Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Ülkemizde yaşanan ahlâki ve ekonomik krizin temelinde yanlış zihniyet tercihi vardır. Ülkeyi idare eden kadrolar; İslam’ın hakkı üstün tutan Milli Görüş zihniyetini bırakıp, Yahudi ve Hıristiyan Batı’nın kuvveti üstün tutan kapitalist ve maddeci zihniyetini benimsediler. Onlar; bu yalancı, işe yaramaz, faydasız zalim Batı zihniyetiyle izzet bulacaklarını zannettiler. Onlara, faizci düzeni, maddeci eğitimi, çıkar siyasetini terk edin, zalimlerden olmayın, adil düzeni yürütenlerden olun dendiğinde kibirlendiler, bu çağrılara kulak tıkadılar ve faizci zulüm düzenini yürüterek zillete düştüler ve milleti de zillete düşürdüler. Şu ölümlü dünyada, ölmeden önce nefislerini hesaba çekmeye yanaşmadılar. İman edenleri, namaz kılanları, toplumun saadeti için cihat edenleri değil, deistleri, kumar oynayanları, içki içenleri, zina edenleri, haramdan para kazananları, yarınını düşünmeyen avare nesilleri çoğalttılar. Ölçüyü ve tartıyı bozdular, barış ve kardeşliği yıktılar, paradan para kazanan bankaları vergi rekortmeni yaptılar. Zalim ABD’ye, AB’ye ve İsrail’e meylettiler, milleti ayakta tutan değerleri sulandırdılar, güzel ahlâkı ayaklar altına aldılar. Kur’an; gerçek izzetin iman etmek, İslam’a teslim olmak ile elde edilebileceğini açıklar. İzzeti İslam’da değil de liderlerde arayanlar, onların günahlarına ortak olmaktan başka bir şey düşünmediler. Ne yazık ki, günümüzde adı Müslüman sözde demokratlar; İslam’ın itikat ve düzenine duyarsız, buna karşın Kur’an’ın inkârcı, müşrik, münafık ve zalim dediği kimselerin faizci kölelik düzenini savunur oldular. Onlara hayran oldular, peşlerinde gittiler, onlar gibi olmaya çalıştılar. Onların bu zayıf tarafını bilen Siyonistler onlara tepeden baktılar, zaaflarını keşfettiler ve onları güzelce kullandılar. Onlar adına tetikçilik yapan münafık tavırlı kimi kimseler ise, Milli Görüşçülere karşı efelenip, kendilerini izzetli ve şerefli, Milli Görüşçüleri ise, hain ve zelil olarak tanımladılar. Ölümü ve hesap gününü unuttular. Hesap gününde herkes, Allah’a hesap verecek. Allah kimin doğru yolda olduğunu bilendir. Kimin mücadelesi; “İslamsız saadet olmaz” içinse, doğru yolda olanlar onlardır. Bu kapıyı da Milli Görüşçüler tutmuştur. Adil Düzen, İslam Birliği, Yeni Bir Saadet Dünyası kurulsun diye mücadele edenler kazanırlar, diğerleri kaybederler.
İZZET İÇİN
Türkiye’nin izzet bulması için gözetilmesi gereken temel esaslar vardır. Bu temel esaslar özetle şunlardır. “Önce ahlâk ve maneviyat” prensibi bütün yönleri ile yönetime hâkim kılınmalıdır. İş ahlâkı canlı ve dinamik tutulmalıdır. Her türlü israf ortadan kaldırılmalıdır. Üretimin en ucuz maliyetle gerçekleştirilmesi için, faiz, haksız vergi, israf gibi engeller kaldırılmalıdır. Verimlilik ve toplam kalite esas alınmalıdır. Tüketici haklarının korunması için gerekli yasal mevzuat geliştirilmeli ve sivil toplum kuruluşları desteklenmelidir.
