Kaçınılmaz maliyet!

Abone Ol

Hatay Reyhanlı daki Cumhuriyet tarihinin en kanlı

saldırısının ardından yapılan bir yorum var ki, en hafif ifadeyle yuh demek

gerek. Bu saldırıyı, Türkiye nin Ortadoğu da etkili bir aktör olmanın

kaçınılmaz maliyeti olarak gören zihinler var maalesef. Yani, Türkiye çok

etkili bir aktöre dönüştüğü için bu türden şeyler olabilir demiş hazretin biri,

ismi gerçekten de lazım değil. Öyle bir ifadeyle karşı karşıyayız ki,

neresinden tutsanız elinizde kalıyor ve en başta da insanlık utanıyor bu

sözlere.

Ölen onlarca insan (ölü sayısı resmi rakamla 51 olsa da

çok daha fazla olduğu söyleniyor ve halktan gerçeği gizlercesine yayın yasağı

geliyor bir de), bu sözü eden vatandaşa göre sadece bir maliyet unsuru olmuş

oluyor. En basitinden insanlıktan nasibini almayan bir değerlendirme bu ve

aslına bakılırsa bir fikir olmayı bile hak etmeyecek bir hezeyan resmen.

İnsanların acılarının üzerine böyle bir yorum yapmak için iktidar ve otorite

sevdalısı olmak bile yetmez normalde. İnsanlıkla irtibatı kesmek gerekiyor bu

sözleri söyleyebilmek için.

Bu her konuda bilgi sahibi zevatın, içi boş büyük (!)

lafları, maalesef hemen her televizyondan veya gazete köşelerinden analiz

diye insanların zihinlerine tecavüz ediyor. Yazının ve düşüncenin de bir namusu

olduğunu hesaba katarsanız, bu vicdan yoksunu değerlendirmeler (!) sadece ve

sadece namussuz ve vicdansız fikirler olarak saçıyorlar zehirlerini. Bir

insanın, böyle bir saldırının ardından ilkel bir fayda-maliyet analizine girişip,

otoriteye yaranmak uğruna kaçınılmaz maliyet çıkarımında bulunması kadar

pespaye bir durumu tahayyül etmek de, buna tahammül etmek de imkansız insan

olana.

Söz konusu kimsenin değerlendirmesinin vicdansız ve

gayrı insani yönünün yanında, bir de temelsiz kısmı var. Ortadoğu da

etkili bir aktör olmaktan bahis var, ancak gelin görün ki söylendiği gibi

etkili bir aktör olan bir ülke yok şu anda. ABD-İsrail eksenli politikalarla

ve milli menfaatten uzak bir tavırla Batı nın Ortadoğu daki ileri karakolu

pozisyonunu sağlamlaştıran ve en ufak bir meselede anında Batı ve kurumlarını

göreve çağıran bir ülke var maalesef.

Şu son birkaç senede NATO yu, BM yi, ABD yi devamlı

surette bir yerlerde göreve davet eden kim acaba Güya küresel nizam ve kurumlarını

eleştiriyor gibi görünüp, her fırsatta onlardan medet uman kim peki Irak taki

ABD askerleri için duacı olanlarla, Libya da NATO varlığını sorgulayıp 3 gün

sonra işgale destek verenler aynı mı yoksa

Sıfır sorun fantezisiyle ve içi boş ama iddialı (!)

söylemlerle neredeyse tüm komşularını kendisine düşman eden, öte yandan ise ABD

ile müttefikliğini stratejik ortaklığa taşıyan Türkiye olsa gerek

Ortadoğu da etkili bir aktör olmanın kaçınılmaz maliyetine katlanmak zorunda

olan.  İsrail in Mavi Marmara katliamının

dahi hesabını soramayıp, cılız tedbirlerle zalimi zulmünde daim kılan ve özür

mizanseniyle kendini kandırmaya devam eden şanlı (!) dış politikamız, herhalde

katlanacaktır bu kaçınılmaz maliyetlere .

Bir de hükümetin asil (!) ve şerefli (!) dış siyasetinin

bu ülkeye 2 numara büyük geldiğini söyleyen sarayın soytarısı zihniyetli

zavallı kimseler var ki, bu zevat hakkında cümle kurmak bile zulümlerin en

büyüğü.

Daha kendi vatandaşını koruyamayıp aleme nizamat vermeye

devam eden, kof efelenmelerden öte hiçbir şey yapamayan, ancak bir gözü devamlı

Atlantik ötesindeki Sam Amca da olan Türkiye, bu kaçınılmaz maliyetlere

katlanır belki. Ancak böylesine insaf ve vicdandan nasibini almamış, otorite

sevdalısı ve kerameti kendinden menkul bu tiplere nasıl katlanacak, o

tartışılır işte. Asıl maliyet bu tiplerdir, hem de dayanılmaz bir maliyet!