Kâbe?de ezan ve namaz

Abone Ol

Herkesin bildiği bir gerçektir. Kâbe de yüz bin, Mescidi

Nebevi de de on bin katsayısı geçerlidir.

Tüm hacı adayları ve umreciler bunu bildiklerinden dolayı

Kâbe de ve Mescidi Nebevi de bol bol namaz kılmanın ve diğer ibadetleri

yapmanın gayreti içinde olurlar.

Biz de 14 günlük umre ziyaretimizde bu gayrette olduk.

Lakin bazı uygulamalara da takılmadık değil. İşin fetva yönüne girmeyeceğim.

Elbette fıkıhta dayanağı olan uygulamalardır. Ama bir de aklımıza sorduğumuzda

bize pek mantıklı gelmedi. Bunun bizim bilgi noksanlığımızdan

kaynaklanabileceğini göz ardı etmiyoruz.

Birincisi cenaze namazları...

Her farz namazın ardından cenaze namazları kılınıyor. Bir

Müslümanın cenaze namazını kılmanın faziletlerini hepimiz biliriz. Farz

namazlar bitince hemen cenaze namazına geçilmiyor. Arada bir kaç dakikalık

boşluk bırakılıyor. Böylece farz namazını beraberce kılmış bulunan cemaatin

yarısına yakını dağılıyor. Hemen kılınmasında bir sakınca olduğunu sanmıyoruz.

Yok, bir sakınca varsa da aradaki bir kaç dakikalık süreyi biraz daha uzunca

tutmak neden mümkün olmasın Çünkü o verilen arada ne tesbihatınızı tamamlama

fırsatınız oluyor, ne de son sünneti araya sıkıştırmak süre olarak mümkün

oluyor. Sadece zikir çekip bekleyeceksiniz. İyi de Müslümanlar ayağa kalkmış

bir yerlere gitmenin telaşındalar. Kapı girişinde veya hareketli bir koridorda

iseniz ezilme tehlikesi geçirirsiniz. Sizin de kalkıp yer değiştirmeniz şart olur.

Bu halde de cenaze namazına yetişemezsiniz. Sünnet namaza başlamışsanız, daha

bitiremeden cenaze namazı başlıyor, siz kılamıyorsunuz.

Netice olarak farz namazlar ile cenaze namazları arasında

geçirilen bir kaç dakikalık süre, ya kaldırılmalı, cemaatin ekserisinin cenaze

namazına katılması sağlanmalı, ya da birazcık daha uzatılıp, son sünnet ve

tesbihatın yapılmasına fırsat tanınmalı. Mevcut uygulamada her ikisine de mani

olunmuş oluyor.

İkincisi Cuma namazları...

Cuma namazının, yani öğle namaz vaktinin girmesine yarım

saat kala veya daha uzunca bir zaman öncesinde ezan okunuyor. Bunun fetvası

mutlaka vardır da, mahzurları neden görülmez Ne mahzuru var derseniz:

1- Ezanı duyan Müslümanların kahir ekserisi hemen sünnet

namaza duruyor. Vakit girdi zannederek. Böylece bu uygulama cemaatin kahir

ekserisinin vakit girdi zannıyla sünnet namaz kılmasına sebep oluyor. Sanırım

hiç bir mezhep buna asla cevaz vermemiştir. Ezanı zamanında okumak gibi çok

pratik bir uygulama imkânı varken herkesten şuurlu olmasını ve vaktin girmesini

beklemesini ummak büyük hatadır.

2- Hanefi mezhebine göre asla namaz kılınmayacak vakitler

vardır. Güneş doğarken, güneş zevaldeyken ve batarken. Cemaatin içindeki hatırı

sayılır miktarda Hanefi Mezhebi mensuplarının vakit girdi zannederek zeval

vaktinde namaz kılmalarına ve haram ya da mekruh işlemelerine sebep olmuş

oluyorsunuz. Elbette bu hatalar da yüz bin katsayısı ile çarpılınce zülfiyare

dokunuyor.

3- İşin farkına varıp namaz vaktinin girmesini

bekleyenler, bu vaktin girdiğine dair bir işaret gözleyip duruyorlar ki,

cumanın sünnetini kılsınlar. O da ne Vakit girince hemen iç ezan okunup, hiç

vakit bırakmaksızın hutbe başlatılıyor. Size cumanın sünneti terk ettiriliyor.

İşte bunları yadırgadık. Orada yaşayan kardeşlerimize

sorduğumuzda Cuma konusundaki bu erken ezan uygulamasının bu sene başladığını

ifade ettiler. İşin fetva yanı mutlaka sağlamdır, ama birçok karışıklığa ve

haram işlemeye sevk eden bu uygulamalar değiştirilemez mi Bir cuma sevabı

kazanalım derken zarar edip gelmek içten bile değil.

Hadi oradakiler değiştirmiyorlar, Türkiye de bulunan ve

bu konulara karışması hakkı ve görevi olan Diyanet yetkililerimiz ne derler

Açıklama beklemek hakkımızdır. Yok, yapacak bir şey yoksa hacca ve umreye

gidecek kardeşlerimizin bu konuya dikkat etmeleri için görüşlerimizi ifade

etmiş olduk.

Bütün kardeşlerimize mebrur hacclar, makbul umreler ve

ibadetler temennimizi ve duamızı iletiyoruz.

AŞK ODU

Aşk odunu tatmamış kişi varsa;

Dilerim Mevla dan ki, oda yansın.

Yandıkça ayaklar kesilir yerden;

Dilerim Mevla dan ki, o da yansın.

Ben dayanamadım, divane oldum;

Dilerim Mevla dan ki, o dayansın.