Kadının Kaderi

Abone Ol

Cahiliye adet ve anlayışlarının kabul gördüğü kesimlerde

kadına biçilen rol köleliktir. Bu kesimlerde kadının konuşmaya hak iddia etmeye

hakkı yoktur. Kadın adeta mankurtlaştırılmış ve edilgen hale getirilmiştir.

Kadın hayatını vaktini ve emeğini çocuğuna adıyor. Fakat evladı üzerinde hak

iddia edemiyor. Varlığının bilincine dahi varamıyor, kendisine biçilen rolleri

körü körüne yerine getirirken ağır baskılara maruz kalıyor.Köleleştirilmiş

kadınların kaderi hep aynı.

Onlar akşama kadar tarlada çalışıp akşam eve

geldiklerinde evleri, eşleri ve çocukları ile ilgileniyorlar. Çocuk denecek

yaşta evlendirilip, taşıdıkları ağır yükün altında eziliyorlar. Çocukların

bakımını üstleniyor fakat onların geleceği hakkında söz söyleme hakkına sahip

olamıyorlar. Ev, tarla, çocuklar ve kayınvalide kayınpederin bakımı derken

yaşamın nasıl geçtiğini ve hayatın nasıl tükendiğini anlamıyorlar. Kadınlar

bunca yükü tek başına taşırken, ne bir takdir ne bir ödül alabiliyorlar.

Onların kaderi hep dışlanmak oluyor.

Kent yaşamında kendilerini çağdaş ve modern olarak

tanımlayan kadınlar ise tüketim ağının birinci hedefi haline geliyor. Köleliğe

gönüllü boyun eğen bu kadınlar, zihinlerindeki zincirleri bir türlü

kıramıyorlar. Özgürleşeceğiz düşüncesiyle hareket edip, esarete boyun

eğiyorlar. Ama ne yazık ki farkında değiller. Bir insanın düşmüşlüğünün farkına

varamaması büyük bir vahamettir. Zira düştüğünü anlamayan kişinin kalkmak için

çabası olmayacaktır.

Modern kadın, güzelliğini, çekiciliğini ve

beğenilirliğini her şeyin önünde tutuyor. Çünkü diğer taraftan cinsellik ve

erotizm alabildiğince kışkırtılıyor ve kadının görselliği birinci derecede önem

arz ediyor. Kadın bedensel imgesi üzerinden bir konum elde etmeye çalışırken,

benliğinde parçalanıp ötekileştiriliyor. Kapitalizm, kadına biçtiği rolü

pekiştirmek için araçlarını seri şekilde kullanıyor, moda ve görsellik

üzerinden köleleşmiş bir kadın imgesi oluşturuyor. Ekranlarda boy gösteren

kadınlar, yaptırdıkları estetikleri, yaşadıkları aşkları ve sahip oldukları

şaşalı hayatları ballandıra ballandıra anlatarak gençleri özendiriyorlar. Rol

modellerini bu kişilerden oluşturan gençler, gelecekle ilgili hayallerini ekran

insanına göre belirliyorlar. Çünkü ekran insanı masalları andıran bir hayat

tasviri yaparak bu çocuklar üzerinde büyük etki bırakıyor.

Kırsal kesimde ezilen, hakları elinden alınan kadınların

sorunları sıklıkla dile getirilirken kent yaşamında cinsel bir obje olarak

görülen kadınların içine düştüğü vahamet pek görülmez. Zira güç ve para ile

desteklenen bu kesim, insanlarımızın algılarını bulandırmakta ve gözlerini

köreltmektedir. Oysa her iki tarafın yaşadığı da kölelikten başka bir şey

değildir.