İyilik yanımızı çaldılar...

Abone Ol

O gün gençler geldi. Çoğu üniversiteliydi. Kitaplarımı okumuşlar, kritik yaptılar.

Gözleri ve yüzleri pırıl pırıldı. Türkiye’yi sordular, dünyadaki gelişmeleri dillendirdiler.

Ne yazık ki içerde ve dışarıda zor günler yaşıyorduk... Savrulmalar bizi ummadığımız yerlere götürüyordu.

Suriye hâlâ savaş alanı.

Irak’ın üstündeki barut kokusu ve bomba bulutları dağılmıyor bir türlü.

Lübnan sessizlik içinde. Filistin abluka altında.

Doğumuz, silah seslerine mahkûm edilmiş... PKK terör örgütü ne yazık ki öncelikle Kürtlere zulmediyor, Türklere zulmediyor.

Amerika ile ittifak halindeler.

Türkiye yalnızlaştırılıyor.

Bu yalnızlaştırılma ameliyesinde elbet yöneticilerin basiretsizliği de var.

Anlık, haftalık okumaların yanında, Devletler yüzyılları da okumalıdırlar.

Duygu ve öfkeden azade bir hal ile geleceği, ilişkileri belirlemelidirler.

Mevsimsel geçişler, anlık tavırlar, değişken tutumlar, devletlerin ciddiyetini zedeler, gücünü zayıflatır.

İçerde neler oluyor dediler?

Temennilerimi sıraladım.

Birliğe ihtiyaç var dedim. Bir ve bütün olarak yarınlara bakmamız gerek dedim.

Kardeşlik hukukunu geliştirmek, daha sıkı birbirimize sarılmak, beraber yürümekten enerji çıkarmamız elzem dedim.

Farklılığı düşman sebebi bilmemek... renkli oluşu, değişik duruşu, görüşü, BİR’de birleştirmek kaçınılmaz dedim.

Kafası karışıktı gençlerin. Türkiye’nin de kafası hayli alacalı. Görüyorum bunu. Bir boşluk,  bir karanlık, bir ara yol, bilinmezlik kafalarına yer etmişti.

Umutlu olun dedim.

15 Temmuz gecesi bir dönüm noktasıdır hepimiz için.

Fetöcü örgüt, hepimizin duygularını kullandı, kendini farklı gösterdi... İktidar olmak üzere konuşlanmış bir cemaat görüntülü örgüt, elbet ülkeye kötülük etmekle kalmadı... İnsanlarımızın iyilik yapma eğilimini, duygusunu çaldı.

Parti kurmadan, siyaseti kullanarak iktidar olmak isteyen bu örgüt, herkesi kullandı.

Ancak vicdanlarımızı, iyilik hissiyatımızı rencide etti.

Gençler burs dediler, herkes birbirine baktı. Uzun süre sessizlik oldu... İçlerinden birisi, bu devirde kimse yardım etmek istemiyor, dedi.

Başka biri, burs vermek isteyen yok dedi... Korkuyor insanlar, çekiniyorlar.

Haklıydılar.

Uzun bir süre, İslami hassasiyeti, literatürü kullanarak, kendine güç devşiren örgüt, gerçek çehresini ortaya koyunca, insanlar iyilik dürtüsünden uzaklaştılar.

Aslında, bunlar İslam’a hakaret ettiler, kötülük ettiler.

Numune-i imtisal kişilikleri sıradanlaştırdılar. Maske takarak yollarına devam eden bu örgüt, çukura girdi girmesine de, bizdeki iyilik duygusunu, infak ödevini zedelediler.

Gençlerin dile getirdiği talepler, ne yazık ki bu açmaza, duvara çarpıyordu.

İçim acıdı... Dedim ki kendi kendime, hiçbir şey gizli kalmıyor. Gavurun ekmeğini yiyen, eninde sonunda onun kılıcını çekiyor...

15 Temmuz’da olduğu gibi...

Derin üzüntü duydum.