İyilik iyi edecek bizi

Abone Ol

 Bazen uzakta olmak daha ağır bir yük olarak insanın omuzlarına çöküyor. Her şey göründüğü gibi değil, hissedildiği gibi yaşanıyor. Bir şeyin ağırlığı bir ise bin oluyor. Hüznü beş ile, on ile katlanıyor. Güzellikler de hakeza aynı şekilde çocuksu bir heyecana, sevince ve ümide dönüşüyor. İnsanın omuzlarına çöken ağırlık, boğazına düğüm düğüm düğümlenen acının atımı olmuyor. Adeta insanın içinde patlıyor. Belki de çaresizlik, sadece his ve paylaşamama gibi, bu mahrumiyet duygusu da bunda etkili oluyordur. Depremin ilk görüntülerinden, ilk haberlerinden bugüne varana kadar gecen sürede yaşananlara baktığımda iki şeyi çok net görebiliyorum. Birincisi yetersizliğin acısı, diğeri ise her şeye rağmen bu milletin fedakârlığı, dayanışması ve bu ülkenin insanının gösterdiği güzellikler ve bunun ortaya çıkardığı ümit oldu.

Demek ki kalplerdeki merhamet halen daha taze ve diri. Onun için asıl olan, kalplerin körelmemesidir. Kalpler işlevsiz kalırsa körelebilir. Bu da demek oluyor ki, bu ülkenin insanından ümit kesilmez. Boşuna “Necip millet” diye tanımlanmıyor. Elbette eksiklerimizi, gediklerimizi düşüneceğiz, onlardan ibret alacağız ve bunu yaparken de belli bir hesaplaşmayı, yüzleşmeyi gerçekleştireceğiz. Yoksa acılarımızla baş başa kalırsak “acının yaşamı felç edeceğini” unutmamalıyız. Bütün bu yaşadığımız bizlere diyor ki; biz birbirimize, gönlümüzü, sırtımızı dayayıverirsek o zaman “umut” en ışıltılı haliyle bize göz kırpabilir.

Onun için önce hem yaralarımızı saracağız hem de maddi gocuğu kaldırıp, ruhlarımızın üzerine çöken göçükleri de kaldıracağız. Bunu yaparken afetlerin getirdiği musibet ve belaların nedenleri üzerine düşüneceğiz ve de onları giderecek tedbirler ne ise onları ihmal ve de istismar etmeyecek sağlam kaide ve kurala bağlamalıyız. Umursamazlıklarımızı, boş vermişliğimizi geride bırakmalıyız. Onun için bize lazım olan şey, ümit ve gayret ile sarılıp sarmalanmaktır. Bu vesile ile bütün hayatını kaybedenlere Mevla’dan rahmet diliyorum. Geride kalanlara sabır ve metanet diliyorum. Geçmiş olsun ülkem, evim, vatanım. Hoşça bakın zatınıza…

Birkaç not:

1-     Maneviyat dediğimiz şey, soyut ve görülmeyen bir şey değildir. Mistik bir şey hiç değildir. Bunu bir düzeltmek lazım çünkü bu anlayış atalete, boş vermişliğe sürüklüyor. Maneviyat dediğimiz şey, somut ve görülebilen canlı bir şeydir.

2-     Birisinin adamı olanlardan, büyük büyük cümleler ile karnından konuşanlardan ve iyiliklerin önünü kesenlerden uzak durmak lazım. Yanında bu tarz adam taşıyanlara da mesafe koymak gerekir.

3-     İyiler, iyilikler insanlık için şifadır. Bir toplumun çimentosu bu insanlar ve iyiliklerdir.

4-     Yalınlığa, sadeliğe ihtiyacımız var. Hayatımızı, eşya ile olan münasebetimizi yeniden gözden geçirmek artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Çirkinlik, kabalık ve fazlalık bir tercih olamaz, olsa olsa bir dayatmadır. Onun için sadeleşmek gerekiyor ve incelik, nezaket ile her şeyi yeniden kurmak gerekiyor.

5-     Zor günler bittiğinde iyilikleri hayırla yâd edip, kötülükleri de ortadan kaldırmak önemlidir. Acının hafızası kuvvetlidir.