Kahramanlar ölmesin ya da şehitler, bizlere hakkınızı helal eder misiniz?

Abone Ol

Bir gazetenin Aktütün baskınını Genelkurmay önceden biliyordu yayınına, kamuoyu cevap bekliyordu.

Zira belgeler yayınlanmış, insansız hava araçlarının çektiği görüntülerde terör örgütünün günlerce çevreye mayın döşediği, ağır silahlarını katırlarla bölgeye taşıdığı; teröristlerin sayıları ve isimlerine değin verilmişti.

İnsanların kanı donmuştu.

Evladını kaybetmiş analar kan kustu.

Bütün Türkiye tek yürek olup ölenlerin acısından daha ağır bu itham karşısında derin bir travma geçirdi.

Ertesi gün savaş başlar diye düşündük.

Onca şehidin ailesi, sivil toplum örgütleri ayağa fırlayacak, Genelkurmay ne diyecek diye merakla bekledik.

Çok sert bir üslupla Genelkurmay Başkanı, basın toplantısı düzenlediği akredite gazetecilere soru sormalarına müsaade etmeden, "bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar. Bayraktepe de çarpışan askerlerimiz açısından bu bir kahramanlık destanıdır. Herkesi dikkatli olmaya, doğru yerde bulunmaya davet ediyorum."

Elbet hepimiz evlatlarımızın yanındayız.

Askerimizin yanındayız.

Kim başarılı gösterebilir ki terörü.

İnsan hayatına kasteden caniler, iki dünyada da rezil olmaya mahkûmdur.

Elbet emperyalistlerin yeni bir oyunu ile gizli belgeler kasten deşifre edilip, askeri halkın gözünde zayıf bırakma amaçlı yeni bir provokasyon olabilir.

Ne ki; Aktütün de, Dağlıca da şehid olan yavrularımız, ölmeden kahraman kalsınlar istiyoruz.

Kahramanca vuruştular, gencecik yaşta can verdiler.

Eğer bir ihmal varsa onun hesabı sorulsun istiyoruz.

Davul zurna ile uğurlanan yoksul halk çocuklarının şenliklerle karşılanmasını istiyoruz.

Yaşayıp, kahramanlıklarını anlatsınlar istiyoruz.

Bundan bir süre önce gazetenin birinde düşük zekâlı birinin, şehit cenazesi için attığı baş sayfa manşetini görmüştüm:

"Hakkımız helal olsun"

Acı ile gülümsedim, ne hakkınız var ki helal olsun.

Acaba şehitler sizlere haklarını helal edecekler mi

Siz ki şehid cenazeleri haberleri veren kanallardan hep daha değerli bulmaktasınız futbol turnuvalarını, eğlence programlarını.

O bir iki dakika kadar bile şehit haberi izlemeye katlanamadığınızı kaç kez gördüm, şehirlerarası otobüs beklediğim bir terminalin televizyonunun önünde, ya da bir tatil beldesindeki otelin resepsiyonunda yanınızdakilerle kahkahalarınıza devam edebilmek için bırakın şehide fatiha okumayı, hemen kapatmıştınız televizyonu.

Siz serin sularda denizin maviliğine boyanmıştınız, onlar yakıcı güneş altında kan kırmızılara.

Askerliği tehlikeli noktalarda yapmaktan sıyıracak kadar kurnaz bir oportünizm içindesiniz.

Kalp gözü, keramet içerikli filmlerin çekildiği iki göz yoksul evleri gibi birbirinin fotokopisi olan garip evlerinden uğurlanan her şehit cenazesi başında durup düşündünüz mü, neden hep yoksul mahallelerden uğurlamakta komşuları şehitleri.

Her  "göğ ekin"in cenazesinde bir kez daha yüreğim kor alevlere gömülüyor.

Bu kor alev her annenin yüreğine düşmelidir. Eğer çocuğu rahat bir yerde askerlik yaptıysa, "şehitler bana hakkını helal eder mi" diye.

Askerliğini torpille rahat yerde yapanlar bir kez daha düşünmeli:

"Acaba şehitlerin gül yüzlerine nasıl bakarım, bana haklarını helal ederler mi, ben onlara haksızlık yaptım, askerliğimi masa başında sıcacık yerlerde tamamladım, onlar kuş uçmaz, kervan geçmez, ot bitmez, çiçek açmaz kayalıklarda can verdiler".

Ya da o çocuklar orada, en zor şartlarda göğüs göğüse çarpışıp, karanfiller gibi göğüslerinde kanlar kümelenirken; acaba milim santim ihmali olanlar, şehitlerin haklarını nasıl ödeyecekler

Onların ahı mutlaka gelip bu dünyada bulamasa bile, ötede yakalarına yapışacaktır.