Kadro verilirken bu kesim unutulmamalı!

Abone Ol

Onlar Kur’an kursu öğreticileri… Yıllardan bu yana Diyanet’ten kadro bekliyorlar. 

Doğru dürüst sigortaları yok. 

Aynı işi yapıyorlar ama aldıkları maaş daha düşük. Geçim sıkıntısı çekiyorlar. 

Kur’an kursu öğreticilerinden biri bana mektup gönderdi. Şunları söylüyor; 

“Adnan Bey, Memur-Sen Başkanımız Sayın Ali Yalçın’ın işçi bayramında Kütahya’da yaptığı kayda değer konuşmayı dikkatle izledik ve çok samimi bulduk… Yalnız, 720 bin

taşeron işçinin kadro hakkını savunurken, biz fahri Kur’an kursu öğreticilerinin unutulduğuna üzüldük.

Tabanda bizler yıllardır, üvey evlat gibi dışlandık. Haklarımız verilmedi. Oysa biz her mahalle ve köyde yıllardır çok güç şartlarda ve çok az bir ek ders ücretiyle toplumun temeli olan dindar insan yetiştiriyoruz. 

Aylık sigortamızın sadece 11 günü yatırılıyor, yazın çalıştırılmıyoruz. Geçim sıkıntısı yaşıyoruz, çalışma garantimiz yok. 

Müftülüklerin insafına bırakılmış durumdayız.

Her öğretim yılı kurslar başlarken imtihan ediliyoruz.

Hayatın zorluğu ve çalışma şartlarını siz daha iyi biliyorsunuz. Kur’an kursları için çok köyde bina ve hizmet malzemesi yok. Muhtarlar ilgilenmiyor, köylü önemsemiyor, ücretin bir kısmını yol parasına veriyoruz. 

Devlet her yerde olmalı ve Kur’an kursları resmi statüyle donatılmalıdır.

Geçen hizmetlerimizle beraber, Kur’an kursu öğreticisi olarak resmi kadro ile ünvanımız taçlandırılmalıdır. 

Size saygılarımızı sunarken, Kur’an kursu öğreticilerinin kadro haklarımızın devlet personel reformu çalışmalarında hükümet nezdinde yer verilip gündeme getirilmesini, taşeronlarla beraber kadro hakkımızı istiyoruz. Sizin de yiğitçe savunacağınıza yürekten inanıyoruz.”

***

Gördüğünüz gibi yiğitçe savunuyoruz. 

Başbakanlık ve Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda üzerine düşeni derhal ve behemehal yapmalı…

MERHUM AKİF İNAN’IN ESERİNİ BESTELEDİ

Müzisyen Selçuk Küpçük…

Şiir, edebiyat ve fikir dünyasının önemli ismi Mehmet Akif İnan’ın şiirini besteledi; “Yazık Bana Vahlar Bana.”

Sanatçı, kendine has üslubu ile müzik dünyasında 90’lardan beri sessiz ve derinden yolculuğuna devam ediyor. 

Yayınlanmış üç albümü var…

Bu çalışmalarda Mehmet Akif İnan ile birlikte Mavera dergisi çevresini oluşturan isimlerden Alaeddin Özdenören ve Cahit Zarifoğlu’nun da şiirlerini besteleyip seslendirdi…

Küpçük, aynı zamanda bir eğitimci. 

Gazi Üniversitesi’nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik öğrenimi gören Küpçük, müzik çalışmalarının yanında uzun yıllardan beri eğitim kurumlarında psikolojik danışman olarak çalışmakta.

Küpçük’ün şiirini bestelediği merhum Mehmet Akif İnan, edebiyatçılığı ve fikir adamlığının yanı sıra Türkiye’nin en etkili sendikası Eğitim-Bir-Sen’in de kurucularındandı.

