Japonya ve Ertuğrul şehitleri

Abone Ol

Ertuğrul faciası ve şehitleri

Başbakan Sayın Erdoğan ın Japonya ziayereti dolayısıyla

bir defa daha gündeme geldi.

Kısa başlıklarla olayın aslını hatırlatalım:

Abadülaziz Han ile başlayan ve 2.Abdülhamid Han döneminde

zirve yapan İslam Birliği siyaseti gereği, hem Japon halkına İslamiyet i tebliğ

etmek, hem de yol üstünde bulunan irili ufaklı Müslüman memleketlerine

Hilafet i hatırlatmak maksadıyla, 1889 yılında Ertuğrul gemisi, İstanbul dan

Japonya ya doğru yola çıkarılmıştır.

Ertuğrul gemisi Osman Paşa kumandasında; diplomatlar,

askerler, ilim adamları, öğrenciler ve gemi adamlarından olmak üzere 500 den

fazla insan taşımaktadır.

1889 Yılı Temmuz ayında yola çıkan Ertuğrul un ilk durağı

Hindistan da bulunan ve yarısı Müslüman olan Bombay şehridir. Ertuğrul un

Hindistan a geleceği haberi, Müslüman toplumlar arasında bir efsane gibi

yayılmıştır ve Lahor dan, Delhi den, Haydarabad dan on binlerce Müslüman

Bombay a akın etmeye başlamıştır.

Gemi limanda ziyarete açılır ve bir hafta içinde 150 bin

kişi ziyaret eder ki, aralarında Müslüman olmayan, ama İngilizlerin baskı ve

zulmünden illallah etmiş mihraceler de vardır. Müslümanlar Halife nin

temsilcisinin bulunduğu Ertuğrul u ziyaret ederlerken, adeta kutsal bir mekan

ziyaret ediyormuş gibi davranmaktadırlar. Aslında eski bir gemi olan Ertuğrul

bu izdihama dayanacak durumda da değildir.

Ertuğrul daha sonra Seylan ın başkanti Kolombo ya

ulaşmıştı. Kolombo heyecan dalgasına tutulmuştur.

Seylan Genel Valisi, 300 bin nüfusu olan Kolombo da, 200

bin kişinin gemiyi ziyaret etmek istediğini söyler. İzdiham şeklindeki halk

ziyaretlerinin, gemiyi yıprattığı bilinse de, Müslümanların bu anlamlı

arzularına müsamaha ile davranılıp izin verilir. İslam Birliği adına göz

yaşartıcı tablolar oluşmaktadır.

Ertuğrul un Singapur u ziyareti ise ayrı bir iftihar

tablosudur: 

Singapur da gemiyi, Osmanlı sancaklarıyla donanmış küçük

büyük tekneler, Halife lehine sloganlar atarak karşılar. Denizin üzeri bayram

yeri gibi renklenir. Singapur yakınlarındaki ufak Müslüman devletçiklerinden

olduğu kadar, Çin Hindi nden, Sumatra dan ve Java dan gelerek toplanan

Müslümanların akınına uğramıştır. Singapur bayram yerine dönmüştür. Çünkü Halife nin

gemisi ve temsilcileri limanlarındadır. Müslümanlar namazlarını gemiye gelip

kılarlar. Çünkü onlara göre gemi Halife toprağı sayılmaktadır, namazlar burada

kılınmalıdır. Namazlarını kılıp dönerken de hep beraber slogan atarlar.

Sloganları da şudur:

Allah Müminlerin Sultanı na yardım etsin!..

Cuma namazını Halife nin memuru olan gemi kumandanının

kıldırmasını isterler. Ertuğrul ve kumandanı Osman Paşa, kahramanlar gibi  ilgi görmektedirler. İzdiham defalarca

tehlikeli anların yaşanmasına sebep olmuştur. Bu sebeple 5 ay sürecek bir

onarıma ihtiyaç duyulmuştur.

Ertuğrul, Nisan başında Saygon a ulaşmış, burada da Çin

Müslümanları tarafından karşılanmıştır. Daha sonra Hong Kong a giden gemi ve

heyet, Çin Deniz Kuvvetleri yetkilileri ile tanışarak temaslarda

bulunmuşlardır.

