Hemen her alanda kirliliklerin, yozlukların, çirkinliklerin,
hoş olmayan şeylerin yoğunlaştığı bu zamanda iyilikleri ve güzellikleri
konuşmaya, düşünmeye ve yaşamaya o kadar çok gereksinim var ki. İnsanlar
birbirlerine kuşkuyla veya düşmanca bakıyor oldular. Eğer İslâm ı bir Müslüman
olarak temsil ediyorsak bir Müslüman ın sahip olması gereken halleri kuşanmak
zorundayız. İslâm ın en temel özelliklerinden bazıları güzel ahlâklı, güven
veren, samimi ve emin olmaktır.
Dört bir yandan kuşatma altındayız. Ne yana dönsek
olumsuzluklar içimize ağıyor.
Olumsuzlukları konuşmak onlarla yoğunlaşmak ruhlarımızı
da baskı altına alır ve kendisi gibi yapar. Onlardan ne kadar uzak durur ve
kendi güzelliklerimizi düşünür ve yaşarsak, asıl işimize bakarsak huzur içinde
oluruz. Hayırları konuşmak ve yaşamak işimizi kolaylaştırır. Güzel ahlâk, güzel
konuşma, tatlı dilli olma, sevgiyle bakma, insana karşı daha hoşgörülü olma,
yaratılmış olan nesneleri Allah ın bir vergisi olarak görme hayat anlayışımızı
zengin kılar. İnsanın en çok muhtaç olduğu bu güzel hâl ve davranışlardır.
Mümin olma bilinci bizleri daha anlamlı hâle getirir.
Sert konuşmalar her zaman için batıcıdır. İnsanın beynine
vurur gibi konuşmak bir demir balyoz etkisi yapar. İnsanı sarsar. Hoş konuşmak,
yumuşak konuşmak öğüt verirken de sohbet eder gibi yapmak daha etkilidir. Bir
Müslüman ın amacı insanı kırmak, kendinden uzaklaştırmak olmamalı. Onu kendine
yakınlaştıracak her davranış bir kazanç olur.
Olumsuzluklar dünyasındaki boğuşmalar, o yoğunluk içinde
durmaya çabalamak insanı daha çok batırır, kirliliklere bulandırır ve zaman
içinde de kanıksatır. Kanıksama bir nemelazımcılık, bir vurdumduymazlık, bir
umursamazlıktır.
Eğer Müslümanlar güven duygularını yitirirlerse bu
İslâm a asla zarar vermez. Ama Müslümanların işlerini zorlaştırır. Bir Müslüman
olarak yaşama alanını daraltır. Töhmet altında bırakır. Güven duygusunu
oluşturması için zaman gerekir. İnsan zamanda yol alırken, kötülükler ve onları
temsil edenler de karanlıkları ve kirlilikleriyle yolculuklarına devam
ediyorlar. Onlar oldukları yerde durmuyor ve kalmıyorlar. Şeytanın görevi
insanla birlikte yol almak ve onu yoldan çıkarmak kendi çizgisine çekmek.
Akıl, insan için en önemli unsurlardan biri. Fakat akla
her zaman güven olmaz. İnsan ne akılsız olabilir ne de akla tam teslim ile
olabilir. Akıl kimi zaman insan için zararlı olanları yapmada kabullenir. Akla
tapanlar ya da aklı temel alanlar insan için zararlı olan durumlardan
kendilerini alıkoyamıyorlar. Akıllı insanlar alkol alıyor, esrar içiyor,
kötülükler yapıyor, yapabiliyor. Akıllı insan için kazanmak tek ölçü olunca
helâl haram, kul hakkı, hırsızlık ve soygun meşru olur. Bunları yaparken akla
uygunluk içinde olur. Dünyanın en zenginleri en akıllıları mıdırlar Onlar
akıllarını kullanarak zenginleşince insanın kanını emen faiz gibi şeylerden sakınır
mı yoksa daha çok mu o alanı kullanır
Müslümanlar için bir nimet olan Kitap ve Sünnet ölçüsü,
gönülleriyle birlikte akıllarını daha işlevli hâle getirir. Akla yol gösteren
bu temel özler insanı daha sağlıklı olan bir yola koyar. Daha sakınımlı, daha dikkatli,
daha ölçülü olmasını sağlar.
İnsan her yerde aynı varlıktır. Afrika ormanları
ortasındaki bir insan ile Avrupa nın merkezlerindeki insanlar aynıdır. Birileri
aklın ve şeytanın iğvasına kapılarak yaşıyorlar. İnsanı sömürmek, kendileri
dışındakileri insan gibi görmemek ve alt katmandakileri köle gibi kullanmak
durumundadırlar. Afrika ormanlarındakiler daha zararsızdırlar.
Müslüman inanmışlar ise hayır üzere olduklarında,
güzellikleri yaşadıklarında önce kendilerine sonra da insanlığa büyük bir hizmette
bulunuyorlar. Özellikle yaşadığımız şu zamanda hemen her davranışımıza özen
göstermek zorundayız. Bu sadece bizim için değil insanlık için de önemli.
Güzellik ve iyilikleri dalgalar hâlinde yaymakla yükümlüyüz. Bizim asıl işimiz
bu olmalı.