SÜLEYMAN YE DERSLER
Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, bir sahabenin defnisırasında şöyle buyurdu: Arkadaşınızın üzerinde kabir daraldı. Öyle bir
sıkışma oldu ki kaburga kemikleri birbirine karıştı. Eğer bu kabir azabından
kurtulacak biri olsaydı bu Sad Bin Ebu Vakkas olurdu. Bu mesele çok önemli
çünkü günümüzde kabir sıkıntısı yoktur diyen bir taife var. Bu doğru değildir.
Hadis ve ayetlerle kabir sıkıntısının olduğu açıktır. Kur an da, Biz sabah
akşam Firavun u ateşe atarız diye ayet-i celile var. Hâlbuki şu anda cennette
ve cehennemde kimse yok. Mahkeme-i Kübra dan sonra cennet de, cehennem de
ehilleriyle doldurulacak. Firavun için bahsedilen ayet, bizlere kabir azabının
hak olduğunu gösteriyor. Bahsettiğimiz hadisin devamında ise Peygamber
Efendimiz, Kabir onu sıktı fakat hemen ardından Allah-u Teâlâ onu bu
sıkıntıdan süratle kurtardı buyuruyor.
Sad Bin Ebu Vakkas İran fatihidir. Hz. Ömer halife
seçildiği zaman, İran boş durmamıştır, şimdi de boş durmadığı gibi. Hz. Ömer
halife seçilir seçilmez orduyu toplamış ve meclis olarak kullanılan Mescid-i
Nebevi de İran Seferi ni istişareye açmıştır. Sahabeler ordunun başında
halifenin gitmesinin otorite boşluğu doğuracağı için doğru olmayacağını
bildirmişler. Bunun üzerine Hz. Ömer, İran Seferi için Sad Bin Ebu Vakkas ı
görevlendirmiştir. Sad Bin Ebu Vakkas da İran ı fethetmiş ve Sasani
İmparatorluğu na son vermiştir. İran gibi bir devleti fethederek İran fatihi
olan, daha hayattayken cennetle müjdelenen bir zat için bile Hazreti Peygamber,
Kabir azabından kurtulacak biri olsaydı bu Sad Bin Ebu Vakkas olurdu
buyuruyor. O büyük insanlar dahi böyle sıkıntılarla karşılaştıysa, bu herkes
kabirde bir darbe alacak demektir. Fakat mümin olanlar bu sıkıntının ardından
öyle bir rahata kavuşacaklar ki, kabirleri onlara yeni evlenenlerin ilk gecesi gibi
huzurlu gelecek. Allah bizleri kabir azabından muhafaza buyursun. Âmin.
KABİR HAYATINDA
RUH VE BEDEN
Kabir cennet bahçelerinden bir bahçedir buyruluyor.
Bununla ilgili âlimler değişik görüş bildirmişler. Bazısı Allah ın kudretinin
sonsuz olduğunu ve hakikaten somut olarak kabrin cennet bahçelerinden bir
bahçeye dönüşeceğini söylüyor. Bazı âlimler ise burada benzetme yapıldığını ve
cennet kadar rahat ve huzurlu bir yer olacağını belirtiyor. İmam-ı Azam, Fıkhî
Ekber kitabında sadece ruhun değil bedenin de kabirde işlevi olduğunu
belirtiyor. Çünkü İmam-ı Buhari nin naklettiği bahsi geçen hadiste kemiklerin
birbirine geçmesi anlatılıyor. Kemiklerin birbirine geçmesi maddi bir olaydır.
Bu da insanın ruh ve bedenin tam olarak kabir hayatını yaşayacağı anlamına
geliyor. Tabi kabir hayatını dünya gibi düşünmemek lazımdır. Orası farklı bir
boyutta yaşanan bir yer
KABİR AZABININ
SÜRESİ
Kabir azabından hemen kurtulan Müslüman, ameli düzgün
sağlam Müslüman dır. Fakat amelen fasık olan yani amelini yapmayan, namaz kılmayan,
oruç tutmayan, zekât vermeyen veya savsaklayanın kabir azabı uzun sürer. Ama
kâfir olmadığı için uzun bir süre sonra kurtulur. Kâfirin ise kabir azabı devam
eder. Kâfirin kabri de cehennem çukurlarından bir çukur olur. Yani mümin kabir
azabından anında kurtulacaktır. Fasık Müslüman ise günahı kadar azaba
uğrayacaktır. Kâfir ise kıyamete kadar bu sıkıntıyı çekecektir. Ehlisünnet
âlimleri bu mesele için böyle bir izahat yapmışlar.
AZAPTAN KURTULMAK
İÇİN
Hadis ve ayetlerle sabit olduğu üzere kabir azabı böyle
çetin ise kurtulmak için ne yapmak gerekir Tirmizi de geçen bir hadis-i
şerifte, Öleceğinizi ve kabir azabını sık sık hatırlayın buyuruyor. Çünkü
ölümü sık hatırlayan birisi dünyanın sefahatine dalmaz. Attığı adıma dikkat
eder. Bir gün Peygamber Efendimize birisi, Ya Resulullah, en güzel Müslümanlık
hangisidir diye sormuş. Efendimiz de, İnsanlara yemek yediren, tanıdığı
tanımadığı her Müslüman a selam veren buyuruyor. Sünnetin bizlere öğrettiği:
Müslümanlar ile beraber olmanız ve ölümü sıkça hatırlamanız sizleri kabir
azabından korur.
SİGARA İÇENE SELAM
VERİLMEZ
Selam vermek Müslümanlar arasında muhabbetin artmasına
vesiledir. Allah ın selamını vermek sünnet, almak farzdır. Selamın kimlere
verilmeyeceğini daha önce nakletmiştim. Kaynaklar da haram işleyenlere selam
verilmeyeceği de zikrediliyor. Bu hükme göre sigara içene de selam verilemez.
Çünkü günümüzde sigaranın haram olduğu kesindir. Eskiden sigaranın muhtevasında
neler olduğunu tam bilinmediğinden, âlimlerimiz mekruh hükmünü veriyorlardı.
Fakat artık sigaranın içinde zehir olduğu laboratuarlarda tespit edilmiştir.
Velhasıl zehir İslam da haram olduğundan sigara da haramdır. Haram işleyene de
selam verilmez. Dolayısıyla birisine sigara içtiği sırada selam veremezsiniz.