Kadir Gecesi

Abone Ol

Gecelerin en feyizlisi ve Kur an-ı Kerîm de adı geçen, kıymeti ve ehemmiyeti dile getirilen tek gece Kadir Gecesi dir.

Bu gecenin kıymetini bilelim

Kadir Gecesi nin fazilet ve bereketine gönülden inanıp sevabını sadece ALLAH Teâlâ dan bekleyerek ibadet, dua ve hayır hasenat ile o geceyi ihya edip değerlendirmeye çalışan mü minlerin elde edecekleri kazanç, geçmiş günahlarının bağışlanmasıdır.

Gerçekten biz, O Kur an-ı Kerîm i Kadir Gecesi nde indirmeye başladık. Kadir Gecesinin o büyük şeref ve azametini sana bildiren nedir. Kadir Gecesi, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Ruh Cebrail (A.S.) Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O Kadir Gecesi tanyeri ağarıncaya kadar bir selâmdır. (Kadir sûresi:1-5 )

Görüldüğü üzere; sûre-i celilede, Kadir Gecesi nin bin aydan hayırlı olduğu, çünkü bu gecede kadri yüce bir kitab olan Kur an-ı Kerîm in indirilmeye başladığı bildirildi ki, bizde bu sebeple o gecede indirilen Kur an-ı Kerîm in faziletini, kıymetini bilelim. Bu mübarek gecenin faziletini anlamamız ve idrak etmemiz mümkün değildir. Biz ancak şunu deriz: ALLAH Teâlâ, nasıl bildirmişse, öyledir. Bu sure-i celilede, Kadir Gecesi nin fazileti üç madde ile açıklanmaktadır:

1- Kadir Gecesi, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan hayırlıdır. Kadir Gecesi, biz Ümmet-i Muhammed (A.S.)a mahsus bir gecedir. Diğer peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir. Önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle daha fazla sevap kazanma imkanına sahip bulunmalarına karşılık, Müslümanlara Kadir Gecesi verilmiştir. İmam Malik (R.A.) şu rivayeti nakleder:

"Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, O ndan önceki ümmetlerin ömürleri veya bundan ALLAH Teâlâ nın dilediği kadarı gösterilmiş de, sanki Resûlullah (S.A.V.), kendi ümmetinin ömürlerini kısa bulmuş, neticede diğer ümmetlerin uzun ömür içerisinde işledikleri amele, ulaştıkları sevaba erişemezler diye endişelenmiş. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) e bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi ni vermiştir, ihsan buyurmuştur. (Malik, Muvatta, İtikaf: 6,  No:721, 1/295 )

Ümmetine karşı duyduğu aşırı şefkat sebebiyle, O nun her meselesiyle ilgilenen Resûlullah (S.A.V.), daha önceki ümmetlerin ömrü ile, kendi ümmetinin ömrünü kıyaslayınca, ahirete gönderilecek salih amel işleme yönüyle kısalık görür. Çünkü ümmetinin ortalama ömrü 60-70 senedir. Rivayetlerde gelmemiş olsa bile, önceki ümmetlerin yaş ortalamasının daha uzun olduğu bu hadis-i şeriften anlaşılmaktadır. Cenâb-ı Hakk, Habibini (S.A.V.) Efendimizi bu meselede memnun etmek üzere, kendi merhametine mahzar olmuş olan bu ümmete lütfuyla Kadir Gecesi ni vermiştir. Bu gecenin kadrini bilip ihya edenler, tek gecede, bin aylık -ki ortalama 84 yıl eder- bir manevi kazanç elde edeceklerdir.