Nihayet 11 ay sonra Japonya ya ulaşan Ertuğrul ve

üzerindeki heyet, İmparator Meiji ve diğer Japon yetkililer tarafından

karşılanmış, çok verimli temaslar yapılmıştır.

Osmanlı heyeti Japonları, Japonlar da bu masal kahramanı

gibi kabul ettikleri Osmanlıları tanıma fırsatı bulmuşlardır. Bu arada kolera

salgını dolayısıyle 12 denizcimiz vefat etmiştir.

Dönüş yolunda tarihlere geçen Ertuğrul faciası meydana

gelmiştir. Açık denize açıldıktan iki gün sonra tayfuna yakalanan gemi, Oshima

adasındaki Kashinozaki deniz fenerinin açıklarında, 16 Eylül 1890 sabaha karşı,

kayalıklara çarparak parçalanmıştır. Japon köylüleri ve denizcileri 69 kişiyi

kurtarabilmişlerdir. Osman Paşa ve yardımcılarının da aralarında bulunduğu

500 den fazla denizcimizin cesetleri denizden toplanmış ve Kushimoto

yakınlarındaki şehitliğe defnedilmişlerdir.

Bu olay tarihin kaydettiği büyük trajedilerden biridir.

Aynı zamanda iki halkın arasındaki dostluğun temeli de bu olay ile

atılmıştır. 

Bu olay göstermektedir ki, dünyadaki Müslümanlar İslam

Birliği ne muhtaç ve çok isteklidirler. Ayrıca geleneklerine sıkı sıkıya bağlı

olan Japonlar Müslüman olmaya çok elverişli yaratılışta insanlardır.

Ertuğrul gemisi ile Japonya ya giden din alimlerinin

attığı tohumlar, kısa sürede yeşermeye başlamıştır. Daha sonra Kazan

Müslümanlarından Abdürreşit İbrahim Efendi adındaki bir alim, Japonya da İslami

faaliyetler yapmış, birçok Japon un Müslüman olmasına sebep olmuştur.

Bugün de bu faaliyetleri sürdüren gönüllü insanlar

mevcuttur. Tokyo da bugün 400 den fazla irili ufaklı mescit ve cami ibadet ve

faaliyete açıktır. Her gün yeni hidayete gelen Japonlar, gelecek için

Ertuğrul un, daha doğrusu Halife 2.Abdülhamid Han ın attığı tohumların

meyvesini vermekte olduğunun delilidir.

Daha birkaç ay önce Bursa da, bu konuda verdiğimiz bir

konferansta, bugün Japonya da Abdürreşit İbrahim Efendi den kalan tebliğ

görevini yürüten Muhterem Nimetullah Hocaefendi de dinleyiciler arasında

bulunuyordu. Anlattığımız bu olayla heyecana gelen hocamız, sahneye fırlamış,

bizi tebrik etmiş ve orada neler yaptıklarını, Japonların nasıl hidayete

ermekte olduklarını büyük heyecan içinde anlatmıştı.

Sayın Başbakan ın göreve geldikten 12 yıl sonra, yani çok

geç kalınmış bir zaman diliminde bile olsa, Japonya yı ziyaret etmiş olması ve

bu hatıraların dile getirilmiş olmasını çok olumlu bir gelişme olarak kabul

etmemiz gerekiyor.

Keşke çok önceleri bu ziyaret yapılmış olsaydı, bu vesile

ile İslam Birliği yolunda adımlar atılmış olsaydı, dış politikamızda Japon

açılımı çok daha önce gündeme alınsaydı, elbette çok hayırlı gelişmeler

olabilirdi.

Ama ne yazık ki, bugün bu olumlu ortam bile gereği gibi

değerlendirilememiştir. Çünkü bu ziyaretin tam en duygusal ve en verimli olması

gereken bir anında, Sayın Başbakan ın Avrupa Birliği hevesi depreşmiş,

Japonya yı Avrupa ya karşı koz olarak kullandığını gösterme garabetine

düşmüştür. Bu ise, ne yazık ki, ziyaretin samimiyetine gölge düşürmüştür.

Japonya, 2. Abdülhamid Han dan beri dış politikamızda hep

muazzam bir alternatif olma özelliğini sürdürmüştür. Akıllı atraksiyonlarla bu

alternatif iyi değerlendirilmelidir. Siyaset önce düşünme ve planlama, sonra da

bunları ustalıkla hayata geçirme sanatıdır.

