İyi örnek olamadık

Abone Ol

Sağcısından solcusuna kadar, dervişinden berduşuna kadar, midesine hiç helal lokma girmeyeninden, haram sokaklara adım atmamışına kadar herkesin umutla beklediği, belki iyi olur dediği biz Müslümanlar, iyi bir imtihan veremedik.

Rabbimiz, "Allah a ve Rasülüne itaat ediniz" dediği halde Allah a ve rasülüne itaaatı gönlümüze gömdük üzerine demokrasi ve laiklik perdesi gerdik ve kimsenin görmemesi için meydanlara, köşe başlarına çıktık perdenin renkleriyle halkı kandırma tarafına giderken kendimizi de kandırdık.

Rabbimiz, "Zinaya yaklaşmayın" derken ve biz bu ayeti metniyle beraber ezberleyip millete de duyururken köşeyi dönenlerimiz, köşe dönen hocalarımızla köşe başında karşılaşıverdiler ve süratle fetvayı alıp, kızın babası ve annesinin dahi haberi olmadan birkaç tane nikâh kıyıverdiler.

Geçen gün telefonla boşama fetvası isteyen kimliği belirsiz adama "Köşe başında nikâhınızı kıyan hocaya sor" dediğimde "Hocanın adresini bulamıyorum" deyince "Karşı köşeye bak" demiştim.

Rabbimiz, hırsızlığı, haksız yollardan kazanmayı yasaklarken bizler, "Allah rızası" için haramlara bulaştık ve bütün hırsızları, hortumcuları arkamıza düşman olarak taktık.

Savunurken de sen benden daha mı temizsin Savunmasını getirdik.

Rabbimiz, faizi Allah a ve rasülüne harp ilanı olarak kabul ederken bizler, Allah için faiz alıp veren kurumlar kurduk. Paralı fetva hocalığı icat ettik.

Rabbimiz, "Anne ve babana "öfff" bile deme" derken bizler, bizim fraksiyondan olmayan, liderimizi beğenmeyen Müslüman anne ve babalarımızla yıllarca görüşmedik.

Rabbimiz, sıla-i rahmi emrederken bizler, akrabalarımızı bile bizden ve bizden değil diye ayırdık.

Rabbimiz, haksız yollardan yetim malı yemeyin derken bizler, başkaları yiyor da biz, niye yemeyelim mantığıyla hazineye koyulmuş eski hortumlar üzerine kelepçe atarak delik açtık.

"Rüşveti alan da veren de melundur" hadisinin altında iş bitirdik.

"Eller yerken biz, niçin yemeyelim " mantığını geliştirirken domuz etini yemedik ama domuz etinin kasaplarda alım satımını kolaylaştırdık.

Rabbimiz, "Ey ehli kitap, geliniz" derken, değerli ecdadımız bu insanlar yanmasınlar, cehenneme gitmesinler diye tebliği en önemli görev bilirken bizler "İslama gelmenize gerek yok, siz de cennete gideceksiniz. Allah ın öyle dediğine bakmayın" deyiverdik.

Bir kısmımız biz günahkâr Müslümanların hatırı için kabir azabını kaldırıverdi, bir kısmımız da Avrupa birliği ve Amerika nın hatırı için cehennem azabını kaldırıverdi.

Rabbimiz, annenizin, babanızın hatta kendinizin aleyhine bile olsa yalancı şahitliğini yasaklarken, "Bizim adam hata yapmaz" diye yalancı şahit olduk.

Rabbimiz, Lut aleyhisselamın kavminin yaptığı iğrenç ilişkilerinin kötülüğünü haber verirken bizler, o kavmin yaptığını yaşatmaya çalışanları güçlendirmeye, örnek vatandaş yapmaya çalıştık.

Yazımda hep "Bizler" diyerek kendimi de işin içine kattığım için sözlerim önce banadır.

Kimseyi hedef almadım.

Tabiatta olan her olayda, çöldeki sayısız kumlar arasında tek başına duran kumun da etkisi olduğunu bildiğimden hep kendimi de kattım.

Bu arada çalıştığı dairede aldığı abdestin su parasını bir şekilde devlete geri ödemenin yollarını bulan insanlarımızın varlığını biliyorum.

Görev yaptığı hayır kuruluşunda çay içmeyen, hayır kuruluşunun arabasına binmeyen, kendi imkânlarıyla yardıma devam eden ama bunu kimseye çaktırmamaya çalışan insanlarımızın da olduğunu biliyorum.

Her akşam anne ve babasının gönlünü almadan yatağına girmeyen delikanlıları da biliyorum.

İstanbul da beş cami, bir İmam-Hatip okulu, iki Kur an kursu yaptırdığı, elinden yeni lira ile trilyonlar geçtiği halde teknisyenlikten emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanları da tanıyorum.

Kıyıda köşede bunlardan çok miktarda var.

Bu kadar bozulmamıza rağmen bu milletin bu dinden uzaklaşması gerekirken daha fazla yaklaşması bu tür insanlarımızın her mahalle ve sokakta sessizce hizmet etmelerinden kaynaklanmamaktır.

"Eeee bunları da tanıyalım" demeyelim. Şöhret afetine dayanabilen adam çok azdır.

Kendisi görülmeyen, yaptığı iyi işler görülen, kendi yaptığına dönüp bakmadan daha iyisini yapmaya yönelen, alkışları duymayan, bir garip gibi ölen, üç gün sonra duyulan, Salih iki kişinin "İyi insandı" şahitliğine mazhar olan insanları sevelim, sayalım, iyi işlerine yardım edelim ve ümidimizi kesmediğimiz gibi bize ümit bağlayanların güvendiği dağlara haramlar yağdırmayalım.