlilikler ev sıcaklığından yoksun.

Fırsatçılık o kadar yaygınlaştı ki sanki bu konuda olumlu

bir fetva çıktı sanırsınız.

Yeşil sarıklı ulu hocalar bile popülerlik derdinde.

Burs bulamayan mühendislik öğrencisi her öğün kara kara

düşünüyor.

Evlenemeyen gençler mi

İşsiz gezen daha doğrusu işsizlikten

gezemeyen-diplomalılar mı

Torpil ve adam kayırmacılık hakkında da olumlu fetva çıkmışa

benziyor.

Amcası olmayanlar geçici dayılar kiralıyor.

Siz pelikan dosyasını kurcalayadurun düşük profilli

yüreğinizle, toplumun içinde insan oluşumuz hızla kıyıya vuruyor.

Ne Dimyat ta pirinç var ne elde bulgur.

Her hâlükârda zarardayız.

Kimden yanasınız, yanınızda kim var

Kendinizden mi, ondan mı bundan mı, yoksa hakikatten yana