Japonya yı Avrupa Birliği ne giriş için koz olarak

kullanmaya kalkmak, böylece büyük potansiyeli harcayıvermek akılla mantıkla

bağdaşmaz.

Japonya ve bunun paralelinde İslam Birliği siyaseti, ehil

uzmanlarla beraber masaya yatırılmalı, bu muazzam potansiyel, dünya barışı

açısından bir çıkış yolu olmak üzere değerlendirilmelidir.

 DÜŞÜNCE DÜŞÜNMEK

Siyasetin temeli,

Hep, düşünce düşünmek;

Ya bize ne demeli,

Hep düşünce, düşünmek!

 Köşeleri gören gazete!

Milli Gazete

Tam kırk iki yaşında.

Kırk iki yıldır köşeleri gören gazete!

Ne demek istiyorum

İşte birkaç cümle ile bunu anlatacağım:

Türkiye deki ve dünyadaki gerçek mazlumlar hep kıyılarda

köşelerde unutulurlar. Çoğu kişiler ve yayın organları onları fark etmezler

bile. Ama Milli Gazetemiz, kıyıda, köşede; ya da nerede bir mazlum varsa onları

görür, gündeme getirir, dertlerine deva olmaya çalışır.

Kıyıya köşeye saklanan zalimleri de görür, bulur, teşhir

eder, üzerine gider.

Çünkü Milli Gazete köşeleri gören gazetedir. Zulmü,

zalimi ve mazlumu; kıyıda, köşede de olsa, bulup ortaya çıkaran, böylece onları

okuyucuları ile buluşturan gazete

Milli Gazete, köşeleri gören gazete!

Bu gazetenin köşe yazarlarına dikkat edin. Okuyun. Birçok

gazetedeki köşe yazarları ile mukayese edin. Yandaşlık, yalakalık, yağcılık ya

da körü körüne muhalefet gibi hastalıkların etkisiyle yazı yazmazlar. Olayları

ve arka planlarını görerek yazarlar. Kimseden çekinmeden, kimseye şirin görünme

kaygısına kapılmadan!..

Dünyaya müslümanca bakarlar ve görürler.

İslam dünyasına kardeşçe bakarlar ve görürler.

Milli Gazete nin köşe yazarları, yani köşeleri. Gerçek

olayları görürler, arka planlarını hissederler, ya da tespit ederler ve

yazarlar.

42 yıldır hep görmüşler ve yazmışlardır.

Milli Gazete köşeleri gören gazetedir

Milli Gazete köşe olmuşları da görür.

Soygundan, vurgundan köşe olmuşları.

Karaborsadan, gayrı meşru yollardan köşe olmuşları.

Yalakalıktan, yağcılıktan, yandaşlıktan köşe olmuşları.

Yandaşlık, yağcılık yapıp köşe yi döneceğim diye

mukaddes değerlerini bile bozuk para misali harcayanları.

Ülkeme emperyalist emeller besleyenlere uşaklık yaparak

köşe olmaya çalışan soysuzları.

Kiralık kalemlikten köşe olmaya yeltenenleri.

Kumardan, fuhuştan, çıplak et teşhirinden köşe

olmuşları.

Milli Gazete 42 yıldır bu köşe leri bulup, teşhir edip,

foyalarını meydana çıkarmaya çalışıyor.

Kısaca Milli Gazete köşe leri gören gazete

Milli Gazete, Hakk kı, hakikati, İlahi mesajları, Adil

Düzen i; yani Milli Görüş ü, insanların yaşadığı her yere taşımayı gaye edinmiş

olan bir gazete.

Mesajlarını, ulaşabildiği her yere, kıyıya, köşeye taşımaya

çalışan bir gazete.

Köşeyi ve köşedekileri de gören, önemseyen, onlara

gerçekleri ulaştırma gayretinde olan bir gazete.

Milli Gazete 42. Yılını kutluyor.

42 yıldır köşeleri gören gazete.

İyi ki görüyor, iyi ki var, iyi ki hayatımızın bir

parçası olmuş!..

Ne mutlu, Milli Gazete ye!..

Ne mutlu vefakar okuyucusuna!..

 GÜLÜMSE

Günlük koşuşturmalarımda,

Milli Gazete m virgülümse;

Kırk iki yıllık bir gazete,

Ekrem, düşün ve bir gülümse!

 EKREM ŞAMA