Kadınlar, belediye başkanı olmalı

Abone Ol

Nerden çıktı bu başlık diyebilirsiniz.

Gelen haberler bu sonuca götürmekte zira çoğu insanı.

Belediye başkanı olmak, milletvekilinden çok daha fazla para kaynaklarını yönetmek demek.

Maalesef başkanlar bu paraları, halkın istifadesine sunacağına,

Kendilerini bir derebeyi sanıp,

Halkı kesinlikle umursamayıp,

Sadece şahsi çıkarları için bir maddi kazanç aksiyonu başlatmaktalar.

Öylesine başına buyruk, kimselere hesap vermeden, diledikleri özgürlükle akıllarına gelen her şeyi yapabilecek bir gücü kendilerinde görüp, duyduğumuzda hayretlere düştüğümüz yığınla yanlışa tanık olmaktayız.

Memlekette hiç mi dürüst adam kalmamış diye halkın morali bozulmakta.
Bolu’da kurban kesmek için bağış paraları toplanmış, halk bu sevaba iştirak edebilmek için dişinden tırnağından artırdığını vermiş.

Kurbanlar kesilmemiş, bağışlar başka yerde kullanılmış.

Sonra başkanla ilgili bir sürü davalar, yasak ilişki, kadının önceki erkek arkadaşının da olaya karıştığı şantajlar.

Adapazarı belediye başkanını, ilişki yaşadığı özel kalem müdürünün üniversite öğrencisi kızı ifşalıyor; eline mikrofonu alıp, herkesin içinde başkanla annesi arasındaki ilişkiyi, annesine hediye edilen otomobili anlatıyor.

İBB’deki memnu ilişkiler ortaya saçıldı lakin derebeylikten de büyük bir sultanlık olduğu için kimse bu durumu üzerine alınmadı, gayet pişkin önemsiz bir şey gibi görüp gündemlerine alacak kadar değer vermedi. Aşırı lüks yaşamlar, milyonluk kiralar, çok pahalı konutlarda süren sefalar sanki bu sultanlıkta çalışanların hakkıymış gibi davranıldı.

Uşak belediye başkanı bir otel odasında memnu ilişkisi ile yakalandığında sadece eşi kan ağlamadı.

Ona oy verenler aldatılmanın şoku ile sendelediler.

Üstelik CHP yöneticileri tarafından bir komplo olduğu savı ile başkan için sokaklarda fener alayları düzenlenip, saygı geceleri icra edildi.

Hemen ihraç edilememesinin meğer sebepleri varmış.

Hayli zengin başkanın anlatacaklarından çekinilmiş.

Sonunda hapisteki Uşak başkanı, etkin pişmanlıktan yararlanıp konuştu ki, insanlar bu kez şok yaşamaktan öte hüsrandan baygın düştüler.

Başkan ifadesinde CHP lideri Özel'e, CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere para verdiğini söyledi.

Kendi şahsi şirketlerine, belediyeye yapılan bağışlardan aktarma yaptığını anlattı.

Bir de değil birkaç yasak ilişki ortaya çıktı.

Biri için ev aldığını, bu evi belediyeye ait pahalı el dokuması halılarla döşettiğini, belediye araçları ve personellerini kendi özel işlerinde kullandığını, kadını sekreter olarak belediyeye yerleştirdiğini itiraf etti.

Başkan kendi aracı ve CHP Genel Başkanı’nın kullanımına tahsis edilen lüks aracın VIP dönüşüm işlemlerini de belediyeye ödetmiş.

Kendi kullanacağı araç için 25.000 Euro+KDV, Ö. Özel’in kullanımına tahsisli araç için ise yaklaşık 170.000 Euro+KDV ödeme yapılmış.

Halkın hakkı nasıl çarçur edilir diye kitap yazacaklar bu verileri kullanacaklardır.

Başkan da para gani, “Özgür Özel’in talebi üzerine, bir aracı babası adına ayırttım ve fiyat farkı olan yaklaşık 180.000 TL’yi kendi hesabımdan ödedim. Ayrıca Özgür Özel’in ailesine hediye çantalar gönderdim ve kendisine de bir saat hediye ettim.

2023 yılı sonunda CHP Kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özgür Özel’e toplamda 1 milyon 200 bin TL nakit para verdim.

…isimli şahsın belediyeye verdiği 1.5 milyon TL tutarındaki çekin futbolcu tarafından kabul edilmemesi üzerine bu çeki bozdurarak parasını şahsi işlerimde kullanmış olabilirim.”

Antalya belediye başkanının oğlunun ifşaları da, eğer doğruysa büyük para trafiğinde kimi isimleri öne çıkardı.

Belediye başkanlarının rüşvet ve kirli kazançla top çevirmelerine bu millet alışkın lakin genel başkanla ilgili iddialar bomba tesiri yaptı.

Parti içerisindeki hesaplaşma, savaşa dönüştü.
Yarkadaş, CHP liderini, "gece yarısı torbayla kayıt dışı para almakla" ve partiyi çürütmekle suçladı.

Fakat aldatılmışlığın büyüğünü bu mazlum halk yaşamakta.

Nasıl olsa zenginler ister akaryakıt kaçakçısı olsun ister uyuşturucu; bastırıyor paraları parti liderine, birkaç dönem milletvekili ya da belediye başkanı olabiliyor.

Parti liderlerinin padişah gibi sübjektif kararları ile yönetilmekteyiz.

Demokrasi var sanmaktayız,

Seçimlere katılıp, oy kullanıp, bu haksız düzenin sürmesine katkı vermekteyiz.

Başlığa dönersek.

Bu kadar yolsuzluğa bulaşmış erkeklerden sonra kadınlar umut olabilir mi desem de, geçmişte basına yansımış çalan çırpan kadınları sıralayacaksınız biliyorum.

Benimki de küçük bir umut işte,

Belki kadınlar annelik misyonu olduğu için daha şefkatli olup milyonlarca yoksul halk çocuğunu bir nebze düşünür, işsizlikten fakirlikten çıldırma noktasında olup, ruhi bunalımlarda can çekişen vatan evlatlarının çilesini biraz anlar da.

Çalıp çırpmak yerine bu acı yazgılı gençlere bir iş yeri, atölye, fabrika inşa edip yüzlerini güldürebilirler umudunu az da olsa koruyorum.

Şehirlerin annesi olma misyonunu kuşanmak, halka merhametli davranmak, kadınların doğasına daha uygun zira.