Peygamber Efendimiz, peygamberlikle görevlendirilmeden 15 sene önce Hz. Hatice Validemiz ile evlenmiş.
Peygamberlik verildikten sonra 12 yıl, toplam 27 yıl birlikte mutlu bir hayat yaşamışlar.
Peygamberlik verildikten sonra on iki yıl evli kalmışlar ve Hazreti Hatice anamız vefat etmiştir.
Peygamber Efendimiz’in konuşurken mübarek ağzından çıkan her kelimeyi, gülümsemesini, kızmasını, kızınca yüz hatlarının değişimini bile nakleden ashab-ı kiramdan, Sevgili Peygamberimiz’le eşinin arasında en küçük bir olayın veya kırıcı bir sözün bile nakledilmediğini görüyoruz.
Daha sonra evlendiği eşlerine el kaldırdığına veya bağırdığına şahit olunmamıştır.
Bir tek olayda hepsine kızmış ama el kaldırmadığı gibi kızgınlıkla ağzından kırıcı bir söz de çıkmamıştır. (Bak Tahrim Sûresi, ayet 66/1-5)
Bunları biliyorsunuz.
Sevgili Peygamberimiz’in eşlerinden hiçbirine el kaldırmadığını ve hepsinin gönlünü hoş ettiğini biliyoruz da bu bilgi neden hep beyin yükü olarak kalıyor ve eşlerimizi incitirken Sevgili Peygamberimiz’in izinden yan çiziyoruz?
Yapmayalım. Yan çizmeyelim. Gönül incitmeyelim.
Örnek bir aile yaşamı vermişlerdir. Bugün bile nikâh dualarında damat ile geline öyle bir aile saadeti vermesi için Allah’a yalvarıyoruz.
Kırk yaşında iken Hıra Dağı’nın tepesindeki mağarada inzivada iken kendisine Cebrail aleyhisselamın gelerek, “Yaratan Rabbinin adıyla oku. İnsanı bir alak’tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O kalemle/kalemi öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. (Kur’an-ı Kerim, Alak Sûresi, 1-5) ayetini indirmesi insanlığın ancak ilimle kurtarılacağının işaretidir.
Alak/spermden yaratılan insanlar arasında ayrım yapılmaz.
İnsanlar, değerini insanı yaratanın kurallarına Sevgili Peygamberimiz’i örnek alarak uyarlarsa değer kazanırlar.
Yoksa inkâr ederek, hayvanlar sınıfının altına düşerler.
İnsanları ilmine, imanına ve amel-i salihine göre değerlendirelim.
Hıra Mağarası’ndan evine gelince, bu ayetleri ilk önce eşi Hazreti Hatice’ye okuduğunu da biliyoruz.
Peki, günlük okuduğumuz kitaplardan hoşunuza giden bir bölümü eşinize okuyor musunuz?
Bir salon dolusu imama konuşurken, “Diyanet’ten gelen hutbeyi, önce evinizde ailesine okuyanlar el kaldırsın” dedim, iki kişi el kaldırdı.
Elli iki haftada yani, bir senede elli iki ayet ve elli iki hadis öğrenmiş olurlardı.
İlk Müslüman olanların kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, zenginlerden Hz. Ebu Bekir, kölelerden Hz. Zeyd olması insanlığın her kesiminin aynı değerde olduğunun bir işaretidir.
Yani, biz bulunduğumuz her yerde ve zamanda kadınları, erkekleri, yaşlıları ve gençleri ihmal etmeyeceğiz.
İlk Müslüman olanlar, her kesimden insanlardırlar.
Biz, yüz yaşında, ölüm döşeğinde olan bir kâfire bile, iman telkininde bulunacağız.
Biz, cehennem yolunda durarak, cehenneme akan insan selinden, insan kurtarma ümmetiyiz ve karşılığını yalnız Allah’tan bekleriz.
Çıkarcı değiliz.
İlk nazil olan Alak Sûresi’nin beş ayetini Mekke insanına duyurmuş.
Bütün insanların spermden yaratıldığını bildirmiş, makam, zenginlik, ırk veya rengin üstünlük sebebi olamayacağına ilk ayetler dikkat çekmiş.
Kendi kölesine evde ve ev dışında kardeşi gibi davranmış. Zaten dinde kardeş olduğunu bildirmiş.
“Biz insanı en güzel kıvamda yarattık.” (Tin 4)
“Muhakkak biz, Adem oğullarını değerli kıldık. Karada ve denizde onları taşıdık. Onlara güzel rızıklar verdik. Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık.” (İsra 70)
Ayetlerini okumuş. Bu ayetleri “Hepiniz Ademdensiniz, Adem de topraktandır. Arab’ın, Arap olmayana üstünlüğü yoktur” diyerek tefsir etmiş.
En önemlisi de Ebu Cehil’in “köledir” diyerek değer vermediği Bilal-i Habeşi’yle yan yana oturmuş, aynı sofradan yemek yemiş.
“Elinizin altındakilere yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, güçlerinin yetmediği yükü yüklemeyiniz” (Buhari, Sahih, Itk 15) buyurmuş ve piyasaya alışmış, sosyalleşen bu köleleri azad etmeyi teşvik etmiş, kendisi 63 tane köleyi satın alıp özgürlüğüne kavuşturmuş.
Bu yazımda sizlere o Rahmet Peygamberi’nin hayat kronolojisini vermek ve siret kitaplarının bahsettiği gibi yalnız Bedir, Uhud, Hendek gibi harplerinden bahsetmeyeceğim.
Bütün harplerinin zamanını toplasanız üç ayı geçmiyor.
23 yıl peygamberlik görevini yerine getiren, bedevileri medeni yapan, insan kanıyla yaşayan vahşilere örnek bir hayat sunan Sevgili Peygamberimiz’in birkaç konuda söylediklerini vermeye çalışacağım.
Bilginiz olsun diye yazmayacağım. Siz biliyorsunuz.
Bu yazıyı okuduktan sonra düşünün kaç tane insana yardım eli uzattınız?