Seri cinayetler Almanya‘da artık aşırı sağcı terörden söz etmek gerektiğini gösterdi. Alman makamları artık "döner cinayetleri" gibi tanımlamalarla bu eylemleri küçümseyemeyecek.
Geçen hafta cuma günü Alman aşırı sağcıların ülkenin pek çok kentinde profesyonelce cinayet işlediklerinin ortaya çıkması Almanya‘yı aslında göründüğünden çok daha fazla sarstı. Çünkü bu olay, Alman istihbaratının dayandığı temelleri yıkmakla kalmadı, eyalet ve federal içişleri bakanlıklarına bağlı olarak çalışan Anayasayı Koruma Daireleri‘nin yayınladığı raporların 15 yıldır hatalı olduğunu da ortaya koydu. Çünkü pek çok kaynağın bildirdiğine göre, seri cinayetleri işlediği tespit edilen üç aşırı sağcı Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt‘ın izine aslında 15 yıl önce rastlanmış.
Bomba yapımında uzmanlıkları biliniyordu
Zanlıların bomba yapımında profesyonel olduğu ise uzun zamandır biliniyor. Ntvmsnbc‘de Fulya Canşen‘in haberine göre göre, eyalet içişleri bakanlığının kayıtları, 1995 ve 2000 yılları arasında zanlıların yaşadığı Thüringen Eyaleti‘ndeki Jena, Gotha, Eisenach, Arnstadt, Ilmenau ve Lobenstein‘da yedi kez silah, mühimmat ve bomba yapımında kullanılan patlayıcı madde ele geçirilmiş ama aşırı sağcılardan ya da kısa adı NSU olan Nasyonal Sosyalist Hücre‘den şüphe duyulmamış. Hatta bu hücreye ait Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt‘a karşı bombalı eylem düzenleme zannıyla bir soruşturma başlatılmış ancak soruşturma beş yıl sonra zaman aşımına uğramış.
Aşırı sağ devletten besleniyor
Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi, aşırı sağcıları köstebek olarak kullanmasına rağmen, 2000-2006 yılları arasında sekizi Türk biri Yunan dokuz yabancı kökenli ile birlikte bir polisi öldüren bu üç sağcının 13 yıl boyunca nasıl iz bırakmadan yeraltında yaşadığı merak konusu. Anayasayı Koruma Dairesi‘nin bundan habersiz olduğunu düşünmek safdillik olur. Zira, Thüringer Allgemeine gazetesi üç zanlının yer altına inmesinden üç yıl sonra Anayasayı Koruma Dairesi‘nin aşırı sağcı liderlere para ödediğini, aşırı sağcı parti NPD‘nin eylemlerini Thüringen kasasının finanse ettiğini yazdı. Gazete haberinde üç zanlının üye olduğu sanılan bir başka örgütün lideri ile NPD‘nin eyalet sorumlusu Tino Brandt‘ı istihbaratçılarla bir arada gösteren bir fotoğrafı da yayınladı. Zaten Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Helmut Roewer de bir aşırı sağcının söz konusu daireden aldığı parayla NPD için propaganda malzemesi satın aldığını söylemesi ve benzer iddialar nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı. Roewer‘in bugün sağcı bir yayınevi için çalışıyor olması, Roewer‘in istifasından sonra da aşırı sağcıların ajan olarak kullanılıyor olması da manidar.
Aşırı sağ kanıksandı
Aşırı sağcıların ajan, daha doğrusu köstebek olarak kullanılması seri cinayetlerde önemli bir rol oynuyor. Çünkü her ne kadar cinayetleri kimin işlediği ortaya çıktıktan sonra yazılı açıklama yapıp zanlıların kendileri ile ilgisi olmadığını belirtse de NPD‘nin pek çok aşırı sağcı şiddet olayıyla ilgisi olduğu defalarca kanıtlandı. Ve bu nedenle aşırı sağcı parti NPD kapatılmak istenmiş ama Anayasa Mahkemesi‘nin önüne engel olarak köstebekler getirilmişti. Mahkemenin ret kararı verdiği 2003 yılında NPD‘nin yönetici kadrosunun ‘inin anayasayı koruma daireleri için çalıştığı tespit edilmişti. Anayasa Mahkemesi, partilerde köstebek çalışmasını engellemek istese de eyalet içişleri bakanları ve anayasayı koruma daireleri buna karşı direndi hatta köstebek sayısını daha da arttırdı. Bunun işe yaramadığı ortada; aşırı sağcılar biri polis dokuzu yabancı 10 kişiyi profesyonelce öldürdüler ve kimse onlardan şüphelenmedi. Çünkü Almanya‘da aşırı sağcı şiddet kanıksanmış durumda.
Şiddet değil terör
Amedeu Antonio Vakfı‘nın verilerine göre iki Almanya‘nın birleştiği 1990 yılından bu yana aşırı sağcı şiddet sonucu tam 182 kişi hayatını kaybetti. 2010 yılında sadece Doğu Almanya‘da aşırı sağcı şiddete maruz kalan insan sayısı 1400. Doğu‘da yaşayan yabancı nüfusun oranı % 2 bile değil. Şiddet eylemlerinin çoğu kundaklama şeklinde ve P‘den fazlası da yabancıların işlettiği büfelere yönelik olarak yapılıyor.
Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni büfe işletenlerin daha görünür olmaları ve genellikle aşırı sağcılardan değil, sigorta şirketlerini dolandırmak isteyen yabancılardan şüphelenilmesi. Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt‘ın işlediği cinayetler Almanya‘da uzun süredir var olan bir şeyin altını çizdi; aşırı şiddet biçim değiştiriyor.
Belki çoktan değiştirdi de Alman istihbaratının hatalı çalışması yüzünden kamuoyu bunun yeni farkına varıyor. Ve zanlıların evinde bulunan belgeler artık Almanya‘da aşırı sağcı şiddetten değil, terörden söz etmek gerektiğine işaret ediyor.
İşte dönerci katilleri
Almanya, 8 Türk ve 1 Yunan‘ın kurban gittiği aşırı sağ terörü tartışmaya devam ediyor. Almanya‘da bugün aşırı sağ terörü ele almak için bir zirve yapılırken, Alman Bild gazetesi de, "Dönerci cinayetleri" katillerinin fotoğraf albümünü yayınladı. Gazetenin internet sayfasında yer alan bir fotoğrafta, Neo-Nazi katil Uwe Mundlos, birlikte cinayetlere imza attıkları Beate Zschaepe ile yatakta görülüyor.
Miki maus‘lu katil
Aşırı sağcı teröristlerin özel hayatlarının gösterildiği fotoğraflarda Beata Zschaepe‘nin Miki Maus pijaması dikkat çekiyor. İtirafcı olmak isteyen Beate Zschaepe, şu anda Almanya‘nın Köln kentinde terörle mücadelede gözaltında tutuluyor. Alman gazetesi Passauer Neue Presse‘de yer alan bir haberde ise, aşırı teröristlerin 10 yıldan fazla yaşadıkları Zwickau kentinde, yeni bir ölüm listesinin bulunduğu belirtildi. Polis tarafından ele geçirilen yeni belgede, binden fazla Alman politikacı ve yabancının isimleri ve adresleri yer alıyor.