Kadınlar Günü kutlamaları

Abone Ol

Sonunda can ü gönülden kutlanan bir bayramımız daha oldu.

İnsanlar son yıllarda “kadınlar gününüz kutlu olsun” mesajları atmaya başladı.

Sağcısı, solcusu, İslamcısı, liberali, kentlisi, köylüsü bu bayramı çok sevdi.

Bu bayrama en fazla ihtiyaç duyan muhafazakârlarmış, diye bir sonuç bile çıkarılabilir; zira en fazla onlar, tuzu benden olsun deyip koşturarak, bu kadın bayramı yarışında kimse beni geçmesin, kutlama hızımı kimse elimden almasın telaşındaki muhafazakârların uzattığı çiçeklere baktığımda.

Gülleri alan kadınların ağzı kulaklarında, madem öyle insanları tebessüm ettiren bir bayrama da ihtiyaç varmış gibi orta yolcu bakışlar atılmakta anında.

E, ne yapalım anneler günü, babalar günü boşuna mı yapmışlar, bu da öyle bir gün, kutla, geç gitsin, fazla ciddiye alma, diyenler de eklenince.

Fakat nedense bende, beyaz efendilerin zenci kölelerine lütfettiği bir gün olma kanaatini fazlası ile çağrıştırdığı için her kutlama mesajı ziyadesi ile tedirginlik oluşturmakta.

Salonlara toplanıp bir curcuna, el şaklat, oyna, konuş, şarkılar, şiirler, tiratlar, tuluatlar, komediler, gırla gitmekte.

Sanki kadına bakış karneleri çok iyiymiş gibi bu tiyatral gösteriler, ziyadesi ile can yakmakta.

Haberler, koca koca adamların, kadınlar gününde bile elleri ayakları durmadığını, kadın için yapılan etkinliklerde bile; “çekil önümden” diye, kadınları iteleyebildiğini anlatmakta.

O hain bakış açısı, kurul yola bakan kahveye, geçen kadınları süz tepeden aşağı, yürüyüş yapan kadını at sepete, çarşıya çıkanı ver çöpe, pazara koşturanı it kenara; o dedikoducu bakışlarınla kadınları aşağılamaya çalışmalara doyma; aşağı kalmış adamlar topluluğu.

Kötü olan kadındır, bunlar değildir.

Koca bir şehri irine boyayan, içinde yaşayanlarına kan kusturan, erkekleri, kadınları, çocukları yaralayan; küçük kız çocuğuna tecavüzün karası çalınmışken insanlığın suratına.

13 yaşındaki çocuğa, 28 kişinin tecavüzü ve çocuğun “kendi rızası”, ile “sanıkların iyi halleri”ne deniyle cezaları indirilen ilköğretim okulu müdür başyardımcısı, muhtar, yüzbaşı, matbaacı, banka memuru, traktör bayii, beyaz eşya bayii, TEDAŞ teknisyeni, Kızıltepe Kaymakamlığı›nda yazı işleri müdürü, nakliyatçı, Derik Ziraat Odası Başkanı, Mardin Vakıflar İmareti çalışanı.

Bu kirli adamlara, o masum çocuğu pazarlayanlarda; çoluk çocuk sahibi gündelikçi iki kadın.

Tecavüze uğrayan çocuğun ifadeleri arasında geçen; “İşyeri sahibi bir adamın; kızım kusura bakma, şeytan kalbimize girdi, sen benim kızım yaşındasın, Ramazan ayında yardım için gel para vereyim, dedi ama ben gitmedim.” 

Küçük kız bu kötü süreci atlatabilmek için, birçok psikiyatristten destek aldı. Ancak çocuğa destek veren psikiyatrist anlatılanları kaldıramadığı için başka bir psikiyatristten destek aldı. Olay, çok ağır bir vaka olduğu için psikiyatrist de destek alarak hastası ile ilgilenebildi.

Bu vahşette, kadınlarda kötülükten yana erkeklerden geri kalmıyor, mide bulandırıcı olayın baş aktörlerinden iki kadın, çocuğu götürüp kurtlara teslim etmiş.

Dahası bu evli adamların eşleri, çıt çıkarmamış, pisliği sineye çekmiş, nesillerini irine cerahate gömmüş, zira tecavüzcülerin kimi çok zengindir; uyanık karısı kaybetmek istememektedir kredi kartlarını, malı, mülkiyeti, bol paraları.

Neyse ki o küçük kızın elinden iyiler tuttu, hayalini gerçekleştirdi, İstanbul›da bir üniversitenin hukuk fakültesini kazandı. Mezun olduktan sonra kendisi gibi mağdurların savunucusu bir avukat olacak.

Bu çirkin olayda ne bir şehir suçludur ne de bütün erkekler. Dünyaya kara çalanlar deşifre olmuştur, sadece.

Şükür ki, temiz erkekler ve onur abidesi kadınlar; her zaman vardır, onlar ile yaşanabilir olmaktadır yeryüzü.