Kaknüs kuşu, gagasında bin bir delik olduğuna inanılan, yüce dağlarda yaşayan, rüzgar estikçe bin bir nağmeli sesler çıkaran ve musikinin oluşmasına öncülük ettiğine inanılan mitolojik bir kuşun adıymış.
Bin yıl yaşarmış. Ölüm vakti yaklaşınca ormanlardan odun toplarmış. Odun yığınlarının yanında kanatlarını süratle çırpar ve odunları tutuştururmuş. Tutuşan ateşin içine kendini atar ve yanar gidermiş.
Mitolojiler, efsaneler milletlerin dini ve milli yaşamlarının abartılı bir şekilde anlatımıdır.
Günümüz Amerika sı eceli gelmiş Kaknüs kuşu gibidir.
Kendisini öldürecek bir yaratık olmadığından kendi ecelini kendisi hazırlamakta.
Türk roman ve hikâyecilerinin hayal edemediği, hatırına getiremediği kötü manzaraların yaşandığı ülke olarak bin bir türlü rezalet, aşağılık, alçaklık sergilediklerinden, bazı aklıevveller "Niçin Amerikalı senaryocular ayarında senaristimiz yok " diye kendimizi tenkit ederler.
Yok. Çünkü yazarlara esin kaynağı olacak kötü bir hayat, bu ülkede henüz yaşanmamaktadır.
Kaknüs kuşunun, sihirli sesine kapılan kuşları yediği gibi, Amerikan hülyasına dalanları da yemekte ve kendine benzetmekte.
Ülkemizde banka hortumcuları, onlara danışmanlık yapanlar, yataklık edenler, hazine soyguncuları, uyuşturucu tacirleri, organ mafyası, holding batıranları hemen soluğu Amerika da alıyorlar ve kaçırdıkları servetlerle Kaknüs kuşuna yem taşıyorlar.
Kutuplarda ayı avcıları ayı avlamak için buzlaşmış karların içine jilet gibi keskin baltayı yerleştirir, keskin tarafının üzerine kan sürerlermiş.
Ayı gelip kanı yalarken kendi dili de kesilirmiş. Ama kanın tadından dilin acısını fark edemezmiş. Kendi kanını yalamaya başlarmış. Damarlarındaki kan tükenince olduğu yere yığılır kalırmış. Avcı da gelip derisini yüzermiş.
Kurşunla vurursa ayının postu delindiğinden fazla para etmediği için bu yolu denermiş.
Namık Kemal bey:
"Neş e germ oldukça artar iştihayı zevkü şevk
Devlet efzayiş bulunca arzu kesretlenir."
Yani: "Neşe kızıştıkça, zevki-şevk iştahı da artar. Servet, mal çoğaldıkça mal sevgisi de artar" diyor. Topladıkça yükünün arttığının ve bir gün yükün altında ezilip kalacağının farkına varamaz.
Sivrisinek, kan emmeye başladığında karnının doyduğunu bilemediğinden karnı patlar ve ölürmüş.
Karasinek, pekmez sevdasına tutulduğundan kaynamakta olan pekmez kazanına cumburlop atlar ve yok olurmuş.
Fare, peyniri görünce tuzağı fark edemezmiş.
Dünyanın en oburu ben olacağım diyerek, bütün ülkelere üsler kurarak, güçleneceğim derken güç kaybeden, bütün ülkeleri kendine düşman eden, kendisine dost olmaya çalışanların başına dahi çuval geçiren bir devlet tarihte görülmemiş.
Irak a ölüm makinelerini taşıyan uçaklar, bundan sonra dünyanın her tarafından Amerika ya tabut taşımaya başlayacaklar.
Can yakanın canı yanar.