Cımbızla çekilmiş bir kadınlar günü ayrımına artık her kesimden itirazlar gelmekte.
Kadın sorunu değil, koskoca bir insanlık sorunu bulunmakta.
Emekçi, üreten kadınlara hak ettiği ücret verilmeyip, cinsiyet ayrımına uğradığında, kendisine zulmü yapanların suratındaki kara.
Son yıllarımızı kadına şiddet haberleri ile kahrolarak geçirmekteyiz. Vahşi cinayetler, cebir, şiddet, tecavüz, saldırganlık; daha kötü bir dünya bıraktığımızın somut delilleri.
Dayak yiyen kadınların, mutsuz annelerin işkence ettiği çocuklar, yeryüzünün fesada verildiğinin göstergesi.
Bir şehrin adını karaya boyayan, 15 koca erkeğin küçücük kız çocuğuna tecavüz ettiği, aracılığı da irin suratlı bir kadının yaptığı; cerahat dolu bir düzende o koca adamlar, “çocuğun rızası vardı” diyen hâkimlerce yargılandı, az ceza alıp, onları kabul edebilen eşleri ile toplum içerisinde yaşayabilme yüzsüzlüğü gösterebildi.
Baba hâkimiyetinin örselediği aileyi kurtaralım deyip, otoriteyi çekip yerine boşluk ikame edince; özgürlüğün aile gövdesini ve narin dalları olan gençleri kırdığı yeni hukuki düzenlemeler.
Annelerimizin Azrail gibi korktuğu babaların devrinde boşanmalar son derece azdı. Bizlerin döneminde, yine o tonlamaya yakın bir disiplin merkezi idi babalar, lakin bizim kuşak modernleşme girdabı ile şefkati abartınca, yeni nesil asli bağlarından azade olmayı yadırgamadı, kendisini ezdirmemek için de, boşanmaları fazla ertelemedi.
Son süreçte, şefkati ayarlayamayıp, çocuğunun kölesi ebeveynlerin yetiştirdiklerinin, çağa katkısı ne olur o da ayrı bir sorun.
Şaşarak görmekteyiz çoğu gencin tercih ettiği nikâhsız, çocuksuz, hesap vermesiz, bağsız birlikte yaşama modellerini. Bir zaman gelecek böylesi yuvaları bile mumla mı ararız demekte insan. Zira cinsler arasındaki ayrımların dinamitlenip özdeşleştirme projeleri, yuvaları daha sıkıcı gösterecektir. Erkeği daha feminen, kadını daha erkeksi kodlayan projeler; gelecekle ilgili rolleri değiştirmeyi kafasına koymuş gibi. Zaten bütün filmlerin iyi kalpli kahramanı gayler, eşcinseller; kötü kişileri inançlı kesimdir nicedir.
Hukukçu arkadaşım, ömür boyu nafaka ödemeye mahkûm edilmiş erkeklerin mağduriyetini anlattı; ”Boşandığı karısının gayr-i resmi ilişkisine karşın bile ömür boyu nafaka ödemeye mahkûm edilmiş” masum insanlar için adaletin öldüğünü.
Dahası internette çektiği videoyu yayınlayan genç kamyon şoförünün kendi yaptığı korkunç adaleti izlemek muhtemelen herkesi düşündürdü. Fahişe ile pazarlık yapıyor, kadın araca biniyor kemerini çıkarıp canice dövüyor, bir yandan kahkahalarla videoya çekip yayınlıyor, kendince ahlak dersi veriyor, şiddet uyguluyor, alay ediyor, tahkir ediyor ve bütün dünyaya teşhir ederek mazoşist bir intikam alıyor, insanlığın yerlerde sürüklendiği an. Ahlakla ilgili bir iki cümle ile uyaracağına olanca şeditliği ile zulmediyor.
Savaşların coğrafyasındaki caniliklere sıra gelmedi bile. “Savaşların da bir hukuku olsun” diyen Vicdan Hareketi, hapishanelerde işkence gören binlerce Ortadoğulu kadını anlattı, insanların dikkatini domates patates kadar bile çekmedi. Suriye’nin, Mısır’ın, Filistin’in, Doğu Türkistan’ın ateşlere atılmış mazlumlarının sesini yine duyan olmadı.
Pek çok kadından bir şikâyet daha var: “Başörtülerimiz artık kullanılmasın, daha fazla rant aracı olmasın.”