“İzazülzileti’l-erduzilzaleha” (Zelzele Suresi) - 2

Abone Ol

Önceki yazıyla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

Önceki yazımızın başında yazdıklarımızı hatırlatarak başlayalım…

“Ülkemiz maalesef deprem ülkesi… Bir sabaha daha maalesef depremle uyandık… Her deprem olduğunda da nice deprem yazıları yazdık… Bu yazılarımızın tamamı Kur’an çalışmalarımız merkezli yazılardı… Bu deprem vesilesiyle önce vefat eden vatandaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza şifalar dileyelim, sonra Kur’an ve İlim haftalık çalışmalarımızın başlarında yani 23 yıl öncesinde yaptığımız bir çalışmamızdan notlar sunalım ama öncesinde farklı bir girizgâh yapalım…”

“Deprem” yani “zelzele” konusuna da Kur’an çalışmalarımız merkezli bakıyoruz.

Önceki yazımızda gerekli girizgâhı yapmıştık; şimdi Kur’an’a bakalım…

Bir Kur’an yorumlayıcısı herhangi bir konuyu işlerken önce kelimeleri alıp incelemelidir. Mesela, “zelzele” kelimesini ele alalım.

“Zelzele” bir fiildir. Her fiil bir faili, bazen da mef’ulu içerir. Kur’an’da o kelime hangi faillere dayandırılmaktadır, hangi mefullere dayandırılmaktadır? Buna göre o kelimenin şümulünü kavramak mümkün olacaktır.

Kur’an’da “zelzele” kelimesi fiil olarak kullanıldığında arzın zelzeleye uğraması ile topluluğun zelzeleye uğramasından bahsedilmektedir.

Demek ki yerin sarsılması gibi topluluğun da sarsılması vardır.

Yer nasıl sarsılıyor?

Magma tabakası üzerinde oturan kara parçaları yerin dönmesinden dolayı gerilmekte ve zaman zaman kara parçaları arasında kaymalar olmaktadır. Bu da zelzele fay hatlarını oluşturmaktadır. Topluluğun da buna göre zelzelesinin olması gerekir.

Topluluğun oturduğu “ahlâk, hukuk, sosyal ve ekonomik yapılar” vardır.

Topluluk bunların üzerinde oturarak varlığını sürdürmektedir. Dünyanın dönmesine benzer şekilde, topluluğun da sosyal değişmeleri ve evrimleri vardır. Sosyal kaymalar ve sürtünmeler olur. Bunlar sosyal yapıyı sarsar. Sosyal zelzele olur.

Biz Nuh Tufanı’nın yanında “sosyal tufan”dan bahsetmiştik.

Kur’an “yerin zelzelesi” yanında “sosyal zelzele”den bahsetmektedir.

Deprem yani zelzele ile ilgili olarak alınacak tedbirler de benzerdir. Biz sosyal zelzeleleri önleyemeyiz. Bunlar sosyal kanunlara ve tarihi akışa bağlıdır. Ancak sosyal oluşları biliriz ve öyle oluşlar olduğunda ne gibi tedbirler alacağımızı belirleriz. Mesela 28 Şubat Müdahalesi bir sosyal zelzeledir, 15 Temmuz da öyledir. Bu zelzelelerde birçok sosyal apartmanlar/yapılar yıkılmış, birçok sosyal müesseseler enkaz altında kalmıştır. Yapacağımız iş, yıkılan o müesseselerin yerine -enkazları kaldırıp temizledikten sonra- yerlerine daha iyilerini ve sağlamlarını dikmektir; yoksa oturup zelzelelere ağıt yakmak değildir.

Kur’an’daki ayetlerde gerek “arzın sallanması” gerekse “topluluğun sallanması” meçhul sığası ile kullanılmıştır. O halde bunları sallayanlar vardır. Onun faillerini yahut sebeplerini inceleyip değerlendirmemiz gerekir.

Kur’an “yerin zelzelesi”nden bahsettiği gibi saatin yani “zamanın zelzelesi”nden de bahsetmektedir. Demek ki “mekânın zelzelesi” yanında “zamanın zelzelesi” de vardır.

Zamanın zelzelesi, seyrettiğimiz bir filmin kopması halinde ekranda görünen hallere benzer bir olaydır. Bizim üç boyutlu uzayımız düzgün bir şekilde dört boyutlu uzayda ilerlerken, birden önüne konan engele çarpıp kaza yapınca -arabanın yuvarlanması gibi- kâinatta yuvarlanmış olacaktır. Sonunda bir düzlüğe inip cennet veya cehennem istikametinde ikiye ayrılıp devam edecektir. Bu ayrılmada insanlar kendilerine yön seçeceklerdir. Hazırlıklı olanlar cennet tarafına, hazırlıksız olanlar cehennem tarafına yol alacaklardır.

Kur’an Matematiği ile öğrendiğimiz dört ve beş boyutlu uzay ve akan zaman boyutu sayesinde Kur’an’ın bu ifadelerini çok açık olarak anlıyoruz.

“Zelzele” yani “deprem” konusunu yazmaya devam edeceğiz… (Devamı var…)