Bu gece, Rabbimizin rahmet ve mağfiret ırmakları taşarak bir deryaya dönüşür. Hayırlar, ibadetler bire binler; hatta yüzbinler katıyla kabul edilir. Tıpkı dünyevî nizamlarda bazı hususî kutlama ve af günleri bulunduğu gibi, Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesi ni hususi mağfiret günü yapmış, o gün yapılan ibadetlere, hayırlara; mutad "bire on" ölçüsünün çok çok üstünde asgari bire bin ay karşılık takdir buyurmuştur. Geçmiş ümmetlerin mücahidlerinin bin ayda kazandığı sevaba bu ümmet Kadir Gecesi ni ihya etmekle erişecektir. Çünkü geçmiş peygamberler ve ümmetler belirli zaman, mekan ve kavim için gönderilmişlerdi. Bu Kur an-ı Kerim, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa gönderilmiştir. Bu ümmet de bu Kur an-ı Kerim i taşımakla, indiği geceyi ibadet, taat ve Kur an-ı Kerim okumakla geçirdiği için, kendinden sonra gelenlere Kur an-ı Kerim i taşıdığı için, bir gecesi bin aydan hayırlı olmuştur.

2- Melekler ve Cebrail (A.S.) o gece ALLAH Teâlâ nın takdir ettiği her bir iş için, O nun izniyle iner de inerler. Meleklerin kimisi rükû, kimisi secde, kimisi de dua ile meşgul olur. İnsanların iyiliğine çalışırlar ve rastladıkları her Müslümana selâm verirler. Rabbimiz, takdir buyurduğu "Levh-i Mahfuz"da yazılı olan bir senelik işleri, görevli meleklere Kadir Gecesi nde bildirir ve Melekler o bilgiyle iner de inerler. Meleklerin selâmı, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

Böylece Cenâb-ı Hak kainatın çok hassas bir saat gibi çalışmakta olduğuna, gelişigüzel, plansız, programsız hiçbir hükme ve takdire yer verilmediğine ve her hükmün ve olayın yerine getirilmesinde görevli meleklerin bulunduğuna işarette bulunuyor.

Şüphesiz böylesine mübarek bir gecede melekler ancak rahmet ve bereketle iner. Özellikle Ruh, büyük melek Cebrail (A.S.), ilahî gufran, rahmet ve inayeti; o geceyi ihya edenlerin üzerine yağmur misali yağdırmak ve o insanların malına, canına, evine ve işine bereket havası estirmek üzere iner. O bakımdan "Kadir Gecesi"nde yeryüzü ilahi rahmet nefhasıyla dolar. Gönül kapısını açık tutanlar o nefhayı fecir doğuncaya kadar kalp ve ruhlarına sindirirler.

3- Kadir Gecesi, tan yeri ağarıncaya kadar selâm gecesidir. Çünkü gecenin tâ başından beri, tan yeri ağarıncaya kadar grup grup inen melekler rastladıkları her Müslümana selam vermektedirler. Kadir Gecesi aynı zamanda bir selamet gecesidir. O gece zararlı şeyler inmez. Çünkü ALLAH Teâlâ o gece insanlara sadece hayır ve selamet takdir buyurur. Binaenaleyh hep kulların yararına olan şeyler iner. O gece esenlik gecesidir.

Meleklerin rahmet ve bereketle yeryüzüne inerek mü minlere hayır ve selametle dokunması; ayrıca büyük melek Cebrail (A.S.) ın ilahî rahmet ve gufran müjdesiyle inip açık kalplere bunun manevi ışığını yansıtması ve Kur an-ı Kerim in inmesine zaman parçası olarak belirlenip ayrılması, şüphesiz ki Kadir Gecesi nin her yanıyla ve anıyla hayır, bereket ve selamet olduğunun açık delilidir. Bu bereket ve selamet, fecir doğuncaya kadar sürer de nasibini almak istidadı, kabiliyeti taşıyanlar ve bu idrake erişenler alır. İman ve kalp yatışkanlığı düzeyinde bu gecenin ihya çizgisine gelmesini bilenler bir anda kendilerini ilahi rahmet, gufran, bereket ve selamet atmosferinde bulurlar. Feyiz ve rahmet saçan meleklerle biraraya gelme bahtiyarlığına kavuşurlar.