Ekonomik faaliyetler gerçek serbest piyasa kurallarına göre yürütülmelidir. Devlet sömürüyü, kartelleşmeyi, tekelleşmeyi, karaborsayı ve haksız rekabeti önlemelidir. Herkes teşebbüs özgürlüğüne, iş ve meslek seçme hakkına sahip olmalıdır. Vergi sistemi bütünüyle elden geçirilmeli ve verginin adil ve haklı olması sağlanmalıdır. Vergi çeşitleri azaltılmalı, oranları düşürülmeli, vergi mevzuatı basit ve etkin hale getirilmelidir.
Ücretlerden, tüketimden, alım ve satımdan vergi alınmamalıdır. Sermayenin tabana yayılması ve sermaye piyasasındaki istismarlara son verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Finansmanı üyeleri tarafından sağlanan, dürüst olarak yönetilen, üreticiler arasında özerk dayanışma sandıklarının veya sigortaların kurulması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet yatırımları; geri kalmış bölgelerin kalkınması ile ilgili yatırımlar ve stratejik önemi olan yatırımlarla, özel sektörün yeteri kadar ilgi duymadığı alt yapı, sağlık ve eğitim yatırımları ve özel sektör tarafından gerçekleştirilmesi mümkün olmayan yatırımlar ve bazı savunma sanayi yatırımları ile sınırlandırılmalıdır. Doğal kaynaklar kamuya aittir. Stratejik olanlar dışında, bu kaynakların arama ve işletilmesi için, kamusal pay alınmak koşuluyla, özel sektör tarafından yapılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomiye dış müdahaleler önlenmelidir. Denk bütçe yapılarak kamunun borçlanma ihtiyacı kaldırılmalı, ülke kaynakları faize değil, yatırıma, üretim ve ihracata, dolayısıyla işsizliğin ortadan kaldırılmasına ve refaha yönlendirilmelidir. Halkın alım gücü artırılmalı, iç tüketim canlandırılmalı, bu sayede ekonominin büyümesi sağlanmalıdır. Başta D-8 ülkeleri olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerin tamamıyla tesis edilecek olan ve “adil düzene” dayalı uluslararası ilişkilerle, ekonominin hızla gelişmesi sağlanmalıdır. Diğer ülkelerle de, ekonomik ilişkiler, bu ölçüler içerisinde yürütülmelidir.
KALKINMA
Türkiye’nin, bölgeler ve fertler arasındaki dengesizliklerin giderilmesi suretiyle manen ve maddeten kalkınması ve böylece belirli bir zümreye değil herkese refah sağlanması sadece Saadet Partisi iktidarı ile mümkündür. Üretmeyen bir ülke, izzetli olamaz. Devlet teşvikleri; üretimi, istihdamı ve ihracatı artırmak için olmalıdır. Faizin, haksız vergilerin, israfın olduğu yerde üretmek ve sanayileşmek mümkün olmaz. Üretim ve kalkınma için Milli Görüş şarttır. Saadet Partisi; Türkiye’nin bütünü ile kalkınmasını ister, herkesin refahı için çalışır, üretime dönük sanayi ve tarım yatırımları ile güçlenerek kalkınmayı gaye edinir. Çünkü Saadet Partisi, Milli Görüş inancına sahip tek teşkilattır. Tarihin en şerefli hizmetlerini yapan ve tarihi altın sayfalarla dolu olan aziz milletimiz, bu izzete Milli Görüş ile ulaşmıştır. Bu milletin, çeşitli sapık düşünce ve ideolojilerin elinde kalarak, “Avrupa kapısına bağlı bir köle olmak” ve “sonuçta İsrail’e vilayet olmak” zilletinden kurtulması ve tarihteki şerefli yerini alması, Milli Görüş çalışmalarına bağlıdır. Bunun için her zamankinden daha fazla şuurlu olmaya, çelikleşmeye ve fert ve toplumu hakka çağırmaya ihtiyaç vardır. “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” başka türlü kurulamaz. Selam hidayete tabi olanlara…