İslam dini, kadın ve erkeğin ölçüsüz, serbest bir şekilde haşir neşir olmalarını tasvip etmez.
Pratik hayatta aralarına bir mesafe koyar, kadın-erkek davranışlarının belli bir ölçü ve disiplin içerisinde olmasını emreder.
Hatta “aile ve toplum hayatını” çökerten “zina” gibi büyük bir günahın önünü kesmek için ön tedbirler alır.
Toplumsal hayatı çökerten zinayı yasakladığı gibi, zinaya zemin hazırlayan söz, iş ve davranışları da haram kılar.
Kur’an-ı Kerim de bu hususta, “Zinaya yaklaşmayın; çünkü o, pek çirkin ve çok kötü bir yoldur” hükmünü koyuyor (İsrâ / 32).
Dikkat edilirse ayette, “zina etmeyin” hükmü yerine, “zinaya yaklaşmayın” hükmü vardır.
Bu ifadeden, “Zina ortamının olması, zinaya yaklaşmak insanı cinsel ilişkiye yöneltir” anlamı çıkıyor.
Bu yüzden dinimiz, haram olan kadın-erkek ilişkilerine belli bir ölçü ve sınırlama getiriyor.
“Her arkadaşlık yapan kadın-erkek zina yapar” anlamı çıkmaz ama “Zina yapan kadın ve erkek arkadaşlık yapmıştır” yorumunu yapabiliriz.
***
Bundan, “Kadın ve erkek birbirleriyle hiç görüşmemeli” anlamı çıkmaz.
Kuşkusuz görüşmek; evlenmek ve hayatını uygun bir kişiyle birleştirmek isteyen herkesin en doğal hakkıdır ve hiç kimse bir ömür boyu aynı çatı altında birlikte kalacağı kişiyi gözü kapalı bir şekilde seçmek istemez.
Ancak bunun bir ölçüsü ve kuralı vardır.
Evlenmek isteyen kadın ve erkeğin birbirlerini görüp beğenmeleri, kendi irade ve istekleriyle evlenmeye karar vermeleri dinimizin tavsiye ettiği bir husustur.
Nitekim Peygamberimiz (S.A.V.), “Evleneceğiniz kadına, maksadı temin edecek ölçüde bakınız” (Ebu Davud, Nikâh, 18; Tirmizî, Nikâh, 5) buyuruyor.
Bakıp görmeden evlenecek olan birisine de; “Git, onu gör, ondan sonra karar ver” (Müslim, Nikâh, 74,75; Tirmizî) buyurmuştur.
Burada peygamberimizin koyduğu bir ölçü var.
“Bir erkekle bir kadın baş başa kalırsa, üçüncüsü mutlaka şeytan olur” buyurarak şeytanın tarafları tahrik edeceğine işaret eder.
Bir başka hadiste de, “Sakın bir erkek, yanında mahremi olmadıkça yabancı bir kadınla yalnız kalmasın” (Buhari, Nikâh: 111) hükmünü verir.
***
Kız-erkek ilişkilerini toplumsal yönden ele aldığımızda, sosyolojik ve psikolojik açıdan pek çok zararlı yönleri var.
Başta aile kurumunu tehdit eden en ciddi bir tehlikedir.
İstatistiklere baktığımızda evlilik öncesi ilişki yaşayan çiftlerin boşanma oranı, diğer çiftlere göre çok daha yüksektir.
Diğer yandan, bu tür ilişkilerin, çifterin birbirini daha iyi tanımasına sebep olmadığı gibi, birçok yanlış bilgiye de sebep olduğuna şahit oluyoruz.
Genellikle bu tür ilişkilerde, kişi rahatlıkla kendi kişiliğini gizleyip çok cazip bir görünüm sergileyebiliyor veya en azından taraflar birbirlerine duygusal açıdan baktıkları için karşı taraftaki eksi yönleri görmeyebiliyor.
***
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki maalesef bu tür ilişkilerdeki davranışların birçoğu göstermeliktir.
İslam dini prensip olarak kötülükleri yasak ettiği gibi, ön tedbir olarak kötülüğe sebep olan ve onu tahrik eden durum ve davranışları da yasaklar ve bu tür arkadaşlıkların yollarını kapatır.
Sonuç itibarıyla, kız ve erkek baş başa kaldıklarında, genellikle gizli bir ilişkiden bahsediyoruz.
Bu tür ilişkilerde iki tarafa da duygu egemen olduğu gibi, iki tarafın birbirine insani bakıştan ziyade “cinsel bakışı” daha fazla öne çıkmaktadır.