Zihnimiz ve kalbimizdeki yükleri hafifleterek ruhumuzda derin izler bırakan Kadir gecesi, Kur an-ı Kerim in övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, hak adına yeryüzünden semaya yükselen taleplerin, dua ve tevbelerin kabul edildiği ve adeta yer ehli ile gök ehlinin birbirleriyle buluştuğu kutlu bir gecedir. Değeri Kur an-ı Kerim e dayanan bu gecenin değerlendirilmesi, ancak Kur an-ı Kerim e yönelmekle, O nun eşsiz mesajını anlamak ve O nun mana ikliminde yol almakla, bütün zamanların Kadir gecesi bilinip imanın bir aşk, ölümün yeniden bir diriliş olarak kabul edilmesiyle, hayatın Peygamber kılavuzluğuyla yaşanıp yaratılanın Yaratandan ötürü sevilmesiyle mümkün olacaktır. Çünkü Kur an, insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini ve gönüllerini aydınlatmaya devam eden bir meşaledir. O insanlığı aydınlatmaya başladığı günden beri ışığından hiç bir şey kaybetmemiş, O nun taşıdığı değer ve anlamlar, getirdiği ahlâk ve erdem ilkeleri hep taze ve yeni olarak kalmıştır.

- Kadir Gecesini nasıl ihya edelim ...

Elhamdülillâh bir Kadir Gecesi ne daha kavuştuk. Gerçekten hem fert ve hem de ümmet olarak, ALLAH Teâlâ nın sınırsız afv ü mağfiret, yardım ve bereketinden istifade etmek üzere, bu mübarek geceye erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kadir Gecesi; iman, ibadet ve düşünce bakımından insanın kendisini yenilemesi, geçmişini muhasebe etmesi, geleceğini planlaması ve ümitlerini tazelemesi için önüne konulan büyük bir fırsattır. Binaenaleyh bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Bu mübarek gecede, ALLAH Teâlâ nın emir ve yasakları doğrultusunda; Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin tavsiyeleri ışığında ruhumuzun gelişmesi ve olgunlaşması için düşünce ve davranış biçimlerimizi gözden geçirmeliyiz. İçimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek, günahlarımıza tevbe etmeyi, kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve bütün Müslümanlar, insanlık için ALLAH Teâlâ ya dua ve niyazda bulunmayı ihmal etmeyelim.

Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip af ve bağışlanma dileme zamanıdır.

Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır.

- Zaman kıymetlidir

Zamanın bütünü kıymetli ve insanlar tarafından değerlendirilmek için verilmiş en büyük nimettir. Ancak öyle an ve zamanlar var ki Cenab-ı Hakk ın o ana verdiği kudsî bir özelliğinden dolayı o an bir anda binlerce yıllık anları ihata edebilecek bir berekete kavuşur. İşte bu büyüklerimiz bizlere bu anları hakkıyla değerlendirip, duaları bu mübarek ve özel anlarda yapmamızı hal ve hareketleriyle gösteriyorlar. Bu gece Rahmet meleklerinin Rahmete susamış mü minleri hayır hasenat işlemeye, ibadet ve itaatte bulunmaya teşvik ettikleri bir mübarek gecedir. Bu gecede Rahmetin huşu ile edilen dualara, umutla açılan ellere, nura hasret gönüllere sağnak sağnak yağacağı bir gecedir.

Ramazan Ayı nın manevi ikliminde bir ay süren feyizli ve yoğun ibadetlerimizin, ruhumuz üzerindeki tesirlerini yakından hissedebilmek, yeni manevi hamlelere ve nefsi mücadelelere hazırlanmak için, bu gece büyük bir fırsattır. Bu nedenle manen bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, dolayısıyla, yaklaşık 84 yıllık bir insan ömrüne bedel olan bu geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur an-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

Böyle mübarek fırsatlardan faydalanıp afv olunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah sayılan hareketlerden sakınalım. Bu gecede yapacağımız dua ve ibadetlerimizin muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ nın biz kullarına olan lütfu, ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak bu geceyi ihya etmeye gayret gösterelim. Bu fırsat bir daha insanın eline ya geçer, ya geçmez.

Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbablarımız. Nereye gittiler Niçin aramızda yoklar Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek. Binaenaleyh bu mübarek Kadir Gecesini derlenip toparlanmamıza vesile kılmalıyız.

