Kız çocuklarının öldürülme nedenlerinden birini de Allahu
Teâlâ En âm Sûresi nde şöyle açıklamakta:
Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de
onların da rızkını biz veririz; kötülüklerin açığına da gizlisine de
yaklaşmayın ve Allah ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın. (VI/151) Demek
ki fakirlik korkusuyla öldürülüyordu o yavrucaklar! Kabilenin veya ailenin ekonomik açıdan
yetersiz olması öldürmeyi mazur gösteriyordu. Onlara göre, dünyaya gelen kız çocuğu kabileye bir yüktü.
Küçükken doyurulacak bir boğaz, büyüyünce korunulacak bir namus. Oysa erkek
çocuk, kabilede yükü omuzlayan, ekmek getiren, savaşandır. Güçlüdür. Her şarta
dayanır. Nazik değildir. Kıymetlidir. Bu
tip düşünce, bana hiç de yabancı gelmiyor sevgili okurlar. Bazı yörelerde
yapıla gelmekte olan erkek çocuk-kız çocuk ayrımı sanki Câhiliyeden kalma bu
düşünceyi hatırlattı bana. Sakın ola etrafımızda da Câhiliyeden kalma birileri
olmasın Hele hele bir kız doğunca ortalığı kaplayıveren sessizlik. Anne
babaların ağzını açmayan bıçak, bebeklerin boğazına saplanıvermiş gibidir. Bu
sessizlik öyle yer etmiş ki toplumumuzda, sesli konuşma ve kahkahaların
ardından bir an ortalık sessizleşiverirse, insanlar birbirine: Şu an bir kız
doğdu demezler mi Kız çocuğu doğdu! derler hep bir ağızdan konuşan
insanların doluştukları odaya anlık bir sessizlik çöktüğünde... Bıçak yemiş gibi
kesilir konuşmalar... Bütün sesleri yutan ağır bir sessizliğin çöktüğünü
hissedersiniz üstünüze... Bunun başkalarını nasıl etkilediğini bilmem. Ama ben
bu yazdıklarımdan sonra iliklerime kadar ürperirim her halde. Sonra da itiraz
ederim kızım gibi: Kız olmak suç mu
Evet Suç. Suçları Avrupa da yakılan kadınların suçlarıyla
aynı. Kız olmak, geleceğin kadınları olmak. Ya da geleceğin fahişeleri,
esirleri, köleleri olmak. Nasıl mı Arap kabileleri birbirlerine hiç bir haber
vermeden savaş açarlar ve esir aldıkları kızları ya pazarlarda satarlar ya da
kendileri cariye olarak kullanırlardı. . Kızın babası fidye vererek kızını kurtarmak istediğinde kız serbest
bırakılırdı. Kız da bir tercih yapmak zorunda kalırdı: Babasını mı yoksa efendisini mi tercih
etmeli Bu durum baba için büyük bir utanç vesilesi sayılıyordu. İşte böyle
utanç verici bir duruma düşmemek için, bazı Arap kabileler, kız çocuklarını
daha küçükken öldürüyorlardı.
Kız çocuklarının öldürülmesinin sebeplerinden biri de
kadınların toplumdaki utanç verici durumlarıydı. Çünkü kadınlara yapılan
muamele çok kötüydü. Bu yüzden bazı aileler kızlarının cemiyetteki diğer
kızların durumuna düşmelerini istemedikleri için onları küçük yaşta
öldürüyorlardı. Üstelik toplumda bekâr erkeklerin sayısı artmış, fuhuş
yaygınlaşmış, kadınlar da birden çok erkek ile evlenebilir hale gelmişlerdi.
Kadınların çok erkekle olan birliktelikleri sonucu doğan çocuklarına evlendiği
eşlerinden istediği birini baba olarak kabul etmeleri gibi olaylar, o
kadınların mensup olduğu kabileler için büyük bir şerefsizlik sayılıyordu. Bu
duruma engel olmak için de doğan kız çocuklarını öldürüyorlardı, kendilerini
veya toplumdaki bu çirkinliği düzeltmek yerine.
Ahlaki çöküntüye uğramış olan bu insanlarda vicdan,
merhamet, edep, hayâ da kalmamıştı. Bir Arap, borçlanıp arkadaşına borcunu
ödeyemeyince, ya kendisi köle olur, ya da evdeki karısını ve kızını borca
karşılık o arkadaşına vermek zorunda kalırdı. Alacaklı borca karşılık aldığı
kadın ve kızdan sırf kendisi faydalanmaz, bir de kapılarında bayrak asılı olan
o zamanların genelevi sayılan çadırlarda bu kızları çalıştırırlardı. Borcun kat
be katını alıp, sonra kızları salıverirlerdi. Bu zillete düşmüş çok kabile ve
insan vardı. İşte böyle bir utanç verici duruma düşmemek içindi kız çocuklarını
diri diri toprağa gömmeleri.
Bir de Zühre b. Kilâb gibiler vardı zengin olmasına
rağmen, kızını diri diri toprağa gömen.
Suçu neydi o sabinin biliyor musunuz Suçu, bu adamın doğan üç erkek çocuğunun
da peş peşe ölmesi. Adam bu ölümlerden o çocukcağızı sorumlu tutarcasına, onu
diri diri gömdü toprağa. Anlayacağınız insanlar kuralsız, kaidesiz, Allahsız,
son derece özgür yaşamakta, onları denetleyen ne bir denetleyici, ne de bir
vicdan olmayınca istediklerine hayat verip, istediklerini de diri diri hayattan
alıyorlardı. Vahşice, vicdansızca!