İyilik ve Kötülük Dürtüsü

Abone Ol

Bembeyaz kâğıda siyah bir nokta koyup baktığımızda gözümüze o siyahlık ilişiverir.

Tam tersi simsiyah bir kâğıdın ortasına minik beyaz bir nokta kondurduğumuzda bu kez de o bembeyaz noktaya takılıverir gözümüze.

İnsanın ” iyi ve kötü” tarafları da bazen siyah bir nokta gibi olur benliğimizde.

Bazen de küçücük beyaz bir nokta olarak kalır ve kararır kalbimizde.

Her insanın içinde “iki etkili güç” vardır.

Biri “iyilik dürtüsü” diğeri “kötülük dürtüsü”

Bu iki güç devamlı çatışma halindedir.

Bu iki dürtüden biri öne çıktığında diğeri kaybolur.

İyilik deyince akla ilk gelen insandır.

Kötülük deyince de akla ilk gelen insandır.

Demek ki bu iki kavram insan için vardır.

İyiliğin görülebilmesi için kötülüğün olması gerekiyor.

Kötülük olmasa biz iyiliği nereden bilebiliriz ki ..

“Habil ile Kabil” olayı da bunun için değil mi

Bu iki dürtü ile ömür boyu mücadele ediyor ve “imtihan” denilen süreci yaşıyoruz.

***

Doğruluk,

Mertlik,

Ahbaplık,

Yardımseverlik,

Ve

İnsanlık gibi “güzel duygular” varken,

İnsanlar neden,

Hilelere,

Yalanlara,

İftiralara,

Düşmanlıklara,

Ve

Kötülüklere başvururlar

Elbette, bu olumsuz davranışların nedenleri bellidir.

Başta, maneviyatsızlıktan tutun da,

Ahlaksızlık,

İlkesizlik,

Bilinçsizlik,

Ruhsal bozukluklar

Ve

Çeşitli kompleksler birer nedendir.

Bu kompleks içerisinde olan insanlar, kötülüğü yapmadan önce, müthiş bir heyecan ve zevk duyarlar.

Kötülüğü yaptıktan sonra da, derin bir “pişmanlık duygusuna” kapılırlar.

İçlerindeki tedirginlik, onları huzursuzluğa ve bunalıma sürükler.

Bu durumda, kötülük yaptığı kişiden daha fazla, kendine kötülük yapmış olur.

İçindeki bu rahatsızlık, bir kurt gibi kemirir onu.

Sürekli kendini gizlemesi sonucunda da, “kişiliği” tehlikeye girer.

***

Kötülük dediğimiz kavram, daha fazla kişiye yönelik bir davranış biçimidir.

Devletlerin veya kurumların yaptıkları kötülükler ise, “zulüm” şeklindedir.

Her iki durumda da, düşünülmeyen çok önemli bir hesap vardır.

Kötülük yapanlar, bu hesabın bilincinde olsalar, kötü davranış içerisinde olma ihtimalleri çok az olur.

Nedir bu hesap

Bu hesap “ilahi adalet” dediğimiz hesaptır.

İnsan eliyle adaletin yerini bulmadığı durumlarda, Yüce Yaratan’ın kulunu sevindirmek adına gösterdiği bir lütfüdür.

Allah’ın ilahi adaleti şaşmaz.

Kur’an-ı Kerim’de açıklandığı gibi Yüce Allah (cc) hemen cezalandırmaz.

Belli bir süre verir.

Sonunda hesabı en iyi görendir.

Allah’ın (cc) ahiret hayatına bıraktığı hesapları çok azdır.

Kötülük eden misliyle bu dünyada cezasını görür.

***

İnsanların veya devletlerin hesapları olduğu gibi, Allah-u Teala’nın da bir hesabı vardır.

Kötülük yapanlar, bu hesabı düşünmezler veya düşünemezler.

Bu hesap büyük hesaptır.

İnsanların anladığı anlamda bir hesap değildir.

Bizim küçücük beynimiz, bunu idrak edemez.

Eğer ilahi adalet olmasaydı, “kâinatın dengesi” bozulurdu.

Yeryüzü zalimlerle ve kötülerle dolup taşardı.

Yerin altı, yerin üstüne gelirdi.

Yeryüzünde zalimler olduğu kadar, az da olsa mazlumlarda vardır.

Her iki grubun arasındaki mücadeleler, hayatın dengesini ve sürekliliğini sağlıyor.