Sayısız manevî güzelliğin yaşandığı ve mükafatların sınırsız olarak verildiği bu gecede; özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulamalı, kendimizle hesaplaşmalı, iyi ve güzel davranışlarımızı artırmaya, kötü davranışlardan uzaklaşarak kalbimizdeki manevî kirleri temizlemeye çalışmalıyız.

Bu gece; Yüce ALLAH ın bizlere bilgi, anlayış ve ihlâs vermesini, doğruyu bulduktan sonra kalplerimizi saptırmaması ve bizi affetmesi için dua edelim. Acı ve sıkıntı içindeki yüzlerin gülmesi ve göz yaşı dökerek yaşamak zorunda kalan insanların kurtuluşu için neler yapabileceğimizi düşünelim.

Kur an-ı Kerim in inmeye başladığı bu gecenin, biz Müslümanlar nazarındaki yüce kıymeti de hiç şüphe yok ki sonsuzdur. Binaenaleyh bu mübarek gecede, Kur an-ı Kerim in inmeye başlamasıyla insanlığı küfürden imana, dalâletten hidayete, cehaletten ilme, zulmetten nura, düşmanlıktan kardeşliğe götüren en büyük dünya inkılabının vuku bulduğunu düşünerek, bu geceyi huzur ve huşu içerisinde ihya etmeye çalışmalıyız. Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Mağfiret eyle Allah ım

"Her kim iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları mağfiret olunur. Ve yine her kim de faziletine iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ dan bekleyerek Kadir Gecesi nde kalkar, namaz kılar, ibadet ederse geçmiş günahları mağfiret edilir." (Buhari, Salatu t-Teravih:2; No:1910, 2/709) buyurmuşlardır.

Kadir Gecesi nin fazilet ve bereketine gönülden inanıp sevabını sadece ALLAH Teâlâ dan bekleyerek ibadet, dua ve hayır hasenat ile o geceyi ihya edip değerlendirmeye çalışan mü minlerin elde edecekleri kazanç, geçmiş günahlarının bağışlanmasıdır. Bu, küçümsenecek bir sonuç olmadığı gibi, hadis-i şerifin ifadesiyle iman ve ihtisaba dayalı ihyâ da basit ve rastgele kayıtlar değildir.

İman, her işimizde temel şarttır. Yapılan her ibadetde ALLAH rızasını gözeterek, mükafatı sadece ve sadece O ndan bekleyerek (ihtisab) ifa edilmelidir. Hadisteki bu iki şart ibadetlerin başka maksatlarla da yapılabileceğini fakat bunların hiçbir olumlu sonuç vermeyeceğini anlatmaktadır. İnanmadığı halde ya da gösteriş olsun diye böyle müstesna gün ve gecelerde bir takım girişimlerde bulunanlar, ancak kendilerini aldatırlar ve boşuna yorulmuş olurlar. Adet olduğu için değil, içinden gelerek Kadir Gecesi ni değerlendirmeye çalışmak önemlidir. Bunun sonucu ise, geçmiş günahlardan arınmaktır. İnsanın geçmişi, sırtında bir kanbur gibi daima kendisini takip eder. Günah ve vebal yükü altındaki insan, böylesi fırsatlarda işte o yükten kurtulma imkanını yakalar. Bu son derece rahatlatıcı bir sonuçtur. Yeni doğmuş gibi, hayata yeniden başlamayı kim istemez.

Kadir Gecesi nin gününü de gecesi gibi ihya etmek gerekir. Çünkü O nun da fazileti gecesi gibi büyüktür. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:  "Dört gece vardır ki, geceleri gündüzleri, gündüzleri de geceleri gibi faziletlidir. O gün ve gecelerde ALLAH Teâlâ, yağmur ve bereketi bol ihsan eder, insanları cehennemden azad eder, çok miktarda bağış ve ihsanda bulunur. Bunlar: Kadir Gecesi ve sabahı, Arefe gecesi ve sabahı, Berat gecesi ve sabahı, Cuma gecesi ve sabahı." (Ali el-Muttaki, Kenzu l-Ummal, No:35214; 12/322,)  buyurmuşlardır.

