Kafede Kahvaltı

Abone Ol

Mahremiyet algımızla birlikte kabul alanlarımız da değişti. Birkaç yıl öncesine kadar, meşru görülmeyen şeyler, şimdilerde modernliğin ve ileri görüşlülüğün bir göstergesi olarak tanımlanıyor. Hanımlarımız artık örtüyü, Allah’ın emri, koruyucu bir siper olarak görmüyor aksine güzelliğin bir parçası olarak algılıyorlar. Genç kızlarımızın giyim kuşamları, kendilerini ifade biçimleri değişti. Kadınların karşı cinsle ilişkilerindeki o ince çizgi ortadan kalktı. Her şeyin birbirine karıştığı bir çağda yaşıyoruz. Evlerimiz huzur üretmek yerine öfke ve fitne üretmeye başladı. İslam kadını artık nasıl davranacağını, nasıl yaşaması gerektiğini ekrandan öğreniyor. Arz ve talep birbirine teşvik ediyor, kadınlar kendilerine ait olmayan bir kültürü hiç ayıklamadan talep ederek kapitalizmin gönüllü kölesi oluyorlar.

Kültürümüzde evin işlevi sanıldığından daha büyüktür. Misafirler burada ağırlanır, sohbetler, ilmi çalışmalar çocukların eğitimi burada yapılır. Kültürümüzde ev hanımların ferdi ve sosyal alanları olarak bilinir. Fakat artık evin işlevi zayıflıyor. Hanımlar arkadaşları ile lüks restoranlarda, çay bahçelerinde ve pastanelerde bir araya gelebiliyor ve sohbetleri burada yapıyorlar. Modern kadın, kendi tabiri ile göze hitap edecek şekilde süslenip pastaneye gidiyor ve arkadaşları, yakınları ya da çocukları ile burada bir araya geliyor. Bir arkadaşınızı ziyaret etmek isteseniz sizi evine değil kafeye davet ediyor.

Hanımlarımız, kültürel dokuları ile uyumlu olmayan bir kültürü sorgulamadan alıp sahipleniyorlar. Müslüman kadının talepleri değişim ve dönüşüm geçiriyor. Kadın bir süre sonra yaşadığı gibi inanmaya ve düşünmeye başlıyor. Artık hanımlarımız, çalışıp para kazanmanın ve göze hitap etmenin dışında pek bir şey düşünemiyorlar. Allah’ın koyduğu ölçülerden haberdar dahi olmayan hanımlar yoğun bir kimlik karmaşası yaşıyorlar. Hangi kulvara ait oldukları konusunda karar veremiyorlar.

İffet, haya ve temizliği simgeleyen kadınlarımız, erkeklerle aynı ortamda edep sınırlarını aşacak tarzda görüşmeler yapıyor, akla hayale gelmeyecek bir üslupla asaletlerini kaybediyorlar. Kendini dindar muhafazakar olarak tanımlayan hanımlar, mahremiyet ölçülerine riayeti değil, göze nasıl hitap edebilirim düşüncesini taşıyor ve İslami usullere uygun olmayan görüntülerini meşrulaştırmanın derdine düşüyorlar.

Hanımların içine düştüğü vahameti görmeden, gençliğin ve çocukların sorunlarını tartışmanın bir anlamı yok. Zira bu çocukların kişilik gelişimi annelerin ellerinde şekilleniyor. O yüzden çocukların sorunlarını annelerle birlikte ele almak gerekir.