Eski CIA ajanı ve NSA çalışanı Edward Snowden’in, prizma projesi ile dünyaya ifşa ettiği ABD’nin telefon dinleme ve internet takibi açıklamaları dünyada hala yankı bulurken, John Kerry de, Ortadoğu’ya yaptığı ziyaret sırasında doğal olarak hep bu konudaki sorulara muhatap oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’nin, yönetimden uzaklaştırılmasında, “PRISM” (Prizma) projesinin rolü olup olmadığı bir muamma gibi gözükse de, ABD’nin Sisi’nin yanında tavır sergilemesi ve John Kerry’nin Mısır ziyareti bunu destekler niteliktedir.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, dokuz günlük Ortadoğu ve Kuzey Afrika ziyaretinin ilk durağı olan Mısır’a ayak basıncaya kadar ziyaretinin gizli tutulması, kendisine eşlik eden BBC’den Kim Ghattas’ın; “Bakan’ın bu ziyareti, ABD üst düzey yetkililerinin Afganistan ve Irak’a yaptıkları ziyaretleri çağrıştırır nitelikte olmuştur ”şeklindeki çarpıcı açıklamasıyla adeta ABD’ye karşı oluşan büyük infialin özetini ortaya koymaktadır.
Mısır ziyareti sırasında bu ülkenin yeni yol haritasını; “demokrasi ve istikrar” vurgusu üzerinden yapmaya çalışan Kerry, Mısır’da demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanı Mursi’yi darbe ile deviren General Abdül Fettah el Sisi’den geleceğe yönelik demokrasi beklentisi içerisinde olması trajikomik bir yaklaşım örneği olsa gerek.
Barack Obama yönetimi, Mursi’nin devrilmesinden sonra yapılan büyük protestolar karşısında göstermelik olarak Mısır’a sevkiyatını askıya aldığını açıkladığı Apaçi Helikopter, F-16 Jet, Harpoon füze v.b. silah sistemleri yardımlarını aslında başka yollarla telafi etmeye çalışmaktadır.
John Kerry’nin Mısır ziyareti sırasında ısrarla vurgulamaya çalıştığı, ”bize yardım etmelisiniz ki, sizlere yardım edebilelim” (you have to help us, to help you) şeklindeki ifadesinden kastı, Capitol Hill’in, Mısır’a daha fazla yardım yapabilmesi için, Kongre nezdinde Sisi tarafından elinin güçlendirilmesi şeklinde algılanmaktadır.
John Kerry, ziyaretinin Ortadoğu ayağını Mısır’dan başlatmasının asıl amacı, ABD’nin darbeci General Abdül Fettah el Sisi’nin yanında yer aldığını dünya kamuoyuna göstermesi ve Suriye konusunda ihtilafa düştüğü Mısır askeri yönetimin destekçisi konumundaki Suudi Arabistan’a bu yolla olumlu mesaj vermek niteliğinde olmuştur.
ABD, bir yandan “Kerratlı Okul Defteri” gibi sürekli demokrasi, insan hakları gibi kavramları beyinlere kazımaya çalışırken, Ortadoğu’da iç çatışmaları tetikleyen politik yaklaşımlarıyla ise, hedeflediği demokrasi anlayışına en büyük darbeyi vurmaya çalışmaktadır.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin dokuz günlük Ortadoğu ve Kuzey Afrika ziyaretinin bir arada planlanmış olması, “Arap Baharı”nın yaşandığı bu gerilim dolu coğrafyaya aslında önemli bir mesaj niteliğindedir.
ABD tarafından çok ince bir diplomasi ayarı ile planlanmış olan bu geziyle birlikte, BOP Projesinin en kapsamlı şekilde aynen yürümekte olduğu, bu coğrafyada demokrasiden çok, ABD ve İsrail çıkarlarının söz konusu olduğu bir kez daha en yalın biçimde tescil edilmiş oldu.
Nitekim ABD Dışişleri Bakanı’nın, Mursi’nin mahkeme önüne çıkarılmasından bir gün öncesinden Mısır’a yaptığı ziyaretle, bir bakıma yönetim olarak darbecilerin yanında yer aldıklarını teyit etmiş olup, eskilerin tabiriyle “cürmümeşhut” (suçüstü) olarak yakalanmıştır.