- Mahrum kalmamak için

Bu kutsal geceyi ve gündüzünü sakın gafletle geçirmeyelim. Bilhâssa böyle gecelerde rahmet ve mağfiret pınarları gürül gürül akarken gönül kaplarımızı doldurmazsak, boş bırakırsak yazık olur. İçimizdeki harâret, rûhumuzdaki susuzluk devâm edip gider. İnsan denilen varlık ne tuhaftır. Hem harâretten, susuzluktan yana-yakıla şikâyette bulunur; hem de bu harâreti dindirecek, bu susuzluğu giderecek bin bir imkân yanında ve bin bir fırsat önünde iken onlardan faydalanmayı düşünmez. Enes b. Malik (RA) den rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.)Efendimiz, Ramazan ayı girdiğinde şöyle buyurdu:

 "Şüphesiz bu ay size gelmiş durumdadır. Bu ay içinde bin aydan hayırlı bir gece vardır. Kim bu geceden mahrum olursa, hayrın tümünden mahrum olmuş demektir. Bu gecenin hayrından sadece ALLAH ın rahmetinden mahrum olanlar mahrum kalır."  (İbn-i Mace; Sıyam:2, No:1644, 1/526 )

Kadir Gecesi ni ihya etmeye muvaffak olmayan ve o gecedeki ilahî lütuf ve ikramdan nasibini almayan kimse hayrın tümünden mahrum kalmış olur. Bu kutsal geceyi bu derece gafletle geçirip hayır ve bereketinden mahrum olan kişi, ancak ve ancak saadetten nasibi olmayan kimsedir. Bu bakımdan hayatımızın sonunda pişman olmamak istiyorsak, bu mübarek geceler hayatımızda dönüm noktası olsun.

- İtikâfa girmek

Ramazanın son on gününü camide geçirmek, geceleri uyumamak, ibadet etmek, ibadet sevabını kazanıp, ibadetle meşgul olup Kadir Gecesine böylece rastlamış olmak... Hangi gün olduğunu bilmese bile, en akıllıca olan davranış budur. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bütün ömrünce, yâni Peygamber olduktan sonra her Ramazan on gün itikâf etmiş, en son yılda yirmi gün itikâf etmiş, yâni başka günlerde yaptığının iki misli olmuş oluyor.

Biz de bu geceyi ihyâ etmeye gayret edelim. Gecenin ihyâ edilmesi için tecrübelerime dayanarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

1- Gece uykusuz geçirileceği için, çok ibadet edileceği için, gündüz bir miktar uyunursa geceye takviye olur. O nun için Kadir Gecesi olmadan önceki gündüzde, şöyle kendimizi ibadete daha iyi hazırlamak için uyumanızı tavsiye ederim; bu bir...

2- Kadir Gecesinde, "Radyo, televizyon seyredeceğim, evde takip edeceğim." filân diye düşünmeyin, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise, elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

Onun için Kadir Gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir."6 Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım!

- Şunlara dikkat!

Kadir Gecesini ihyâ edeceğim diye uykusuz kaldığı için sahur olur olmaz yemeğini yiyor. Ondan sonra da evinde namazı kılıp yatıyor. Bu yanlış... Sabah namazını camide kılmaya dikkat edin, Kadir Gecesinde ve her zaman... Ama Kadir Gecesinde özellikle bunu kaçırmamaya dikkat edin! Yatsı namazı ve sabah namazı camide olacak. Ondan sonraki zamanınızın bir kısmı camide olabilir, bir kısmı evinizde, kendi özel mekânınızda ibadet etmek tarzında olabilir.

Binaenaleyh yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak Kadir Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:

1- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih "Estağfirullah" demeliyiz. Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. Kadir Gecesi, ilâhi rıza ve desteği kazanacak işler yapmamız, iç dünyamıza dönüp kendimizi sorgulamamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır. Tevbe, işlediğimiz hatalardan dolayı Yüce Mevla nın huzurunda mahcubiyet ve pişmanlık duyma, günahlara bir daha dönmemek üzere yüz çevirme, hayatımızda yeni ve tertemiz bir sayfa açmaya karar verme demektir. Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir.