Kaht-ı rical

Abone Ol

Devlet adamı kıtlığı anlamında bir deyim bu. Yaşadığımız dönemi analiz edince bu deyimin ne kadar da yerine oturduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz. İktidar kavgası içinde olanlara bakın, Türkiye nin yönetimi için birbirlerine ayak oyunları oynayanlara bakın

Gerçekten de çok acı bir devlet adamı kıtlığı dönemi geçiriyoruz. Kifayetsiz muhterislerin cirit attığı bir ülke. Gerek iktidarda, gerek medyada, gerek bürokratik kademelerde. Küçük hesaplar peşinde koşan binlerce insan. Türkiye nin geleceğiyle ilgili projeksiyonları değil, kendilerinin küçük menfaatlerini düşünen tipler.

Türkiye, hiç bu kadar çorak arazi üzerinde olmamıştı. Bizlere lider olarak takdim edilenlere baktıktan sonra, bu sözün kıymeti harbiyesini daha iyi anlıyoruz.

Bir televizyon programında ekrandaki konuşmacı diyordu ki, "Bugün lider profili değişti. Bir zamanlar düşün önüme diyenin peşinden koşuyorlardı. Şimdi ise, halk kimi istiyorsa, onu lider yapıyor"

Kısmen doğru, kısmen yanlış bir tanımlama. Lider, bambaşka bir kimliktir Lider, farklı bir kişiliktir. Halk, eğer karar verdiği birisine, "Düş önüme" derse, o adamın lider olduğundan falan olmayabilir. Lider, kendisini halka lider olarak hissettiren isimdir. Bilgisiyle, birikimiyle, karizmasıyla. Lider, hedef koyan, vizyon koyan isimdir. Lider, gelecek inşası yapabilecek projeleri olan isimdir.

Doğru Bir zamanlar, "Düşün peşime" diyen, Süleyman Demirel gibiler vardı.

Şapkayı gördüğünde millet, onun peşine düşerdi. Ya da, Ecevit vardı

Kasketi sallardı, millet, peşine düşerdi. Şimdi ise, medya plazalarında pazarlanan lider tipolojileri çıktı karşımıza. Kimleri yedirmeye çalışmadı ki, bu medya bizlere İsmail Cem, Mehmet Yazar, İlhan Kesici, Hurşit Güneş, Mehmet Ali Bayar, Kemal Derviş İmalattan lider yapmaya çalışmadı mı, medya bu isimleri Aylarca, bir yerleri toparlayacakları, siyasete yeni bir soluk getirecekleri yazılıp çizilmedi mi

Neyi nasıl yapacağına bir türlü karar veremeyen Abdullatif Şener i pazarlıyor şimdi birileri Ellerine almışlar cetvelleri, kalemleri toplum mühendisliklerine soyunuyorlar.

Bahsettiğimiz kumaş, bulunmaz Hint kumaşı değil, ama, birileri ısrarla kulağına üfleye üfleye Şener i siyasetin göbeğine itekleyeme, çıkacak yangının da ne olacağını seyretmeye hazırlanıyorlar.

Bu nasıl bir dünya hikayesi zor!

Ne diyordu Üstad Necip Fazıl Kısakürek,

"Bıçak soksan gölgeme, sıcacık kanım damlar

Gir de bir bak ülkeme, başsız başsız adamlar

Ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi

Anne seccaden gelsin, bize dua et emi"