Son yıllarda ülkemizde Feministler bir yandan hukuk, öte
yandan Diyanet alanında M. Kemal ve İsmet Paşa zamanlarında bile yapıl(a)mamış
devrimler=inkılaplar yapmıştır. Feminist bir Medenî Kanun hazırlanmış, ailede
reis kavramı kaldırılmış, erkeğin aleyhine zevceye gayr-i âdil haklar tanınmış,
kadın erkek eşitliği bozulmuş, toplumun temeli olan ailenin temelleri çökertilmiş,
boşanma davaları çoğalmış, büyük sayıda çocuk mutsuz kılınmıştır. Bu konuda
hukukçu bir dostumun hazırladığı raporu, kendisine teşekkür ederek
yayınlıyorum:
R a p o r:
Kadın hakları başlığı altında 2000 yılından itibaren
devrim mahiyetinde yeni yasal düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle AK Parti
iktidarı dönemine tekabül eden yasa çalışmaları sonuçları itibarı ile feminist
ve aşırı kadın hakları savunucularının duygu ve düşünceleri doğrultusundadır.
Diğer bir ifade ile Cumhuriyet döneminde yapılan devrimlerin güncellenmesi ve
daha ileriye götürülmesi olarak tanımlayabiliriz.
Somut bir örnek: CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı
Yüksel Çavuşoğlu Kasım 2012 tarihinde yapılan kadın hakları konulu konferansın
bitiminde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin in yanına gelerek,
Sizi seviyor ve beğeniyorum. Keşke siz başkan olsanız. Başkan olmanızı
isterim. Kadınlara bakışınız çok güzel diyerek hayallerini gerçekleştiren
sayın bakanı tebrik etmiştir. Bu gelişme üzerine CHP Genel Merkezi tarafından
CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yüksel Çavuşoğlu görevden alınmıştır. Sayın
bakan ise görevine ve CHP kadın kolları başkanının hayallerini gerçekleştirmeye
devam etmektedir.
Kadın hakları konusunda yasal düzenlemelerin sonuçlarına
diğer bir örnek: Ülkemizde ilk defa erkekler boşanmış babalar grubu adı
altında bir araya gelerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı önünde eylem
yaptılar. Çocuklarının velayetlerinin ellerinden alındığını ve tayin edilen
yüksek nafaka bedellerini ödeyemediklerinden haklarında hapis kararları
çıktığını açıklayarak bakanlık önüne siyah çelenk bıraktılar.
Yapılan yeni düzenlemeler üzerine ihtisas mahkemeleri
olan Aile Mahkemeleri kurulmuştur. Aile Mahkemeleri hakimlerinin ekserisi kadın
hakimlerden oluşmaktadır. Yerel mahkemelerin ve Yargıtay ın kararları açıklanan
yasal düzenlemelerin sonucu olarak kadınlar lehine çıkmaktadır.
Anayasa başta olmak üzere Medeni Kanun, Ceza Kanunu,
Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu nda yapılan değişiklikler özetle;
1. Referandum ile yapılan son anayasa değişikliğine
kadınlar lehine pozitif ayrımcılık hükmü getirilmiştir. Madde 10 - (Ek fıkra:
7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu
eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1
md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
Uygulama yasaları hazırlanmaktadır. Uygulamada kamu
kurumuna eşit şartlarda başvuranlar arasında kadınlara öncelik verilmesini
sağlayacaktır. Tüm yasalarda kadınları koruyucu tedbir ile birlikte lehe
düzenlemeler yapılması beklenmektedir.
2. Medeni Kanun da yapılan değişiklikle 01.01.2002 tarihinden itibaren
evlilik birliği içerisinde edinilen malların % 50 si, edinilmiş mallara katılma
rejimi gereğince paylaştırılması hükmü getirilmiştir. Bu hükümlerden kadınların
yararlandırılması amaçlanmıştır. Aynı şekilde kadınların miras payı % 25 iken
yeni yasalarla % 62.5 oranına çıkarılmıştır. Geriye kalan tüm çocuklar ise % 37.5 oranını paylaşacaklardır. (% 50
edinilmiş mal rejimi +% 12.5 ise geriye kalan hissenin ¼ dür)
Medeni Kanundaki Değişiklikler
Yeni Medeni Yasada aile reisliği kaldırılmış ve eşlerin
evlilik birliğini beraberce yönetecekleri düzenlenmiştir.
Eski kanunda evlilik birliğini temsil yetkisi kocaya
aittir. Yeni Yasada temsil yetkisi eşlerin her ikisine birlikte verilmiştir.
Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek,
eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir.
Kadına, önceki soyadını kocasının soyadından önce
gelmek üzere kullanabilme hakkı veren ve daha önceden yapılmış olan (1997
yılında) değişiklik yeni yasada aynen benimsenmiştir.
Yeni Yasa ile evlenme yaşı kadın ve erkek için
eşitlenerek yükseltilmiştir. Aile izni ile evlenme halinde 17 yaşını doldurmak,
mahkeme kararıyla evlenme durumunda 16 yaşını doldurmak şartı getirilmiştir.
Eski Medeni Kanuna göre eşlerin velayeti birlikte
kullanacağı, anlaşmazlık halinde ise babanın reyinin üstün olacağı hükmü
değiştirilerek eşlerin velayeti birlikte kullanacakları düzenlenmiştir. Anlaşmazlık halinde ise hakim karar
verecektir.
Yeni Medeni Yasada eşlerden birinin meslek ve iş
seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hükmü getirilmiştir. Bu
düzenlemeyle eşler mesleklerini diğer eşten izin almadan sürdürebilecektir.
Yeni kanunla eşler arasındaki cebri icra yasağı
kaldırılmıştır.
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa
düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini
isteyebilirler. Hakim, gerektiği
takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek,
eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir.
Birliğin korunması için, eşler birlikte yaşarken, eşlerden birinin istemi üzerine hakim,
ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Birlikte
yaşamaya ara verilmesi halinde, eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği,
ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece
ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe
dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı
parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının
yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Yeni Medeni yasa ile `aile konutu kavramı gelmiş ve eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası
bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile
konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı
kabul edilmiştir. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine
rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilecektir.
Daha önce boşanma davalarında yetkili mahkeme,
davacının ikametgâhı ya da davadan önce eşlerin birlikte altı ay oturdukları yer
mahkemesi iken, yeni yasa ile boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme,
eşlerden birinin yerleşim yeri (Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma
niyetiyle oturduğu yerdir) veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte
oturdukları yer mahkemesidir.
Bir soru üzerine kadınlara notlardan alıntı:
Yeni Medeni Kanuna göre kısaca haklarınız şunlardır:
1.Evlilik birliğini eşinizle birlikte yönetme hakkına sahipsiniz 2.Evlenme ile
kocanızın soyadını alırsınız, ancak istediğiniz takdirde eşinizin soyadı ile
birlikte önceki soyadınızı da kullanabilirsiniz 3.Meslek veya iş seçiminde
eşinizden izin almak zorunda değilsiniz 4.Evli iseniz çocuğunuzun velayetini
birlikte kullanırsınız. Resmi nikahlı değilseniz çocuğunuzun velayeti size
(anneye) ait olacaktır 5.Çocuğunuzun adını eşinizle birlikte koyma hakkına
sahipsiniz... 6.Evliyseniz çocuk ailenizin soyadını, evli değilseniz sizin
(annenin) soyadınızı taşır 7.Eşinizden haklı bir sebeple ayrı yaşıyorsanız
nafaka isteme hakkına sahipsiniz... 8.Eşinizle oturacağınız konutu birlikte
seçme hakkına sahipsiniz 9.Tapu müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurarak
oturduğunuz evi aile konutu olarak şerh ettirebilirsiniz. Eşiniz sizin rızanız
olmadan oturduğunuz ev kira ise kira sözleşmesini feshedemez ve oturduğunuz ev
eşinize aitse evi sizin rızanız olmadan satamaz 10.Eğer 01.01.2002 tarihinden
sonra evlenmişseniz ve başka bir mal rejimini seçmemişseniz `edinilmiş mallara
katılma rejimini seçmiş sayılırsınız. Boşandığınız zaman evliliğiniz süresince
edindiğiniz malları paylaşma hakkına sahip olursunuz. 11.01.01.2002 tarihinden
önce evlenmişseniz, bu tarihten önceki dönem için eşinizle başka mal rejimi
seçmemişseniz `mal ayrılığı rejimi hükümleri uygulanır. Yani o dönemdeki
malların paylaşımında kendinize ait olan mallarınızı alabilirsiniz
12.Boşanmanız durumunda eşinizden kendiniz ve müşterek çocuğunuz için nafaka
isteyebilirsiniz 13.Boşanmak istemiyorsanız ancak eşinizden haklı bir nedenle
ayrı yaşıyorsanız, hakim kararıyla boşanmadan da nafaka talep edebilirsiniz
14.Hakim, eşinizin ve sizin maddi
durumunuzu esas alarak ödenecek nafakayı belirler. Bu nafaka size her ay
düzenli olarak ödenmek zorundadır.
3. Ceza kanununda zina suç olmaktan çıkarılmıştır. Sadece
boşanma nedeni olarak kabul edilmektedir.
4. Nafaka borcunu ödemeyenlere İcra İflas Kanunu 344 md.
gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi verilmektedir. Boşanma davalarında
çocukların velayeti (akıl hastalığı ve/veyahut haysiyetsiz bir hayat yaşadığı
kanıtlanmadan) anneye verilmektedir. Velayetle birlikte iştirak ve tedbir
nafakalarına hükmedilmektedir. Nafaka miktarları genellikle babanın ödeme
imkanlarını zorladığından ödemede gecikme nedeniyle hapis kararı ile
sonuçlanmaktadır. Baba ayrıca çocuğunu kararda açıklanan günlerde
görebilmektedir. Uygulamada ise annenin insafına kaldığını görmekteyiz. Anne
çocuk adına aldığı nafakayı keyfi kullanabilmektedir.
Boşanma Davası
4. Yasal değişiklikler sonucu kadının boşanma davası açtığını, velayet, nafaka,
tazminat, edinilmiş malların paylaşımı, maddi ve manevi tazminat ve tedbir
taleplerinin uygulamasını istediğini var saydığımızda kuvvetle muhtemel
gelişmeler ve sonuçları :
a-Kadın boşanma davası açmakla ayrı yaşama hakkını
kazanır,
b-Şiddetin varlığını dahi aranmadan manevi baskının olduğunu dahi söylerse kocanın aile
konutundan uzaklaştırılmasına, nafaka tayinine karar verilmektedir. Zinanın suç
olmaktan çıkarıldığı düşünülürse vahim sonuçları tahmin edebiliriz. Aşağıda
metnini eklediğim kanun maddesi taraf teşkili yapılmadan tedbir olarak verilmektedir.
Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine
Dair Kanun
Kanun No. 6284 Kabul Tarihi: 8/3/2012
Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları
MADDE 5-(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki
önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere
hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi,
hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda
bulunmaması.
b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması
ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta,
okula ve işyerine yaklaşmaması.
ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel
ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması,
kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete
uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına
ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına
zarar vermemesi.
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette
rahatsız etmemesi.
g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen
silahları kolluğa teslim etmesi.
ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse
bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da
uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken
korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının
olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.
ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için
başvurması ve tedavisinin sağlanması.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci
fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk
amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi
takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmi dört
saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim,
3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve
destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım,
nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.
(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini
sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre
nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini
göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.
c-Kadın evlilik birliği içinde edinilen malların yarısını almaktadır.
(gayrimenkul, menkul, tüm hak ve alacakları) Boşanma davası açıldığında kocanın
tüm mallarına tedbir kararı verilmektedir.
d-Akıl hastalığı veya ağır haysiyetsiz hayat sürme
dışında çocukların velayeti anneye verilmektedir. Ayrıca tedbir ve iştirak
nafakasına hükmedilmektedir.
e-Talep edilen maddi ve manevi tazminat şartları
genellikle kadın lehine yorumlanmaktadır.
f-Boşanma davası açılmakla koca evinden, karısından,
çocuklarından uzaklaştırılmakta, tüm mal varlığına tedbir konulmakta,
mallarının yarısını karısına vererek nafaka ve tazminata mahkum edilmektedir.
g-Güncel uygulama ise Borçlar Kanununda yapılan
değişiklikle eşin rızası, muvafakati alınmadan hiçbir taahhüt altına
girilememektedir. Özellikle iş hayatında ciddi aksamalara neden olmaktadır.
Sözleşme yaparken, kredi alırken, kefil olurken eşiniz/karınız yanınızda olmak
zorundadır. Bankalar eşiniz imzalamadan
çek defteri bile vermemektedirler. Bankalarda, işyerlerinde trajikomik hikayeler anlatılıyor. Bir gün önce
imzaladığı sözleşmeyi bankaya gelip çığlıklar içerisinde geri isteyen, imzasını
iptal etmek isteyen kadın hikayeleri anlatılmaktadır. Evdeki en küçük
çekişme/tatsızlık iş hayatına etki etmektedir.
Açıklanan yasal değişiklikler ve uygulamaları bir arada
düşünüldüğünde ulaşılan sonuçlar;
Evlilik sayısında ciddi azalmalar olmuştur.
Boşanma sayısında ciddi artışlar olmaktadır.
Boşanma davaları artık kadınlar tarafından açılmaktadır.
Evlilik yaşı yükselmiştir (kadınlar 25-erkekler 30).
Dul, zengin, orta yaş kadın sınıfı oluşmuştur.
Kadına yönelik şiddetin artışının bu yasa değişiklikleri
ve uygulamalardan kaynaklandığı düşünülmektedir.
Boşanma davalarının diğer bir sonucu bir milyona yakın
çocuğun aile birliğinin koruması altında olmamasıdır.
Kadına yönelik şiddet medya üzerinden abartılarak
verilmektedir. Bir kısım feminist kadın hakları savunucuları her gün medya
üzerinden propaganda yapmaktadırlar.
*****
(Feministler Diyanet e de sızmış, beş bin kadar kadın
müftü yardımcısı, vaize, öğretmen tayin edilmiş: büyük bir vilayetimizin müftü
yardımcısı, Buharî de yer alan sahih bir hadîs hakkında, Peygambere
söyletmişler diyecek kadar ileriye gitmiştir.)
13.09.2013