Hatay Reyhanlı daki Cumhuriyet tarihinin en kanlı
saldırısının ardından yapılan bir yorum var ki, en hafif ifadeyle yuh demek
gerek. Bu saldırıyı, Türkiye nin Ortadoğu da etkili bir aktör olmanın
kaçınılmaz maliyeti olarak gören zihinler var maalesef. Yani, Türkiye çok
etkili bir aktöre dönüştüğü için bu türden şeyler olabilir demiş hazretin biri,
ismi gerçekten de lazım değil. Öyle bir ifadeyle karşı karşıyayız ki,
neresinden tutsanız elinizde kalıyor ve en başta da insanlık utanıyor bu
sözlere.
Ölen onlarca insan (ölü sayısı resmi rakamla 51 olsa da
çok daha fazla olduğu söyleniyor ve halktan gerçeği gizlercesine yayın yasağı
geliyor bir de), bu sözü eden vatandaşa göre sadece bir maliyet unsuru olmuş
oluyor. En basitinden insanlıktan nasibini almayan bir değerlendirme bu ve
aslına bakılırsa bir fikir olmayı bile hak etmeyecek bir hezeyan resmen.
İnsanların acılarının üzerine böyle bir yorum yapmak için iktidar ve otorite
sevdalısı olmak bile yetmez normalde. İnsanlıkla irtibatı kesmek gerekiyor bu
sözleri söyleyebilmek için.
Bu her konuda bilgi sahibi zevatın, içi boş büyük (!)
lafları, maalesef hemen her televizyondan veya gazete köşelerinden analiz
diye insanların zihinlerine tecavüz ediyor. Yazının ve düşüncenin de bir namusu
olduğunu hesaba katarsanız, bu vicdan yoksunu değerlendirmeler (!) sadece ve
sadece namussuz ve vicdansız fikirler olarak saçıyorlar zehirlerini. Bir
insanın, böyle bir saldırının ardından ilkel bir fayda-maliyet analizine girişip,
otoriteye yaranmak uğruna kaçınılmaz maliyet çıkarımında bulunması kadar
pespaye bir durumu tahayyül etmek de, buna tahammül etmek de imkansız insan
olana.
Söz konusu kimsenin değerlendirmesinin vicdansız ve
gayrı insani yönünün yanında, bir de temelsiz kısmı var. Ortadoğu da
etkili bir aktör olmaktan bahis var, ancak gelin görün ki söylendiği gibi
etkili bir aktör olan bir ülke yok şu anda. ABD-İsrail eksenli politikalarla
ve milli menfaatten uzak bir tavırla Batı nın Ortadoğu daki ileri karakolu
pozisyonunu sağlamlaştıran ve en ufak bir meselede anında Batı ve kurumlarını
göreve çağıran bir ülke var maalesef.
Şu son birkaç senede NATO yu, BM yi, ABD yi devamlı
surette bir yerlerde göreve davet eden kim acaba Güya küresel nizam ve kurumlarını
eleştiriyor gibi görünüp, her fırsatta onlardan medet uman kim peki Irak taki
ABD askerleri için duacı olanlarla, Libya da NATO varlığını sorgulayıp 3 gün
sonra işgale destek verenler aynı mı yoksa
Sıfır sorun fantezisiyle ve içi boş ama iddialı (!)
söylemlerle neredeyse tüm komşularını kendisine düşman eden, öte yandan ise ABD
ile müttefikliğini stratejik ortaklığa taşıyan Türkiye olsa gerek
Ortadoğu da etkili bir aktör olmanın kaçınılmaz maliyetine katlanmak zorunda
olan. İsrail in Mavi Marmara katliamının
dahi hesabını soramayıp, cılız tedbirlerle zalimi zulmünde daim kılan ve özür
mizanseniyle kendini kandırmaya devam eden şanlı (!) dış politikamız, herhalde
katlanacaktır bu kaçınılmaz maliyetlere .
Bir de hükümetin asil (!) ve şerefli (!) dış siyasetinin
bu ülkeye 2 numara büyük geldiğini söyleyen sarayın soytarısı zihniyetli
zavallı kimseler var ki, bu zevat hakkında cümle kurmak bile zulümlerin en
büyüğü.
Daha kendi vatandaşını koruyamayıp aleme nizamat vermeye
devam eden, kof efelenmelerden öte hiçbir şey yapamayan, ancak bir gözü devamlı
Atlantik ötesindeki Sam Amca da olan Türkiye, bu kaçınılmaz maliyetlere
katlanır belki. Ancak böylesine insaf ve vicdandan nasibini almamış, otorite
sevdalısı ve kerameti kendinden menkul bu tiplere nasıl katlanacak, o
tartışılır işte. Asıl maliyet bu tiplerdir, hem de dayanılmaz bir maliyet!