Kadına dair - 2

Abone Ol

Kız çocuklarının öldürülme nedenlerinden birini de Allahu

Teâlâ En âm Sûresi nde şöyle açıklamakta:

Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de

onların da rızkını biz veririz; kötülüklerin açığına da gizlisine de

yaklaşmayın ve Allah ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın. (VI/151) Demek

ki fakirlik korkusuyla öldürülüyordu o yavrucaklar!   Kabilenin veya ailenin ekonomik açıdan

yetersiz olması öldürmeyi mazur gösteriyordu. Onlara göre,  dünyaya gelen kız çocuğu kabileye bir yüktü.

Küçükken doyurulacak bir boğaz, büyüyünce korunulacak bir namus. Oysa erkek

çocuk, kabilede yükü omuzlayan, ekmek getiren, savaşandır. Güçlüdür. Her şarta

dayanır. Nazik değildir.  Kıymetlidir. Bu

tip düşünce, bana hiç de yabancı gelmiyor sevgili okurlar. Bazı yörelerde

yapıla gelmekte olan erkek çocuk-kız çocuk ayrımı sanki Câhiliyeden kalma bu

düşünceyi hatırlattı bana. Sakın ola etrafımızda da Câhiliyeden kalma birileri

olmasın Hele hele bir kız doğunca ortalığı kaplayıveren sessizlik. Anne

babaların ağzını açmayan bıçak, bebeklerin boğazına saplanıvermiş gibidir. Bu

sessizlik öyle yer etmiş ki toplumumuzda, sesli konuşma ve kahkahaların

ardından bir an ortalık sessizleşiverirse, insanlar birbirine: Şu an bir kız

doğdu demezler mi Kız çocuğu doğdu! derler hep bir ağızdan konuşan

insanların doluştukları odaya anlık bir sessizlik çöktüğünde... Bıçak yemiş gibi

kesilir konuşmalar... Bütün sesleri yutan ağır bir sessizliğin çöktüğünü

hissedersiniz üstünüze... Bunun başkalarını nasıl etkilediğini bilmem. Ama ben

bu yazdıklarımdan sonra iliklerime kadar ürperirim her halde. Sonra da itiraz

ederim kızım gibi: Kız olmak suç mu

Evet Suç. Suçları Avrupa da yakılan kadınların suçlarıyla

aynı. Kız olmak, geleceğin kadınları olmak. Ya da geleceğin fahişeleri,

esirleri, köleleri olmak. Nasıl mı Arap kabileleri birbirlerine hiç bir haber

vermeden savaş açarlar ve esir aldıkları kızları ya pazarlarda satarlar ya da

kendileri cariye olarak kullanırlardı. . Kızın babası fidye vererek kızını kurtarmak istediğinde kız serbest

bırakılırdı. Kız da bir tercih yapmak zorunda kalırdı:  Babasını mı yoksa efendisini mi tercih

etmeli Bu durum baba için büyük bir utanç vesilesi sayılıyordu. İşte böyle

utanç verici bir duruma düşmemek için, bazı Arap kabileler, kız çocuklarını

daha küçükken öldürüyorlardı.

Kız çocuklarının öldürülmesinin sebeplerinden biri de

kadınların toplumdaki utanç verici durumlarıydı. Çünkü kadınlara yapılan

muamele çok kötüydü. Bu yüzden bazı aileler kızlarının cemiyetteki diğer

kızların durumuna düşmelerini istemedikleri için onları küçük yaşta

öldürüyorlardı. Üstelik toplumda bekâr erkeklerin sayısı artmış, fuhuş

yaygınlaşmış, kadınlar da birden çok erkek ile evlenebilir hale gelmişlerdi.

Kadınların çok erkekle olan birliktelikleri sonucu doğan çocuklarına evlendiği

eşlerinden istediği birini baba olarak kabul etmeleri gibi olaylar, o

kadınların mensup olduğu kabileler için büyük bir şerefsizlik sayılıyordu. Bu

duruma engel olmak için de doğan kız çocuklarını öldürüyorlardı, kendilerini

veya toplumdaki bu çirkinliği düzeltmek yerine. 

Ahlaki çöküntüye uğramış olan bu insanlarda vicdan,

merhamet, edep, hayâ da kalmamıştı. Bir Arap, borçlanıp arkadaşına borcunu

ödeyemeyince, ya kendisi köle olur, ya da evdeki karısını ve kızını borca

karşılık o arkadaşına vermek zorunda kalırdı. Alacaklı borca karşılık aldığı

kadın ve kızdan sırf kendisi faydalanmaz, bir de kapılarında bayrak asılı olan

o zamanların genelevi sayılan çadırlarda bu kızları çalıştırırlardı. Borcun kat

be katını alıp, sonra kızları salıverirlerdi. Bu zillete düşmüş çok kabile ve

insan vardı. İşte böyle bir utanç verici duruma düşmemek içindi kız çocuklarını

diri diri toprağa gömmeleri.

Bir de Zühre b. Kilâb gibiler vardı zengin olmasına

rağmen,  kızını diri diri toprağa gömen.

Suçu neydi o sabinin biliyor musunuz Suçu, bu adamın doğan üç erkek çocuğunun

da peş peşe ölmesi. Adam bu ölümlerden o çocukcağızı sorumlu tutarcasına, onu

diri diri gömdü toprağa. Anlayacağınız insanlar kuralsız, kaidesiz, Allahsız,

son derece özgür yaşamakta, onları denetleyen ne bir denetleyici, ne de bir

vicdan olmayınca istediklerine hayat verip, istediklerini de diri diri hayattan

alıyorlardı. Vahşice, vicdansızca!