Kakistokrasi: En Kötülerin Egemenliği!

Abone Ol

“Düşünmeyen bir toplum, düşünmeyen liderleri hak eder!”

Bazen bir ülkenin çöküşü top sesleriyle başlamaz.

Ne tanklar yürür sokaklara ne de bombalar düşer meydanlara…

Barut değil, cehalet dumanı kaplar ortalığı...

Tüm olup biten prangalara vurulmuş zihinlerde cereyan eder.

Bazen çöküş sessizdir. İçten içe en derinlerden başlar.

Önce liyakat yerini sadakate bırakır. Sonra ehliyet susturulur, dalkavukluk alkışlanır.

En sonunda, koltuklar boş kalmaz ama içleri boşalır.

İşte o an, adı pek bilinmeyen ama etkisi derin bir rejim hüküm sürmeye başlar: Kakistokrasi…

Bu, en iyilerin değil, en kötülerinin hükmettiği bir düzendir.

Yetersiz, bilgisiz, vizyonsuz, ahlaksız olanların elinde şekillenir gelecek…

Devlet, bir gemi gibi değil, batmakta olan bir sal gibi yönetilir.

Kaptanlık koltuğunda bilgi değil hırs, pusulada yön değil çıkar, haritada gelecek değil rant vardır.

Adalet terazisi eğilir, bükülür ama görülmez; çünkü artık kimse ona bakması gerektiği gibi bakmaz.

Eğitim sisteminde ezber, düşüncenin yerine geçer.

Medya gerçeği anlatmaz, karartır, tepelerden gelen siparişle halkı bilgilendirir (!)

Bürokrasi, halka hizmet etmeyi unutur; yukarıya selam durur.

Olan ise halkadır: Yoksulluğa, suskunluğa ve tükenmişliğe mahkûm edilen bir halk...

Ama asıl trajedi şuradadır: Bu düzen sadece tepeden inmez. O zemini halk kendi elleriyle hazırlar. Bilmeden, anlamadan, sorgulamadan; bazen alkışlarla, bazen sessiz kalarak... Oy vererek değil sadece, umut vererek, meşruiyet kazandırarak...

Kakistokrasi bir rejim değil sadece, bir aynadır. Toplumun içindeki korkuları, zaafları ve ilgisizliğini gösteren bir ayna… Ve aynaya bakmak cesaret ister.

Peki çıkış var mı? Elbette... Ama kolay değil…

En kısa tabirle çıkış yolu, susanların konuşmasından geçer.

Eğilenlerin doğrulmasından, düşünmeyenlerin sormasından, iyilerin saklandıkları yerlerden tekrar ortaya çıkmasından geçer.

Bilgiden, ortak vicdandan, ahlak ve maneviyattan güç alan kutlu bir diriliş gerekir. Çünkü kötüler yönetime değil, sadece iyiler tarafından boş bırakılan yere gelir.

Ve unutma: "En kötüler hüküm sürüyorsa, en iyiler ya sustuğu içindir ya da pes ettiği için…"