Seminer çalışmalarımda sıklıkla sorulan sorulardan biri
de, eşimi sevmeden evlendim, hâlâ ısınamıyorum, fakat bunu yıllardır bir sır
gibi saklıyorum, kimseye açamıyorum, ne yapabilirim sorusu oluyor. İş hayatına
başlamadan önce, her şey güllük gülistanlık sanırdım. Ama çalışmalarımın
sonucunda, kadınlarımızın bir kısmının zoraki bir evliliği sürdürmek durumunda
kaldıklarına ve bunu ölünceye kadar bir sır olarak sakladıklarına şahit oldum.
İstemedikleri bir kişi ile evlenmek zorunda kalan kadınlar, evlenme nedenlerini
şöyle açıklıyorlar:Annem babam istemediğim biriyle evlendirmek istedi, söz
söyleme hakkım yoktu, sustum ve kabul ettim.Ailede büyük baskı vardı, bu
baskılardan kurtulayım da ne olursa olsun diye düşünmüş ve evlenmiştim.Başımdan
olumsuz olaylar geçmişti, evlenirsem çevremin söylentilerinden kurtulurum diye
düşünmüştüm.Onu hiç sevmemiştim ama bana çok değer veriyordu, sevdiğim biri
olmaktansa bana değer veren biri olsun dedim ama bu doğru değilmiş.Eşim oldukça
zengin biriydi, evlenince rahat ederim diye düşündüm sevmediğim halde evlenmeyi
kabul ettim.Bu hanımların bir kısmı evlendikten sonra eşleri ile uyum sağlıyor
ve hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Ancak büyük bir kısmı, bir
boşluk, mutsuzluk ve sevgi açlığı ile yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar.
Evliliğine son verip, üzerindeki yoğun baskıdan kurtulmak isteyenler ise
ailenin ve çevrenin dayatması ile karşı karşıya kalıyorlar. Anne-baba ve
çevremizdeki kişilerin gerekçeleri ortak: Aç değilsin, açık değilsin, adamın
kumarı yok, içkisi yok, kocandır, ne olursa olsun yanından ayrılma. El âlem ne
der sonra, evlendi de evliliği sürdüremedi derler, biz bunu kaldıramayız. Hem
adam çok iyi biri, ahlâkı düzgün, tipi yerinde biz onu çok seviyoruz nasıl
oluyor da sen sevemiyorsun, sende bir sorun var Kadın duygularını
alabildiğince zorluyor, çevreden gelecek baskılara katlanamam, çocuklarım var diyor ama olmuyor. Mutsuz bir
insanın çocuklarına ve eşine verebileceği bir şey kalmıyor. O sürekli
kendisiyle savaşıyor. Ev karanlık bir mahzen gibi üstüne üstüne geliyor. Kadın
hiçbir muhabbet hissedemediği eşiyle aynı hayatı paylaşırken büyük sınavlardan
geçiyor Fakat kendini zorladıkça biraz daha yoruluyor ve evinden soğumaya
başlıyor. Ayrılmak istese aileyi karşısında buluyor. Devam etse duyguları ile
savaşmak zorunda kalıyor. Kadın çıkmaz bir sokağa sürüklenmiş o vaziyette
yürümeye çalışıyor. Kendini yemeğe, gezmeye, alışverişe ve içindeki boşluğu
doldurabileceği etkinliklere veriyor ama nereye kadar. Hayat onun için çok daha
yorucu geçiyor. Ama bir çıkış yolu bulmak pek mümkün olmuyor.Aileler evlenecek
çocuklarının rızasını almalı ve muhabbet hissetmediği bir kişi ile evlenmesi
için zorlamamalıdırlar. Nitekim dinimizde de, karşılıklı rıza esastır. Eğer
aileler çocuklarının mutlu olmasını istiyorlarsa bu gerçeği dikkate almak
zorundadırlar.