Selahaddin in Mısır Fatimi Devleti ni yıkması
Selahaddin, hem Nureddin i temsil ediyor ve hem de Fatimi
Devleti nin bir devlet adamı olarak iki tarafı da idare etmeye çalışıyordu.
Nureddin, ordu komutanlarının kendilerine baş olarak Selahaddin i seçmelerini
onayladı. Bir anlamda onların iradesine saygı gösterdi. (Olay biraz da Kavalalı
olayına benzer. Kavalalı da Mısır ı işgal eden Fransızlara karşı savaşmaya
giden Osmanlı ordusunun bir askeriydi. Savaş sırasında ordu komutanı şehit
düşünce askerler onu başlarına komutan seçtiler. Bu durum, Mısır da ilk Türk
devletini kuran Tulunoğlu Ahmet in de durumuna benzer. Abbasiler onu Mısır a
vali olarak gönderdiler. O da burada bağımsızlığını ilan etti. Mısır ın böyle
ilginç bir özelliği vardır.)
Selahaddin, halka kendisini sevdirmeye çalıştı. Ayrıca,
kendisine bağlı bir ordu oluşturdu. Kısa bir süre sonra Fatimi halifesi 1171
yılında ölünce (Allah Selahaddin e yardım ediyor) Selahaddin, Mısır da Şiiliği
yasakladı. Şafi mezhebini yaydı. Hutbeyi Abbasi halifesi adına okudu ve kendini
Nureddin e bağlı Mısır Sultanı ilan etti.
1171 yılında Fatimi halifesi ölünce bu devlet feshedilip,
hutbe Abbasi halifesi adına okunmaya başladı. Halife hayatta iken Nureddin
Mahmut Zengi sürekli Fatimi halifeliğini kaldırması için baskıda bulunuyordu.
Fakat Selahaddin bunu sürekli erteliyordu. Çünkü o birdenbire halifeliği
kaldırırsa tepki ve isyanla karşılaşacağından endişe ediyordu. Önce yerini
sağlamlaştırmalıydı. Fakat halifenin ölümü üzerine yerine birisini seçmeyip
Fatimi halifeliğini kaldırdı. Mısır ı Abbasi halifeliğine bağladı. Şia yı
yasakladı. Şafi mezhebini burada resmi mezhep haline getirdi. Ezher
Üniversitesi nde bundan sonra Sünni ilimler öğretilmeye başlandı. Şii Fatimi
halifeliğini yasakladığından Selahaddin i Şiiler sevmez.
Şu kesinlikle iyi anlaşılmalıdır. Selahaddin, Nureddin Zengi nin ölümüne kadar
sürekli Nureddin e bağlı olduğunu vurguladı. Her yıl vergisini gönderdi. Askeri
harekâtlarda destekledi. Hatta Haçlılar bir ara Dimyat a saldırdılar.
Selahaddin zor duruma düşmüştü. Nureddin, yardım etmek amacıyla o yaz bütün
Haçlı topraklarına saldırdı. Yağma yaptı. İleri gelenleri öldürüp kellelerini
Selahaddin e gönderdi. Yani öyle anlattığı kadar bir sıkıntı yok. Fakat tabiî
ki iki taraf arasında fitneciler her zaman olmuştur. Zaten Nureddin bunu tahmin
ettiğinden, Selahaddin in genç ve tecrübesiz olmasından dolayı İslam birliğini
bozacak bir yanlışlığa düşebileceğinden korktuğundan ona yardım etmek için
deneyimli devlet adamı Selahaddin in babası Eyyub u gönderdi. Gerçekten de
Eyyub, Selahaddin i olumlu yönlendirmiş oldu.
Yani tarihçimizin iddia ettiği gibi hemen gidip isyan
etmedi. Şeklen de olsa bağlılığını sürdürdü. Hutbede Sultan olarak Nureddin
Zengi nin adını okudu. Hatta Nureddin Zengi nin ölümünden sonra da onun küçük
yaştaki oğlunu sultan olarak tanımış, daha sonra şartlar gereği bağımsızlığını
ilan etmiştir. Bunu da ileride açıklayacağız.
Tarihçimizin Selahaddin i Atatürk le Kıyaslaması
Tarihçimizin Eleştirileri: Sen memursun, sana bir görev
verilmiş bunu yaparsın. Ama o altı ay sonra bu devleti yıkıp Eyyubi Devleti ni
kurdu. Bu ihanet değil de nedir Böyle bir hareket meşru ise o zaman Mustafa
Kemal de Osmanlı Devleti ni yıkmakta masumdur.
CEVAP: Şimdi burada yanlış olan bilgiler var. Selahaddin
Eyyubi altı ay sonra Fatimileri yıkıp bağımsızlığını ilan etmedi. Bilakis
Fatimi halifesi ölünceye kadar ona ve Nureddin e bağlı yaşadı. (Yani 1169 da
Mısır alındı. 1171 yılında Fatimi Halifeliği kaldırıldı. 1174 yılında Nureddin
ölünce önce oğluna bağlı, daha sonra da bağımsız oldu.)
Şirkuh 1169 yılında Mısır a hâkim oldu ve Şaver in yerine
vezir oldu. Şîrkûh iki ay sonra ölünce Halife Âdıd, kumandanların baskısıyla
onun yerine yeğeni Selâhaddin i el-Melikü n-Nâsır unvanıyla vezir tayin etti
(25 Cemâziyelâhir 564 / 26 Mart 1169). Aslında Şirkuh un ve ardından
Selahaddin in Mısır Fatimi Devleti nin veziri olması, Nureddin in politikasına
aykırı değildi. Çünkü bu yardım sonucunda Fatimi Devleti ne egemen olmak için
kritik noktalara adamlarının gelmesi bir politikaydı ve buna Nureddin Zengi
karşı değildi. Karşı olsaydı zaten bunu bildirir ve orduyu geri çağırırdı.
Nihayet Nûreddin Zengî den gelen emir üzerine 567 de (1171) Fâtımî hilâfetine
son verdi.
Her şeye rağmen Nureddin ile Selahaddin birbirlerine küs
değildi. Hatta Nureddin 1170 yılında Selahaddin in babası Eyyubu oğluna yardım
etmesi ve ülke yönetiminde yanlış yapmaması için gönderdi. Bu da bazı küçük
olayların abartıldığını iki devlet adamının aralarında büyük bir husumet olduğu
iddialarının yanlış olduğunu göstermektedir. Gerçi Selahaddin i sevmeyenler onu
yönlendirmeye çalışsa da Nureddin, İslam birliğine önem veren birisi olduğundan
bu birliği bozacak bir girişime itibar etmiyordu. O, Haçlılara karşı Suriye ve
Mısır işbirliği rüyasını bozmak istemiyordu.
Fakat Selahaddin in hâlâ hutbeyi Abbasiler adına okumamış
olmasına kızıyor ve sürekli ona bu konuda mektup gönderiyordu. Selahaddin ise,
kendisine güvenen hasta Fatimi halifesinin kalbini kırmak istemiyordu. Nihayet
1171 yılında onun ölümüyle devleti fiilen dağıldı. Selahaddin Eyyubi de
kendisine gösterilen itimadı bozmamış oldu. Mısır, artık fiilen Zengilerin bir
vilayetiydi. Selahaddin ise Zengilerin yarı bağımsız valisiydi.
Tarihçimizin iddialarına tekrar dönersek:
1-Nureddin, Mısır seferi görevini Selahaddin e değil
amcası Şirkuh a vermiştir. Yanlış bir bilgi vermektedir.
2-Altı ay sonra Fatimileri yıkıp Eyyubileri kurmadı.
Eyyubi Devleti nin bağımsızlığı ve resmi kurulması Nureddin Zengi nin ölümünden
sonradır. Yani Nureddin ölünceye kadar Mısır ona bağlı bir bölge
hüviyetindeydi. Selahaddin yarı bağımsız idareciydi. Burada Selahaddin in
konumu çok güçlü olduğundan Nureddin onu azledip yerine başkasını
getiremeyeceğini bildiğinden böyle bir teşebbüste bile bulunmadı. Tarihi
bilgileri kronolojik olarak sıralarsak 1169 yılında amcası Şirkuh un üçüncü
Mısır seferiyle Mısır a yerleştiler. 1171 yılında Fatimi halifesinin ölümüyle
hutbe Abbasi halifesi ve Nureddin Zengi adına okunmaya başladı. 1174 yılında
Nureddin Zengi nin ölümü ve taht kavgası sonucu Selahaddin bağımsızlığını ilan
etti ve hutbeyi kendi adına okudu. Yani Nureddin hayatta iken hep ona bağlı
kaldı.
3-Görevine ihanet etti iddiasına da yukarda cevabını
verdik. Yapılan bir ihanet yok Görev zaten Şirkuh undu. Ayrıca Mısır ı
doğrudan Suriye ye bağlamak o dönemin şartları içinde doğru da değildi. En iyi
siyaset, Mısır ın kendi içinde bir güç oluşturmak, Haçlılara karşı
direnebilecek bir yapı kurmak ve Suriye ye bağlı bir devlet yapmaktı. Osmanlı
döneminde bile Mısır ın ayrı bir statüsü olmuştur. Uzaktan yönetim Mısır a
istikrarsızlık getirdiği gibi burayı Haçlı saldırılarına açık hale getirirdi.
Her saldırıda Zengi gelip kurtaramazdı. En iyi siyaset Eyyubilerin yaptığıydı.
4-Böyle bir hareket meşru ise o zaman Mustafa Kemal de
Osmanlı Devleti ni yıkmakta masumdur Bence burada tarihçimiz iyice saçmalamış.
İslamcıları can damarından yakalamaya çalışmıştır. Çünkü iki durum arasında
büyük bir fark vardır. Mustafa Kemal yeni bir ülkeyi fethedip burada
bağımsızlığını ilan etmiyor ki bizzat Osmanlı Devleti ne baş kaldırıp bu
devleti yıkıyor. Hâlbuki Selahaddin Eyyubi nin Mısır ı alması öyle değil.
Burası yeni bir bölge. Üstelik Türklerde ikta (tımar) töresi vardır. Bu töreye
göre bir yeri alan komutana o bölge ikta olarak verilir. Anadolu da kurulan
beylikler de bu şekilde olmuştur.
5-Selahaddin in Nureddin Zengi nin Dul Karısıyla
Evlenmesi
Bu konuda ayrıntılı bilgiyi önceki yazımızda verdik.
Fakat burada şunu belirtmek isterim ki tarihçimiz, Selahaddin in bu kadınla
evlenmesini bir intikam olarak görmektedir. Sanki Selahaddin ile Nureddin
arasında bir kan davası vardır. İki devlet adamı arasında bir intikam ve
husumet oluşturacak olay olmadığı gibi son güne kadar da birbirleriyle şeklen
de olsa iyi geçindiler. İntikam ve nefret sözleri tarihçimize aittir. Tarihi
hakikatlere aykırıdır.