Kadınlar size Allah'ın emanetidir!

Abone Ol

Ve bir ses yükseldi veda hutbesinden; kadınlar size Allah'ın emanetidir!

Peygamberimizin ifade ettiği, Rabbimin bize emanet ettiği, kadınlarımızı gerçekten emanet olarak mı gördük Bizler; Rabbimin emanetini dövdük, öldürdük, köle gibi kullandık. Yetmedi, bir metaa olarak reklamlarda oynattık. Post modern dünya erkeği bozduğu gibi, kadını da değerlerinden uzaklaştırarak, emanet olduğunu unutturdu. Olay sadece kadına uygulanan şiddetten ibaret değildir. Ortada büyük bir deprem, amansız gibi görünen bir çözülme söz konusudur. Her şeyi vakum gibi emen, kadın erkek demeden ruhunun üstünü bir hayal ile kuşatan bir sistemle hesaplaşmadan ne bu cinayetleri engelleyebiliriz ne de bu çözülmeyi.

Ortada büyük bir çığlık var. Fakat kimse kimseyi duymamaktadır. Bu çığlık bana 1999 depreminde gün ve geceyi yaran bir nidayı orada kimse var mı; sözünü hatırlatıyor. Sanki 99 depremi gibi bir kaos, bir çaresizlik söz konusu.  Orada kimse var mı sorusu; bu berbat sistemin içinde biçare insanların çığlığıdır. Bu çığlık sadece kadının çığlığı değil, örfünü, ananesini, hatta gerçek anlamda İslami değerleri yitirmiş erkeğinde çığlığıdır. Özellikle metropollerde, bu çığlık kulakları tırmalıyorsa, bir deprem, bir çözülme söz konusudur.

Bu yarayı sarmanın yolu, mahkemelerde iyi hal indiriminin kaldırılmasıyla çözülecek gibi gözükmemektedir. İnsana yeniden insan olduğunu hatırlatmak, hatta yeniden insan olduğunu öğretmekten geçmektedir. İnsanı sadece tüketici olarak gören, insanı değerlerinden uzaklaştıran, yozlaştıran bu kapitalist sistemin bir an önce farkına varmalı, İslami değerlere yeniden dönülmelidir. Çocukluğumu hatırlıyorum. Komşuların birbirine yardımı aklıma geliyor. Bayramların bayram olduğu, erkeğin kadınına, kadının erkeğine saygısı ve o saygı içinde birbirlerine hitap ettiği o günlerden bu güne nasıl geldik

Ruhumuzu kim çaldı Kimler bu ruhu bu kapitalist sisteme peşkeş çekti   Ortada cinayet üreten bir sistem vardır ve bu cinayetler arızidir. (Geçici, eğreti). Yaşanan olayların münferit olması, bir sorunun olmadığını göstermez ve meydana gelen depremi değiştirmez. Neden mi Arızi olan şiddet bizzat sistemin kendi hayatiyetini sürdürmek için esasa dönüştürülmüştür de ondan. Bir nevi nefs-i emare (Genelin sahip olduğu nefis) üzerine inşa edilmiş bir ideolojinin dayatması altındayız. Bu yüzden ekonomimizin hükümferma (hüküm süren) olduğu dünyamızda şiddet bizzat ekonomik bir argümandır. İster kadına şiddet olarak toplumda baş göstersin, isterse terör olarak. Ekonominin bozuk olması maneviyatı adeta kemirip yok etmektedir. Hayatlarımızdan maneviyat çekilip alınmaya devam edildikçe, yerini büyük bir karanlık dolduracak ve o boşluğu maddi unsurlar alacaktır.    

Maddi düşünen ruhlar, yaşayan ölülerdir ve acımasızca insan öldürmeye devam edeceklerdir. Ağır cezalar mutlaka olmalıdır ve olacaktır da. Ama kesinlikle kadına şiddeti önlemede yeterli olmayacaktır. Tasarrufu unuttuğumuz, birbirimize saygıyı yitirdiğimiz ve her şeyi alınıp satılan bir meta olarak bize sunulan dünyada yaşamaya devam ettiğimiz sürece; bize emanet edilen kadınlarımız, analarımızı, bacılarımızı öldürmeye ve çocuk gelin yapmaya devam edeceğiz. Allah bize akıl fikir ve iman nasip etsin. Etsin ki emaneti emanet olarak görüp, koruyalım ve yaşatalım. Kadınlarımız da Allah ın emaneti olduklarını asla unutmadan, emanete yaraşır şekilde hareket ederek dünyamızda onurlu ve gurulu bir şekilde yer almaya devam etsinler. Erkekler unutmamalıdır ki, kadını almak da hak, boşamak da. Fakat Rabbim erkeğe dayak atmak, öldürmek, satmak, aşağılamak hakkı vermemiştir. Aklınızı başınıza toplayın ve emanete sahip çıkın. Onlar yarının Türkiye sine evlat yetiştirecek kadınlarımız, aynı zamanda bizim elimiz ayağımızdır. İstersen ayağına kurşun sıkma!