Bir eğitim çalışanı olarak kendisi de uzun yıllardan beri Eğitim-Bir-Sen üyesi olan sanatçı Selçuk Küpçük, daha önce yayınladığı albümlerde Abdurrahim Karakoç, Osman Sarı, Nurullah Genç, Dilaver Cebeci, Osman Yüksel Sendengeçti, İlhami Atmaca, Mustafa Özçelik, Adem Turan gibi günümüz şiirinin birçok şairinin şiirini de besteledi. 

Yaptığı besteler Hasan Sağındık, Aykut Kuşkaya, Selda Bağcan, Mustafa Demirci gibi müzisyenler tarafından albümlere okunan Küpçük’ün yayınlanmış birçok kitabı da var. 

“Yazık Bana Vahlar Bana”yı dinleyin derim… Hayırlı olsun…

Bu vesileyle Mehmet Akif İnan ağabeye de bir kez daha rahmet diliyorum…

İMKÂNIMIZ OLSA DA GERİYE DÖNEBİLSEK!

Kredi kartlarından ganimet beklerken hezimete uğradık. Sanki kredi kartına kavuştuk da ne oldu, israfın ardındaki borçlarından, kul haklarından başka neyimiz kaldı?

Bir gün; kazandıklarımızı başkalarına bırakarak, ağır faiz günahlarıyla geçip gideceğiz. Zedelenen aile bütçeleri, zedelenen aile yuvaları, zedelenen ömür lahzaları, kimi ihya etti ki, seni ihya etsin. 

Televizyon haberlerinin yarıdan çoğu, kadın, çocuk ve diğer cinayetler… Kaba kuvvetler, sayıları hızla artan boşanmalar, hırsızlar, çocuk suçlular…

Demek oluyor ki, fanteziler, hazıra konma dürtüleri toplumsal olarak gittikçe bunalımlara sürüklüyor. 

Ne kanaat getiren ne de şükretmesini bilen var. 

Nasıl olsa taksitle alma imkânımız var avutmacası…

Bugün yiyelim, yarın bir hal çaresine bakarız saplantıları…

Yokluktan hazıra konma dürtüleri, birden bire zengin olma hayalleri ve sebil mallar gibi etrafımıza ikramları yapıyoruz ama ömrümüzün kalan yıllarını hiç hesaba katmıyoruz. 

Gelsin de nasıl gelirse gelsin! Ne faiz, ne kul hakkı korkusu ne de ölüm korkusu var. Her an ayağımızın dibindeki ölüm sanki çok uzak diyarlarda ve hep başkalarına ait.   

***

Düşük maaşlı bir adam çocuklarıyla birlikte marketten içeriye giriyor. Akılsız adam neşeli bir şekilde fiyatına bile bakmadan dolduruyor sepetine. Hanımı ve çocuklar sevinçli; her dediklerini alıyorlar. Adam keyifli mi keyifli; “Çocuklar, haydi ne isterseniz alın, nasıl olsa kredi kartımız var!”

Evin diğer aksesuarları da aynı keza…

Ama aybaşı bir lokma maaş eline geçince kıvranıyor zavallı adam! Dahası faiz ve icra kapısı… Aile kavgaları...

Biz bu kredi kartları ihdas olmadan evvel toplumsal olarak çok daha mutluyduk. 

Keşke imkânımız olsa da geriye dönebilsek! Artık o günleri teleskopla arar olduk... (Mustafa Ceyhun-Doğu Gazetesi)

ÖNEMLİ BİLGİ…

Eğer kapınıza biri gelip de, “Biz ilaç sektöründen geliyoruz, sizin şekerinizi ücretsiz ölçeceğiz…” diyen bir adam veya kadın görürseniz, lütfen onları hemen yakalayıp polisi bilgilendirin. 

Çünkü bu tür insanlar karanlık örgüttendir.

Bu örgüt üyeleri, evlere gidip AIDS virüsünü insanlara enjekte ediyorlar. 

Bu enjeksiyon tıpkı insüline benziyor. 

Size ulaşır ulaşmaz bu tür insanları lütfen yakalayın/yakalatın… Dikkatli olun. Uyarın!

NOT: Bugün 5 Mayıs Cuma 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibarıyla asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlık’a bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!